1. YAZARLAR

  2. Hüseyin Gülerce

  3. YAŞ'ta neden ihraç kararı alınmadı?
Hüseyin Gülerce

Hüseyin Gülerce

Yazarın Tüm Yazıları >

YAŞ'ta neden ihraç kararı alınmadı?

A+A-

20 yıldan beri ilk defa YAŞ toplantısında, ordudan ihraç kararı çıkmadı. Büyük çoğunluğu "irtica" gerekçesi ile TSK'dan son 20 yılda, 1657 subayın ilişiği kesildi. Özellikle 28 Şubat sürecinde (1997-1998) tam bir kıyım yapıldı. 569 subay ve astsubay ordudan atıldı.

Mesleğini seven, en başarılı personel olarak madalyalar alan subaylar, eşinin başörtülü olması, evinde namaz kılınması gibi fişlemelerle, yıldırıcı baskılarla hain muamelesi gördüler. Kadınlar sağlık karneleri için yeniden başı açık fotoğraf çektirdiler. Sorgusuz sualsiz, acımasız bir kıyım yapıldı. O subayların şerefi, haysiyeti, mesleğe olan bağlılığı hiçe sayıldı.

Atılan subayların belediyelerde işe girmesi bile yasaklanmıştı. Ailece perişan oldular. Atıldıktan sonra bile yakın takibe alındılar. Onlara iş vermeye kalkanlar fişlendi, tehdit edildi... Pekiyi şimdi ne oldu da, başka gerekçelerle atılanlar da dâhil, kimse ordudan ihraç edilmedi? Bu, referandumun, daha neticesi belli olmadan sağladığı ilk somut sonuçtur. Referandumun adı bile ihraçları önledi. Çünkü oylayacağımız maddeler arasında, TSK'dan atılanlara artık yargı yolunu açan bir madde de var. Referandumda evet çıkması halinde, TSK'dan ilişiği kesilenler yargıya gidip haklarını arayabilecekler. İşte ihraçları frenleyen budur.

Hakeza, referandumda evet çıkması halinde, HSYK'nın meslekten attığı yargı mensuplarına da hak arama yolu açılıyor. Ferhat Sarıkaya isimli savcıyı unutmadık. Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Büyükanıt'ın çağrısı ile toplanan HSYK; Şemdinli davasının savcısı Sarıkaya'yı meslekten atmış, avukatlık yapmasını da yasaklamıştı. Artık Ferhat Sarıkaya'lar öyle şak-tak meslekten ihraç edilemeyecek. Bir şey daha var. "Evet" sonucu, geçmişe dönük bütün YAŞ ve HSYK mağdurlarına da hak arama yolunu açacak. Yeri gelmişken referandum paketindeki iki maddeyi daha hatırlatayım. Memurlara ve diğer kamu görevlilerine verilen disiplin cezaları da, yargı denetimine açılacak. Haksız ceza aldığını düşünen memur, mahkemeye gidebilecek. Bir başka değişiklik, devlet kurumlarının kendisine haksız işlem yaptığını düşünen, kötü muameleye uğrayan vatandaş, mahkemelere başvurup yıllarca sürünmekten kurtulacak. Çünkü bizde, devlet yanlış yapmaz. Devleti dava edenler ayıplanır. Mahkemeye başvuranın iflahı kesilir. Şimdi o da sona erdirilecek. Meclis'e bağlı oluşturulacak kamu denetçiliği (ombudsmanlık) aracılığı ile vatandaş, sorununu mahkemeye gitmeden çözebilecek.

"Hayır" diye direten ve meseleyi siyasallaştırıp "AK Parti'den kurtulma"ya indirgeyenlerin, vicdanlarına tek bir soru sormak lazım: Masum, çaresiz, sahipsiz subaylara, savcılara, memurlara, bütün vatandaşlara yapılan haksızlıkları ortadan kaldıracak bu 4 değişiklik bile evet demeyi gerektirmiyor mu? Şahsen ben, CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu'ndan, "Referandumun, Malatya'nın kayısısına, Ordu'nun fındığına ne faydası var?" diye soracağına, hiç olmazsa şu dört maddeden meydanlarda bahsetmesini isterdim. Ama asla yapmayacak... Öfke baldan tatlı, siyasette rakiplere sataşmak, bildiğini okumak hepsinden tatlıdır... Hele referandum paketindeki değişiklikleri bırakıp, Başbakan'a "seni Yüce Divan'a göndermezsem namerdim..." diye gürleyen Sayın Bahçeli'ye ne demeli? Arkadaş, kendini yargının yerine koyduğunun da mı farkında değilsin? Sen gelince diktatörlük mü olacak? (MHP yöneticilerinin kızacağını biliyorum ama sormadan edemeyeceğim: Tunceli'de yol kesip, insanlara "hayır oyu vereceksiniz, yoksa sonunuz kötü olur" diyen PKK'lılar ile aynı hayır cephesinde fotoğraf vermek, rahatsız edici değil mi?)

AK Parti'yle derdi olan hesabını bir yıl sonraki genel seçimlerde görür. Referandum, Türkiye'de demokratikleşmenin güç kazanması, yani ülkemizin geleceği açısından önemli. Evet çıkması halinde, vesayetin surlarında ilk defa gedik açılacak. Teker, tümseği aşacak. Demokrasi güç kazanacak, vesayetin kolu kanadı kırılacak...

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT