Yargı reformu gerçekleşir mi?

06.09.2009 05:30

Erhan Başyurt

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Yargı Reformu kapsamında yapmak istediklerini dün İstanbul'da bir grup gazeteci ile paylaştı.

"Strateji" belgesi, yaklaşık dört yıla yayılan bir çalışmanın ürünü.

Yargı kurumlarının tamamının katıldığı mutabakatla hazırlanmış.

10 ayrı alanda yargı reformu öngörülüyor.

Bakanlık, yargı reformları konusunda "Eylem Planı" taslağı da hazırladı.

Bakan Ergin, Eylem Planı'nın Avrupa Birliği'nin 23'üncü Fasıl olarak bilinen yargı mevzuatına uyumlu olduğunu ifade ediyor.

Başka bir deyişle Türkiye'nin, AB üyesi olabilmesi için bu düzenlemeler şart.

Temel hedef, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının artırılması...

Türkiye uzun süredir yargının siyasallaşmasını tartışıyor.

Tartışmalı HSYK kararları, Anayasa Mahkemesi kararları ortada.

Bütün bunlar, yargının itibarını ve güvenilirliğini de zedeledi.

Tartışmalı kararlar kamu vicdanını da yaraladı.

Dolayısıyla AB söz konusu olmasa dahi Türkiye'nin bu reformlara "su" kadar ihtiyacı var.

1982 'darbe' Anayasası, çağın ihtiyaçlarına cevap veremediği gibi, Türkiye'nin demokratikleşme süreci ile de çelişiyor.

AİHM'de en fazla dava kaybeden ülke olan Türkiye'nin, bu reformlara ne kadar çok ihtiyaç duyduğu ortada.

Ancak Türkiye'nin siyasal şartları yargı reformunun da kolay olmayacağını gösteriyor.

Eylem Planı, muhalefet partilerine sunulduğunda tepkilerinin ne olacağını göreceğiz.

Muhalefet partileri Kürt ve Ermeni açılımında olduğu gibi bu kez de "toptan ret" yolunu seçer mi?..

Adalet Bakanı Ergin, ilginç bir şekilde yeni tasarı ile bakanlığı daha geri plana çekiyor.

Mesela, HSYK'da salt çoğunluğu Yargıtay, Danıştay ve kürsüdeki hukuk adamları oluşturuyor.

Cumhurbaşkanı, onay dışına çıkarılıyor.

Aynı şekilde, 21 kişilik HSYK'nın 3 kurula bölünmesini, Adalet Bakanı'nın da bu kurulların rutin toplantısına katılmaması öneriliyor.

Reform Eylem Planı, gelişmiş ülkelerle mukayese edilerek hazırlandığı için bağımsızlık, tarafsızlık ve geniş tabanlı temsili ön plana alıyor.

Yürütmenin müdahale alanını da asgariye indiriyor.

Birinci derece hakim ve savcılara da HSYK'ya temsilci gönderme imkanı veriyor...

"Devrim" niteliğindeki değişik önerileri önümüzdeki günlerde sık sık gündeme gelecektir.

Dilerim, daha iyi bir gelecek için bu süreci olgun fikir teatisi içinde geçirmeyi başarırız.

*

Herkesin telefonu dinlenmiyor ama...

Bakan Ergin, dün bir gazetede yer alan "Telekulak suçüstünde yakalandı" haberine de cevap verdi.

Haber, 8 Mart'ta işlenen bir cinayetle ilgili.

Savcının katil ve maktullerin telefon görüşme kayıtlarını geriye doğru istediği ve 6 Mart tarihli konuşma kaydının da iddianameye delil olarak konduğu iddiası var.

Bu durumda, her vatandaşın telefon konuşmasının sürekli dinleniyor olması gerekiyor.

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı ile görüştüğünü belirten Bakan Ergin, bu şekilde dinlemenin söz konusu olmadığını söyledi.

Ergin, konuşma trafiğinin 5 yıl tutulma zorunluluğu bulunduğunu, savcının talebinin de bu yönde olduğunu söyledi.

Dinleme iznini artık tek merkezde topladıklarını anlatan Ergin, yasadışı dinlemeleri suç haline getirdiklerini kaydetti.

Kısaca, herkes dinlenmiyor. Ama kimin kiminle görüştüğünün trafik kayıtları 5 yıl saklanıyor.

Bakana göre, bunun tek istisnası "tesadüfi dinleme..."

Yani yasal izinle dinlenen bir şüphelinin telefon konuşmalarına sizin de takılmanız.

O zaman bu kayıtlar, tesadüfî de olsa, delil sayılıyor.

Hoş Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt'ün Ergenekon sanıklarıyla konuşması, "tesadüfî" olduğu gerekçesiyle delil bile kabul edilmemişti...

BUGÜN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim