1. HABERLER

  2. HABER

  3. “Yasaklı Türkiye'yi Savunan AK Parti'de Olmayacak”
“Yasaklı Türkiye'yi Savunan AK Parti'de Olmayacak”

“Yasaklı Türkiye'yi Savunan AK Parti'de Olmayacak”

Başbakan Davutoğlu, “Yasaklı bir Türkiye'yi savunan kim varsa AK Parti'de olmayacak. Yolsuzluklara müsamaha gösteren hiç kimse AK Parti'de olmayacak. Hepimiz bununla ortak mücadele edeceğiz.” dedi.

A+A-

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Konya'dan katıldığı TRT'nin canlı yayınında gündeme dair soruları yanıtladı.

Başbakan Davutoğlu, 7 Haziran'daki seçimin sonuçlarından AK Parti'nin gerekli mesajları aldığını, o gün yaptığı konuşmada “Biz sizin mesajınızı aldık, AK Parti'nin kendini yenilemeye ihtiyacı var. Bize verdiğiniz mesajla bilin ki bu parti yoluna kararlı bir şekilde devam edecek ama aynı zamanda yenilenme ve kendini gözden geçirmesi gereken hususlar varsa da gözden geçirecek.” sözlerini dile getirdiğini anımsattı.

Başbakan Davutoğlu, 7 Haziran seçimleri sonrasında üzerlerine düşen ödevleri yaptıklarını, AK Parti'nin üzerindeki psikolojik baskıyı, bezginliği attıklarını ve miting meydanlarındaki coşkunun bunun göstergesi olduğunu dile getirerek “Her yerde AK Parti'nin kitlesi ve heyecanı var. 7 Haziran'da iktidar olmamış olmanın o psikolojisi aşıldı. AK Parti'nin kendisine çeki düzen vermesi için gerekeni yaptım mı? Yaptım, her türlü araştırmayı yaptık, her yerde yaptık.” dedi.

“Yasaklı Bir Türkiye'yi Savunan Kim Varsa AK Parti'de Olmayacak”

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, AK Parti Genel Başkanlığı döneminde “3Y” olarak ifade ettiği, “yolsuzluklara, yoksulluğa ve yasaklara savaş” ilkesinden de taviz verilmediğini, verilmeyeceğini dile getiren Davutoğlu, “Yasaklı bir Türkiye'yi savunan kim varsa AK Parti'de olmayacak. Kim yaparsa yapsın yolsuzluklara müsamaha gösteren hiç kimse AK Parti'de olmayacak. Hepimiz bununla ortak mücadele edeceğiz. AK Parti'nin temel meselesi, yoksullukla mücadelece olacak. Elimizden geleni yaptık, yapmaya devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Devlet Adamının Tereddüdü Ülkenin Mahvına Sebebiyet Verir”

Türkiye'nin 20 Temmuz ile 23 Temmuz arasında IŞİD, DHKP-C ve PKK tarafından eş zamanlı saldırıya muhatap olduğunu hatırlatan Başbakan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Suruç, Ceylanpınar, Adıyaman, Diyarbakır saldırıları. Geçici hükûmet olarak ‘Ben geçiciyim.’ diyebilirdim. Başbakan olarak nihai sorumluluk bende, bu terörle mücadele konusunda bir gün herhangi bir hukukî hesap sorma meselesi olursa sorumluluk bende. Silahlı kuvvetlere talimatı ben verdim. Diyebilirdim ki ‘Bekleyeyim, 1 Kasım geçsin. O zaman tam 1 Kasım oluşmadı ama ‘Bir hükûmet kurulsun, koalisyon hükûmeti, onunla birlikte paylaşalım bu sorumluluğu ya da bekleyeyim seçim olacaksa neticeyi görelim.’. Öyle demedik. Eğer orada tereddüt etseydik, bir devlet adamının en zor anda tereddüt etmesi bir ülkenin mahvına sebebiyet verir. Tereddüt etmedik, kararı aldık. 30 yıllık terörle mücadelede ilk defa tek bir terör örgütüyle mücadele başlamadı. Daha önce 80'li yıllarda, 90'lı yıllarda, 2000'li yıllarda, biz iktidarken de 2007 sonrası Dağlıca baskını, 2011 Silvan baskını sonrasında başlayan mücadeleler PKK'ya odaklı bir şeydi. Şimdi ise DEAŞ, PKK, DHKP-C ile aynı anda mücadele etmek zorunda kaldık.”.

“Ağzımdan Herhangi Bir Kesimi Ötekileştiren Bir Söz Çıktı mı?”

Başbakan Davutoğlu, Türkiye'nin ilk defa sadece Irak'tan değil Suriye sınır boylarındaki belirsizlikten kaynaklı tehditle karşı karşıya kaldığına işaret ederek şu değerlendirmelerde bulundu:

“Biz çok ciddi bir meydan okumayla bu sınırları kontrol ettik. İlk defa bir seçim sonrasında mücadele başladı ama önümüzde bir seçim daha vardı, belirsizlik vardı. MHP'ye, CHP'ye, HDP'ye oy veren vatandaşlarıma sesleniyorum, Allah aşkına vicdanlarına sorsunlar o günden bugüne benim ağzımdan herhangi bir kesimi dışlayan, ötekileştiren bir söz çıktı mı? O günden bu güne terörle mücadele yaparken Kürt vatandaşımızı, Alevi vatandaşımızı, Sünni vatandaşımızı, bunları özellikle zikrediyorum çünkü Kürt vatandaşlarımızı istismar eden PKK, Alevi vatandaşlarımızı istismar eden DHKP-C, Sünni vatandaşlarımızı istismar eden DEAŞ var. Hiçbir vatandaşımızı rencide etmeden üçüne birden kararlı bir mücadele gösterdik. Yine herkes vicdanına sorsun, bir an dahi bu ülkede geçici bir hükûmet var diye bir belirsizliğe izin verdik mi, bir an dahi bu ülkede bir yönetim boşluğunun oluşmasına izin verdik mi? Hayır.”.

“Hangi Kararsız Mücadeleden Bahsediliyor”

“Terörle mücadele”de MHP ve CHP'nin ortak hareket etmeye yönelik olumlu yanıt vermediği belirtilerek, bu konuda bir uyuşmazlık, mücadele konseptinde bir eksiklik veya başka bir uyuşmazlığın olup olmadığı sorulması üzerine Davutoğlu, “Ben burada mâlesef bir fırsatçılık görüyorum.” diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu, kararlılıkla mücadele ettiklerine dikkat çekerek, “Daha ne yapılabilir? Silahlı kuvvetlerin 7'nci, 8'inci, 9'uncu kolorduları, emniyet birimlerimiz, İçişleri Bakanlığı’mız net Başbakanlık direktifi, talimatı hem yazılı talimat, elinizi tutan hiçbir şey olmayacak. Madem ki bunlar Türkiye'ye savaş açmışlardır sonuna kadar gidilecek, hadlerini bildirip Türkiye'yi bu kaos ortamında huzurlu limana ulaştıracaksınız. Şimdi bütün gizli şeyleri açıklayacak değilim ama Genelkurmay Başkanı’mız, bütün silahlı kuvvetlerimiz, polisimiz, jandarma burada hangi kararsız mücadeleden bahsediliyor.” diye konuştu.

“Kimse de Bize ‘Rafa Kaldırdın.’ Filan Diyemez”

HDP'yi de eleştiren Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Çözüm Süreci'ni rafa kaldırmışız. Bir defa biz mi kaldırdık? Ceylanpınar'da iki polisimizi gece ensesinden öldürerek şunu demek istediler o gün, emin olun sabah haber bana geldiğinde ilk sorduğum soru şu oldu: ‘Burada bir provokasyon olabilir, yeni bir çatışma ortamı çıkabilir, tetkik edin ve emin olun ki bu bölücü terör örgütü tarafından yapılmış olsun.’. 3-4 saat içinde hem telsiz konuşmaları önüme geldi bunların kendi aralarında, neredeyse bu alçakça saldırıyı yapanı tebrik eden konuşmalar hem de kamuoyuna açıkladılar. Şimdi Demirtaş hesap versin bakalım, o saldırıyı kim planladı, kim yaptı? Verdikleri mesaj açıktı, ‘Biz Ceylanpınar’da kamu görevlisini böyle cezalandıracak güçteyiz, kamu düzeni artık yoktur.’. Öyle mi? Biz o zaman Kandil'de de terör olmayacağını gösteririz onlara, kimse de bize ‘Rafa kaldırdın.’ filan diyemez. Nitekim ondan sonraki 3 gün içinde 458 hedefi vurduk. Şimdi burada kim bitirdi? 2013 mayısında çekilmesi gereken silahı unsurlar niye çekilmedi?”.

“6-7 Ekim Olaylarında Sizin İş Yerlerinizi, Binalarınızı Kim Yıktı, Kim Yaktı?”

“Buradan da Kürt vatandaşlarıma sesleniyorum, 6-7 Ekim olaylarında sizin iş yerlerinizi, binalarınızı kim yıktı, kim yaktı? 2013 mayısından bu yana Çözüm Süreci ortamı içinde biz bütün iyi niyetli çabamızı gösterirken bazı iş adamlarını haraç için dağlara kim kaldırdı, Diyarbakır annelerinin çocuklarını kim götürdü? Biz bunları tek tek tespit ettikten ve artık bize meydan okuyan bir yapı, tutum olduğu için gereğini yaptık. MHP ve HDP'nin bakışlarındaki iki uç nokta bu. Biz öyle bir Türkiye özlemi içinde bu süreçleri yürütüyoruz ki her siyasî parti Türkiye'nin her yerinde rahatlıkla çalışabilsin, herkes özgürce fikirlerini üretebilsin, herkes özgürce konuşabilsin, kimseye bir sınır gelmesin, Meclis'te rekabet edelim ama hasım olmayalım.”.

“Ayrımcı Dili Yerle Bir Edelim”

“Herkes kendi mahallesinden çıksın kucaklaşalım.” cümlesini sürekli olarak dile getirdiğini belirten Başbakan Davutoğlu, “Ayrımcı dili yerle bir edelim.” çağrısında bulundu.

Davutoğlu, 1 Kasım'da yeni siyaset dilinin bu olacağı ümidiyle bir seçime gittiklerini anlatarak, bunu da yapabilecek tek partinin AK Parti olduğunu vurguladı.

Alevi ve Kürt vatandaşların ortak hedef üzerinde bir katılım sorunlarının olup olmadığının sorulması üzerine de Davutoğlu, “Tabî her şey düzeldi, her şey çözüldü dememiz çok zor. İnsan olan her yerde çok güzel işler olduğu gibi hatalar da olur. Önemli olan ortak akıl, ortak kültür vasatında hataları minimize etmek. Siyasetin omurgasını, tahkir eden bir omurga olmaktan çıkarıp, kabul eden, aidiyet hisseden, muhabbet dili hisseden bir yere taşımak. Bütün mesele bu. Bu sorunların hepsini biz kendi irademizde aşarız. Eğer biz irademizde aşma birliği, beraberliği gösteremezsek başkalarının iradelerine mahkûm olmaya başlarız ki ülkelerin halkların sonunu getiren de budur.” açıklamasını yaptı.

AA

HABERE YORUM KAT