1. YAZARLAR

  2. Mustafa Şentop

  3. Yargıtay'ın bozma kararının anlamı
Mustafa Şentop

Mustafa Şentop

Yazarın Tüm Yazıları >

Yargıtay'ın bozma kararının anlamı

A+A-

Ergenekon davasının devamı ve akıbeti konusunda tartışmaların yaşandığı sırada, Yargıtay'ın Danıştay suikastıyla ilgili dava hakkındaki kararını çok olumlu bir gelişme olarak görmek gerekir.

Danıştay suikastı, Ergenekon terör örgütüne yönelik ithamların odağında yer alan bir olaydı. Örgütün bir darbeye ortam hazırlamak olan nihai amacının gerçekleştirilmesi için Danıştay saldırısı çok önemli bir aşama olmuştur. Örgütün amacına ulaşmak için neler yapabileceğini göstermesi bakımından da açık bir örnek idi. Danıştay suikastıyla ilgili davanın ve yargılama sırasındaki sanık beyanlarının AK Parti'yle ilgili kapatma davasında da "delil" olarak kullanıldığını hatırlamak gerekir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Danıştay suikastı davasını Ergenekon davasından ayıran kararı bozarak soruşturma ve yargılama süreçlerine önemli bir destek vermiştir. Danıştay davası, özellikle asıl failin ilk beyanları öne çıkartılarak, Türkiye'nin alışık olduğu bir mecra içine sevk edilmeye çalışılmıştır. Suikastla hedeflenen de zaten budur. Olayın hemen akabinde, failin beyanları üzerinden, başta Danıştay yöneticileri olmak üzere devletin önemli kurumlarında görevli kişilerce yapılan açıklamalar, saldırıyı planlayanların amacına ulaşmada bir ölçüde başarı sağladığını göstermekteydi. Saldırının, beklendiği gibi, başörtüsü çerçevesinde bir olay olarak algılanması sağlanmıştı. Bu algıyı bozacak olan yargılama süreciydi. Yerel mahkeme, tahkikatını derinleştirse, sonradan ortaya çıkan ilişkileri dikkate alsa ve özellikle, bazı sanık avukatlarının taleplerini gerektiği şekilde değerlendirebilseydi, Danıştay davasının bağımsız bir dava olmadığını ortaya çıkartabilecekti. Şimdi yerel mahkemenin yapamadığını Yargıtay gerçekleştirmiş, Danıştay davasını doğru adrese gönderecek yolu açmıştır.

Yargıtay'ın kararı, Danıştay davasına ilişkin bir karar olmuş olsa da, kanaatimizce, Ergenekon davası ile ilgili olarak da bazı tereddütlere ışık tutacak niteliktedir. Ergenekon davası yerel mahkemelerdeki yargılama sürecini henüz tamamlamadı, bu sebeple Yargıtay'ın önüne henüz gitmedi. Ancak, bu türden davalarla ilgili olarak, yüksek mahkemelerin genel tutumları konusunda bazı haklı endişeler bulunmaktadır. Genellikle, "devlet"i koruma tutumu, yüksek mahkemelerin bazı kararlarını tartışmalı hale getirebilmektedir. Mesela, Şemdinli davasında yaşananlar, özellikle, davanın askerî mahkemenin görev alanına taşınmasına yol açan kararlar ciddi bir hukuk tartışmasını haklı kılacak niteliktedir. Yargıtay'ın Danıştay davasıyla ilgili kararı, bu bakımdan, Ergenekon davasının istikbaline daha fazla bir ümitle bakmamızı sağlayacak niteliktedir.

Yargıtay'ın, Danıştay davası ile Ergenekon davasının birbiriyle ilişkili olduğuna ve birleştirilmesi gerektiğine dair kararı, teknik olarak bir "bozma" kararıdır. Bu karar üzerine Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin önünde iki seçenek bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin gerekçelerini benimsemeyerek, vermiş olduğu kendi kararında ısrar etmektir. Bu durumda, dava Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun önüne gidecektir. Bazen farklı örnekler görülse de, Danıştay davasının içeriğini de göz önüne alırsak, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 9. Ceza Dairesi'nin kararı istikametinde davayı sonuçlandırmasını bekleyebiliriz. Yerel mahkemenin önündeki ikinci seçenek ise, Yargıtay'ın bozma kararına uyması ve iki davanın birleştirilmesini benimsemesidir. Her iki seçeneğin de, sonuçta iki davanın birleştirilmesine yol açacağını şimdiden söylemek mümkündür.

Yalnız, burada bir noktaya değinmek gerekir. Danıştay davası ile Ergenekon davası birleştirilecekse, hangi mahkemede birleştirilecektir? Danıştay davasına bakan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde mi, yoksa Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde mi? Her iki mahkeme de birleştirilen davaların kendi mahkemesinde görülmesi gerektiğini iddia edebilir. Böyle bir durumda, birleştirilen davaların hangi mahkemede görüleceği Yargıtay kararıyla belirlenecektir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin bozma kararı Ergenekon davasının Ankara'ya taşınmasına da yol açabilir. O zaman, bir önceki paragrafta söylediğimiz, istikbale ümitle bakma önerisinden rucû etmemiz gerekecektir.

İki davaya birlikte bakıldığında, Danıştay davasının bir "cüz/parça" olduğu, "bütün"ün Ergenekon davası olduğu açık bir şekilde karşımıza çıkmaktadır. Ergenekon davası içinde bulunan birçok olaydan biri de Danıştay suikastıdır; bu olay da diğerleri gibi, "terör örgütü"nün, amacına ulaşmak için gerçekleştirdiği eylemlerden biridir. O halde, asıl dava Ergenekon davasıdır; birleştirmenin Danıştay davasını Ergenekon davasına "katarak" gerçekleştirilmesi lazımdır. Bu mantıkî bir zarurettir. Bütün parçaya değil, parça bütüne eklenir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin kararında yer alan değerlendirmeler, kanaatimizce, Ergenekon davasının Ankara'ya taşınmasını değil, Danıştay davasının İstanbul'a taşınmasını sağlayacak mahiyettedir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Danıştay davası ile ilgili 9. Ceza Dairesi'ne vermiş olduğu mütalaa, davanın Ankara'da görülmesi, ancak tahkikatın genişletilmesi ve Ergenekon ilişkisinin değerlendirilmesi gerektiği yönündeydi. 9. Ceza Dairesi'nin bozma gerekçesi ise daha kapsamlı bir sonucu öngörmektedir.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT