1. YAZARLAR

  2. Abdullah Yıldız

  3. “Yaşayan Kur’ân” Hz. Muhammed (s.)
Abdullah Yıldız

Abdullah Yıldız

Yazarın Tüm Yazıları >

“Yaşayan Kur’ân” Hz. Muhammed (s.)

A+A-

Kitab nedir, iman nedir bilmeyen (Şûrâ 42/52), kendisine Kitab’ın vahy edileceğini ummayan (Kasas 28/86) ve insanlığın kurtuluşu için ne yapacağını ararken, Alemlerin Rabbi tarafından kendisine yol gösterilen (Duha 93/7) Hz. Muhammed (s.) aslında Kur’ân’la doğmuştur.

Kur’ân olmasa idi, ‘ümmi’ Muhammedü’l-Emîn, ‘Alemlere Rahmet Muhammed Mustafa aleyhisselatu vesselâm’ olmazdı. O (s.), Kur’ân’ın hem muhatabı, hem tebliğcisi, hem uygulayıcı, hem de uygulatıcısı idi. Kur’ân onun şahsında en mükemmel şekilde canlandı, tecessüm etti. O “Yaşayan Kur’ân” oldu. O’nun ahlakı bizzat Kur’ân’dı. O, insanlara Kur’an’ı okumak ve öğretmekle, onunla arınıp insanları da arındırmakla görevlendirildi.
“Nitekim kendi aranızdan, size âyetlerimizi okuyan, sizi her kötülükten arındıran, size kitap ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik.” (Bakara/151)
“Andolsun, Allah, mü’minlere kendi içlerinden; onlara âyetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.” (Al-i İmran/164)
İnsanlara Kur’ân’ı okuyup öğreten, Kur’ân’la arınıp arındıran Rasûlüllah’ın (s.) ahlakı da Kur’ân oldu.
Ashab-ı kiramdan Sa’d b. Hişam (r.a), Rasûlüllah’ı en iyi tanıyan Hz. Âişe annemize (r.anhâ) sorar:
-“Bana Rasûlullah’ın (s.) ahlâkından haber verir misiniz?” Hz. Âişe (r.anhâ):
-“Sen Kur’an okumuyor musun?” diye karşı bir soru ile cevap verir. Sa’d (r.a):
-“Evet, okuyorum” deyince, Hz. Âişe annemiz(r.anhâ):
-“İşte onun ahlâkı Kur’ân’dır” der. (Bu ve aşağıdaki rivayetler, Hayatü’s-Sahabe, 3/91-92’den)
Bir rivayette “Kur’ân insanlara en üstün ahlak kurallarını getirmiştir” ilavesi de vardır.
Yine bir rivayette Ebu’d-Derda(r.a), Âişe annemize Rasûlullah’ın(s.) ahlâkını sorar. Şu cevabı alır:
-“Onun ahlâkı Kur’ân’dı. O, Kur’an’ın razı olduğuna razı olur, Kur’ân’ın kızdığına da kızardı.”
Başka bir rivayette; yine Rasûlullah’ın(s.) ahlâkını soranlara Hz. Âişe annemiz (r.anhâ), şu cevabı verir:
-“Sen Mü’minûn suresini okumuyor musun? Onun birinci ayetinden onuncu ayete kadarını oku. İşte Rasûlüllah’ın ahlâkı böyleydi” der. Bu âyetler; huşû ile namaz kılan, boş işlerden yüz çeviren, zekâtı veren, iffetini koruyan, emanet ve ahitlerini gözeten, namazlarını koruyan müminlerin kurtulacağını söyler.
Rasûlüllah’ın (s.) örnek ahlâkı, elbette bu on âyetten ibaret değildi; onun ahlakı bütünüyle Kur’ân’dı.
Yine Âişe (r.anhâ) annemiz; “Hiç kimse ahlak bakımından Rasûlullah’tan daha güzel değildir. Onun ashâbından veya aile efradından kim onu çağırmış ise, o ona karşı “Buyurun, lebbeyk!” demiştir. İşte bütün bunlardan dolayı Allah, “Kesinlikle sen büyük bir ahlâk üzerindesin” (Kalem 68/4) buyurmuştur” diyor.
Rasûlüllah’ın (s.) “büyük ahlâkı” (huluqun azîm) davetin zorlu ve dinamik şartlarında şekillenir. Kalem sûresi baştan sona, İslâm davetini engellemek isteyen zorbalara boyun eğmemeyi tavsiye buyurur.
Rabbimizin risalete hazırlayıp vahiyle eğittiği Rasûlüllah (s.), “en güzel örnek” haline Kur’ân’la gelir.
“Andolsun, Allah’ın Resûlünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek (usvetün hasene) vardır.” (Ahzab/21)
Ahzâb suresinin 9-27. âyetlerinde, Hendek savaşının zorlu şartlarında Rasûlullah’ın (s.) bir avuç müminle birlikte düşman kuşatmasına karşı direnerek sergilediği en güzel mücadele ahlakı bizlere örnek gösterilir.
Elbette Rasûlullah’ın (s.) büyük/kuşatıcı ve örnek ahlâkı, her hâlinde görülür ve bütün ilişkilerine yansır. Bireysel işlerinden aile ilişkilerine, ticaret hayatından devlet yönetimine, diplomatik ilişkilerinden cihad ve savaş hukukuna, cami-cemaat âdâbından akrabalık ve komşuluk haklarına kadar bütün iş ve ilişkilerini kapsayan bir ahlak. “Ben güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim” buyurması; bu büyük/kuşatıcı ahlâkı işaret eder. “Sizin en hayırlınız, ahlak yönünden en güzel olanınızdır!” hadisi de, bu ahlâkı kuşanan müminlerin, Allah katında en değerli; kadir bilir insanlar nezdinde de en itibarlı olacağını beyan eder.
“Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.” (Tevbe/128)
Ahlâkı Kur’ân olan Peygamberimizin (s.) “Kutlu Doğum”unu idrak etmek; O’nun bizlere getirip öğrettiği Kur’ân’ın ahlâk ilkelerini hayata hâkim kılmak ve “Kur’ân Yılı”nda Kur’ân’ı anlamak ve yaşamak demektir.

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT