Yargı’yı 3. Ordu’ya bağlayalım

19.02.2010 19:02

Mehmet Altan

Baykal huzursuzlanıyor ise işler iyiye gidiyor demektir. Neden?

Çünkü Şemdinli’de ağzını açmamıştı... Van Savcısı meslekten men edildiğinde susmuştu...

Oradaki sivil mahkemenin 39 yıl 4 ay verdiği sanıklar “askeri mahkemeye” yatay geçiş yapıp ilk celsede tahliye edilince de bunu yadırgamamıştı.

27 Nisan e-muhtırası yayınlanır yayınlanmaz yardımcısı televizyonlara çıkıp bunu virgülüne kadar desteklediklerini söylemişti... Parlamentodaki bir parti, Parlamento’ya karşı bir darbeyi sahipleniyordu.

Üstelik kendisi “eski devlet”in kara yüzü Ergenekon’un da “avukatı” zaten...

Baktım, dün gene heyecanlanmış, anladım ki işler iyiye gidiyor, demek ki pek becerikli olmasa da halk iradesine, sivilleşmeye, demokratikleşmeye doğru kör topal ilerlemekteyiz...

Hükümet, Ergenekon sürecinde AB reformlarını kaldırıp dama atmasa, siyasal milliyetçilik yarışına girmese şimdi böylesine bir toz duman olmayacaktı... İşler çok daha suhuletle gidebilecekti...

“Bir musibet, bin nasihatten evladır” hesabı belki bundan sonra akıllar başa gelir...

***

Van Savcısı Ferhat Sarıkaya’yı meslekten kim “men” edip avukatlık etmesini bile engelledi?

İktidarın yeşil ışığıyla Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu.

Neden?

İddianameye o zamanın Kara Kuvvetleri Komutanı’nı karıştırdığı için.

Askeri suçlamanın cezası meslekten men edilmek midir?

Tabii ki değil.

Peki, bu nasıl oldu?

Eski Genelkurmay Başkanı canlı yayında açıkladı, hem anayasal suça giren e-muhtırayı bizzat yazmış, hem Van Savcısı’nı attırmış, hem de dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı’nın işten el çektirilmesini sağlamış.

O zaman, şimdi “Saray” tribünlerinde ayağa kalkanların hiçbirinde en ufak bir hareket görmemiştim.

Sadece kamuoyu vicdanı şakır şakır kanamıştı, şimdi de kanamaya

devam ediyor...

Böyle bir ülkeye “hukuk devleti” denir mi ki şimdi hukukun yitirildiği

söylenmekte?

Buralarda ne zaman hukuk oldu ki hukukun çiğnendiği iddia edilmekte?

“Eski devlet” anlayışı hâkimiyetini yitirmeden de hiçbir zaman “hukuk” olmaz zaten...

***

Bugünkü heyecan sebebi ne?

Galiba durum pek farklı değil...

Hatırlayın...

Erzincan’daki Üçüncü Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk, Ergenekon soruşturması kapsamında şüpheli olarak ifade vermesi için daha önce Erzurum’a davet edilmişti. Orgeneral Saldıray Berk’e 9- 14 Şubat arasında gelmesi bildirildi.

Ancak Orgeneral, “hukuk devletiyiz” ya Erzincan Merkez Komutanlığı aracılığı ile gönderilen davete icabet etmedi.

İkinci bir davet daha yapıldı...

Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı Sinan Kuş, Üçüncü Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray

Berk’e Ergenekon soruşturmasında “şüpheli”

sıfatıyla ifade vermesi için 26 Şubat’a kadar süre verildiğini açıkladı.

Savcı Sinan Kuş, “yine Merkez Komutanlığı aracılığıyla davette bulunacağız. İfadesi mutlaka Erzurum’da adliyede alınacak. Ordu Komutanı’nın gelmemesi halinde yasal prosedür işleyecek” dedi.

Şu ayrıntıyı da unutmamak gerek:

HSYK’nın acilen “özel yetkililerini” aldığı Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal, geçen hafta İstihbarat Şube’de görevli bir astsubayın odasında arama yapmak için mahkeme kararıyla birlikte Üçüncü Ordu Komutanlığı’na gitmiş, ancak içeri alınmamıştı.

Cumhuriyet Başsavcısı Kuş, önceki gün konuya da şöyle değindi:

“Genelkurmay’ın kararıyla Ordu Komutanlığı’na giremeyecekleri bildirilmiş. Biz de Genelkurmay Başkanlığı’na yazı gönderdik. Böyle bir talimatın verilip verilmediğini öğreneceğiz. Gelen yazıya göre de mahkeme kararını uygulamaktan kaçınan Üçüncü Ordu Komutanlığı hakkında soruşturma açılabilinecek.”

***

Herkes bu sorunun nasıl aşılıp aşılamayacağını sormakta.

“Aşılmaktan” ne kast ediliyor acaba?

“Ergenekon’un” üzerini tamamen kapatarak tek parti zihniyetini devam ettirmeye yönelik bir “aşılma” söz konusu ise, benim önerim “yargıyı 3. Ordu’ya bağlamaktır”.

Yok, tam tersine...

Demokratikleşme,

sivilleşme, normalleşme, halk iradesi ve hukukun “Saray’ı” da denetleyebilmesi ise...

O zaman da referandum ve AB sürecine sonuna kadar abanarak 12 Eylül Rejimi’ni tamamıyla berhava etmektir...

Sistem ve rejimi bir

bütün olarak hedeflemedikçe, kurnazlık aklı yemekte çünkü...

 

Melih Aşık’a not:

Dünkü yazındaki bana ait parasal iddiaları ispatlayamazsan, yazarlık kisvesi altında iş gören “kullanışlı” bir gazeteci olduğun iyice ortaya çıkacak.

Bir nebze haysiyetin, onurun, dürüstlüğün varsa o yazdıklarını kanıtla, belgelerini göster.

Koskoca adam oldun hala böyle yalanlar yazmaya utanmıyor musun?

Daha ne kadar böyle yalanlarla, “andıçlarla” kendini kullandıracaksın?

STAR

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim