Yargıtay’a üye seçimi, niçin önemli?

07.01.2010 04:19

Ali İhsan Karahasanoğlu

HSYK’nın, Yargıtay’a seçeceği üye konusu, gündemdeki yerini gittikçe artarak alıyor..

Konu niçin önemli? Çünkü tartışılan konu; Ergenekon davasının nihai itirazının yapılacağı Yargıtay’daki 250 hakimden 33’ünün belirleneceği bir tartışma..

Tartışılan konu; darbe yapma iddiası ile yargılanacak olan dört Kuvvet Komutanı hakkında son kararı verecek olan Yargıtay üyelerinin % 15’inin belirlenmesi tartışması..

Tartışılan konu; Osman Kaçmaz’ın, Faruk Eminağaoğlu’nun ve daha birçok önemli ismin yargılanacağı davalarda, mahkûmiyet veya beraat kararı verecek yargı organının her 6 üyesinden birisinin belirlenmesi tartışması..

Tartışılan konu; parti kapatma davası açma tekelini elinde bulunduran Yargıtay Başsavcısı’nı seçecek heyetin dengesini bozacak sayıda, üye seçimi konusu.. Ki, o başsavcının, sudan sebeblerle bazı partilere dava açıp, bazı partilere de, açıkça terör örgütü yöneticiliği suçlamaları olmasına rağmen dava açmadığını hatırlatalım.. Ne kadar keyfî kararlar alabildiğine dikkat edelim..

Bu tartışma, gerçekten çok önemli bir konu.. Önemli ama..

Aslında tartışılan bir şey yok.. Dayatılan tercihler var.. Adamlar tercihlerini çoktan yapmışlar.. Yıllardır aynı tercihleri tekrar edip duruyorlar..

Bu tercihler şunlar..

Yüksek yargıya seçilecek üyeler, Ali ismi ile ilintili isimler olmalı. Adayın ya kendi adı Ali olmalı, ya da ailesinde Ali ismi olmalı. Hele ailede Haydar da varsa, aliyyul ala demektir.

İkinci tercih, Ali ismine büyük sempati duyulan illerimizde doğan veya o nüfusa kayıtlı adaylar olmalı...

Hukuk Fakültesi’nden büyük başarı ile mezun olma. Hakimlik savcılık görevinde, verdiği kararların, hazırladığı iddianamelerin, nihai kararlarda başarı oranı pek önemli değil.. Önemli olan, kendisinin veya ailesinden birinin adının “Ali” olması..

Bu notları, adı Ali olan bir hukukçu olarak yazıyorum.

Kimseye garezimiz yok. Kimseye düşmanlığımız yok. Ama önceki seçimlerde olduğu gibi, seçimler “Ali eksenli” olursa.. Yüksek yargıya gidecek özellikle siyasi uzantıları olan davalardaki kararların yönü de, önceden belli oluyor..

Onun için itiraz ediyorum, belli mezhep eksenli seçimlere..

Bir diğer öncelik ise, Ankara Hukuk Fakültesi mezunlarına geçilen kıyak.. (Aslında bunun da, diğer mezhepsel konu ile yakından ilgisi var. Ama anlatımı uzun sürer...)

Türkiye’de, yüksek yargıya üye seçilebilecek 2000 aday varsa, bunların yarısı İstanbul Hukuk, yarısı da Ankara Hukuk mezunudur.

Ama bugüne kadar yapılan seçimlere bakın.. Tercih edilenlerin % 80’i, Ankara Hukuk mezunudur..

Niye? Çünkü yapı öyle kurgulanmıştır..

Seçimi yapanların bile, 4’ü Ankara, 1 tanesi İstanbul hukuk mezunudur!

Evet, yanlış okumadınız. Şu an, karar verme noktasındaki 7 üyeden, bakan ve müsteşarı hariç tutarsak, 4 üye Ankara Hukuk mezunu.. Bir üye İstanbul Hukuk mezunu.. (İşime gelmediği için bakan ve müsteşarı hariç tuttuğumu sananlara söyleyeyim, bakan Ankara, müsteşar İstanbul hukuk mezunu.. Dolayısı ile malum kesimlerin eleştirdiği bakan ve müsteşarda adil bir dağılım var. Ya; el üstünde tutulan diğer üyelerin dağılımında?..)

Kısacası, Yargıtay üye seçimindeki subjektif değerlendirmeler, artık son bulmalı. Oligarşik, mezhepsel, aynı fakülteden mezun olma kıstasları son bulmalı..

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim