1. YAZARLAR

  2. Eser Karakaş

  3. Yargıtay’a çok ağır bir ders
Eser Karakaş

Eser Karakaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Yargıtay’a çok ağır bir ders

A+A-

Yargıtay’ın temel hak ve özgürlüklerle ilgili kararları çağın çok gerisinde.

Bu büyük sorun sadece Yargıtay’la da sınırlı değil; yüksek yargının tümü hukukun temel işlevinin temel hak ve özgürlüklerin korunması olduğunun bilincinde değil.

Onların korumaya hevesli, niyetli ve hatta ısrarlı oldukları şeyler başka şeyler.

Referandum sürecinde de hayırcı sözde hukukçuların hiç girmedikleri konu bu idi.

Nereye kimin, nasıl ve kimler tarafından atanacağı anlamsız tartışmasını yapmaktan hayırcı sözde hukukçular yüksek yargının temel hak ve özgürlüklere ilişkin kararlarının zavallılığını gözden kaçırmak, bu konuyu tartışma dışına çekmek için ellerinden geleni yaptılar.

Oysa, Anayasa Mahkemesi ve HSYK konusu yargıçların kim tarafından atandığı konusu değil, yargının, yüksek yargının ürettiği kararların düzeyi meselesidir.

Allahtan, hayat hükmünü icra ediyor ve takke düşüp kel görünüyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) dün Hrant Dink kararını açıkladı ve yüksek yargımıza çok önemli, ağır bir ders daha verdi.

Bu karar iki davayı birleştiren ortak bir karar; birinci mahkumiyet Yargıtay’ın Hrant Dink’i TCK 301’den mahkum ettiği ifade özgürlüğü davasıyla ilgili, ikinci karar ise yaşam hakkına ilişkin.

Bugün özellikle ifade özgürlüğü meselesini

ele almak isteyeceğim.

Yargıtay ve bütünüyle yüksek yargı başka konulara kafayı takacaklarına ifade özgürlüğü konusunda çağdaş, evrensel hukuku temel alsalar idi, Türkiye bugün içine düştüğü, Yargıtay tarafından düşürüldüğü bu ayıptan kurtulmuş olacak idi.  

Dink davasında Yargıtay, bir ilköğretim çocuğunun dahi okuduğu zaman doğru anlayacağı bir metni yanlış okudu, bilirkişinin ve savcının olumlu görüşlerine rağmen Hrant Dink’i yazdığı bir yazı nedeniyle 301’den mahkum etti.

Dava AİHM’e geldi ve bir kez daha AİHM Yargıtay kararını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı buldu.

Bu AİHM kararı Yargıtay’ın alamadığı kaçıncı hukuk dersidir acaba?  

Yargıtay hakimleri (Dink kararında mahkumiyet için oy verenler) Anayasa’nın 90. maddesini ısrarla hukuka, Anayasa’ya aykırı bir biçimde görmezden gelmeyi sürdürüyorlar.

Daha önce de yazdım, önerdim, Yargıtay hakimleri makam odalarına, Atatürk res

minin yanına büyük puntolarla Anayasa’nın 90. maddesinin son paragrafını ve AİHM’in 1976 tarihli Handyside kararının 49. paragrafının tercümesini assınlar, sabahları odalarına girdiklerinde bu iki metni yüksek sesle üç kez okusunlar.

Biliyorum, ne Anayasa’nın 90. maddesinin son paragrafını, ne de hukuk normu olarak TCK 301’in üzerinde olan Handyside kararını hiç sevmiyorlar, bunlar da başımıza nereden çıktı diyorlar (2004 Anayasa değişikliği ile AK Parti çıkardı) ama hukuk demiri keser (onlar askeri emirlerin kesmesine alışıklar ama ne yapalım), Anayasa 90’ı uygulamak bu hakimlerin mesleki mecburiyeti.

Uygulamadıkları zaman Türkiye AİHM’de hep mahkum oluyor, ayıp oluyor, vergi mükellefi tazminatları ödüyor; aslında bu kadar büyük hatalar sonucu alınan tazminat mahkumiyetlerini Yargıtay hakimlerinin ceplerinden ödemeleri gerekiyor, bunu da artık düşünmemiz lazım, vergi mükellefinin kabahati ne?

AİHM’in bu son mahkumiyet kararını gördüğümde 12 Eylül referandumunda yapılan değişikliklerle yargıya atılacak neşterin ne kadar olumlu bir neşter olacağını bir kez daha kavradım.

Yargıtay Başkanımız, referandum sürecine, Anayasa Mahkemesi’nin türban kararına ilişkin görüş açıklayacağına, kendilerinin Anayasa’nın 90. maddesini ve bu doğrultuda mesela son AİHM kararında da gönderme yapılan Handyside kararını (AİHM 1976) neden ısrarla görmezden geldiklerini bir anlatsa da bizler de anlasak.

STAR

YAZIYA YORUM KAT