1. YAZARLAR

  2. AHMET MARUF DEMİR

  3. Yanlış Hesabın Acısı Hepimizden Çıkar!
AHMET MARUF DEMİR

AHMET MARUF DEMİR

Yazarın Tüm Yazıları >

Yanlış Hesabın Acısı Hepimizden Çıkar!

A+A-

“Aişe! Kurban etini dağıttınız mı? - Dağıttık ya Resulallah! - Ne kadarını dağıttınız? - Hepsini de dağıttık, bir buttan başka bize kalmadı! -Desene ey Aişe, bir buttan başkası hepsi bize kaldı!”

Kitabın ortasından konuşalım!

Böyle bir konu hakkında uzun zamandır yazmak istiyordum. Fakat coğrafyamızda yaşanan anlık gelişmeler, bu mevzunun sürekli ötelenmesine sebep oldu. Peki, anlık gelişmeler bitti mi? Elbette ki hayır! Fakat bu konunun daha da fazla ertelenmesine vicdanım el vermedi. Belki de siyasi ve askeri olarak karşı karşıya kaldığımız bu süreçte mevzu bahis edineceğimiz konu çok da önem arz etmeyebilir. Ama en azından ve özellikle de şahsımın yaşadığı bölgedeki ekonominin ve dolaysıyla da sosyal hayatın hatta psikososyal durumun geldiği nokta itibari ile artık bu konunun da tartışılması düşüncesine sahibim.

Diyarbekir Sur İlçesi şehir ekonomisine can veren bir yer. Bu yönüyle şehrin kalbi de denilebilir. PKK tarafından yıllardır dağlarda sürdürülen savaşın, “Çözün Süreci” ile beraber şehirlere taşınması/hendeklerin kazılması ve akabinde yapılan operasyonlardan Sur İçi’de nasibine düşeni aldı. Böylece şehrin can damarı da kesilmiş oldu. Bu nedenle bu kez bölgenin kalbi olan Diyarbekir, ekonomik olarak çöktü. Diyarbekir çökünce de bölgenin tümü çökmüş oldu!

Şuan, Sur İçi’ndeki çoğu esnaf bankalardan aldıkları krediler ( Tabi bir de kredi verseler!) ile ayakta kalmaya çalışıyorlar. Bir kısmı kiraladıkları bodrum katlarında işlerini yürütmeye çalışırken bir kısmı da işportacı konumunda… Geceleri şehrin muhtelif bölgelerindeki kaldırımlarda, sergiledikleri malları tüketmenin telaşını yaşıyorlar! Yapılan yardımlar mı? Şuana kadar sadece ÜÇ Bin TL’lik bir nakdi yardım yapılmış. O da sadece basit usul mükelleflere. Büyük işletmelere ise henüz yapılan hiçbir şey yok! Bundan önce ki “Sur Şehri Konuşmaları” yazımızda hatırlarsanız şehir efsanelerinden öte konuşmalardan bahsetmiştim. İşte bu konuşmalara yenileri de eklenmiş… Söylentilere göre; Devlet tarafından bölgeye yardım olarak gönderilen her ne varsa Valilik ve Kaymakamlık tarafından sağlıklı bir şekilde dağıtıl(a)mıyormuş. “Adam kayırmaca” eleştirisi ise ilk maddede!

AVM’lerin çoğalması… Hele ki İnternet/sanal alış veriş imkânları yüzünden hem dünya çapında hem de yerelde küçük esnafın durumu zaten hiç de iç açıcı değildi. Bütün bunların üzerine bölgedeki gelişmeler de eklenenince iş tamamen içinden çıkılmaz bir hale gelmiş durumda!

Üzerinde tartışmak istediğim konu da aslında tam da burası.

Hemen söyleyeyim. AVM’ler’den hiç hazzetmiyorum. Yine de indirimlere kanılmadığı sürece oralardan alış veriş yapılması anlayışla karşılanabilir. Fakat İnternet ortamından/sanaldan alış veriş yapılmasını bir türü anlayamıyorum. Tabi internetten alış veriş yapan biri, hemen; “Oradaki herhangi bir mal küçük esnafa göre daha ucuz da o yüzden… Sen bilmiyor ve bu yüzden de anlamıyorsan biz ne yapalım? Gibi bir hicvde bulunabilir.

Bu şekilde düşünen biri hiç merak etmesin. Oradaki bir malın mahalle esnafına göre daha ucuz olduğunu çok iyi biliyorum. Örneklendirelim… Örneğimiz de cep telefonu olsun. Genel de internetten en fazla alınan ürün cep telefonu oluyor. İnternette satılan bir cep telefonu normal esnafın etiket fiyatından ne kadar ucuz olabilir? Yüz TL mi? İki Yüz TL? Hadi kırmayayım sizi… Üç Yüz TL olsun! (Beş TL’nin bile hesabını yapanlar dahi var ya neyse!)

Şimdi, A şahsı internetten Üç Yüz TL indirim ile bir cep telefonu satın aldı değil mi? - Evet. Mahalle esnafının etiket fiyatından Üç Yüz TL daha ucuza bir cep telefonu oldu. Yani demek ki A şahsı Üç Yüz TL kârda. Eh ne güzel… Hayırlı Olsun!  İşin hesaba katılan kısmı böyle… Şimdi de gelelim bir de işin hesaba katmadığımız kısmına.

A şahsı, hiçbir şekilde kendisiyle diyalog kuramayacağı... Muhabbet edemeyeceği… Çayını içemeyeceği… Dertleşemeyeceği… Borç paraya ihtiyacı olduğunda kendisinden isteyemeyeceği birinden mahalle esnafına nazaran daha ucuza bir cep telefonu satın aldı. Hem de Üç Yüz TL indirim ile!

Evet, A şahsı bu alış verişten Üç Yüz TL kâr elde etti. Fakat kendisinden alış veriş yapmadığı için bu kez de mahalle esnafı, Elli, Yüz -maksimum- Yüz Elli TL kâr el edemedi! Bu yüzden de o yıl çocuğunun okul masrafını karşılayamadı… O ay evinin kirasını/faturalarını ödeyemedi... O hafta hanımına mutfak masrafı için harçlık veremedi… O gün fabrikadan almış olduğu malları tüketemediği için tüm mallar elinde patladı… O saat cebinde para olmadığından tabanvay ile iş yerinden evine gitmek zorunda kaldı… Dahası infak edemeyip infak edilmeye muhtaç hale geldi… Tüm bu giderleri kalem kalem ücretlendirmeye de gerek yok. Şöyle ortalama bir hesapla mahalle esnafınızın en az aylık gideri Bin TL’yi buluyor.  Ama A şahsı yine de bir cep telefonu satın aldı. Hem de Üç Yüz Tl indirimle!

İş bunlarla kalsa yine iyi… Gelelim olayın vahim boyutuna. İnternetten alınan üründe bir problem çıkmaya görsün.  A şahsının yolu direk mahalle esnafına düşmez mi?! Cep telefonunda bir arıza çıkar. En yakınındaki cep telefoncuya gider. Buzdolabının soğutucusu çalışmaz. Mahallesindeki beyaz eşyacıdan tanıdığı bir servisçinin numarasını ister. Uçağını kaçırmıştır. Tanıdığı seyahat acentesinden zararını kurtarmasını ister. Ve daha nicesi… Hadi bunları da geçtim. Daha da beteri var bir de! O da, A şahsı herhangi bir ürünü internetten opsiyonlamıştır. Kredi kartı olmadığı için o ürünün aynısını satan mahalle esnafını arayarak kendisinden kredi kartıyla o ürünü satın almasını istemiştir!!! “Yuh… Bu kadar da olmaz!” dediğinizi duyar gibiyim. Oluyor işte. Ve maalesef bunları da yapanlar, A şahsı olarak ifade ettiğim bizleriz!

“Kimdir Allah'a güzel, bereketli bir borç (karz-ı hasen) verip onu kat kat fazlasıyla geri alacak olan? Böyle (yapan)lar değerli ve anlamlı bir mükâfat görecekler” (Hadid-11)

Haddi aşmaktan Allah’a sığınırım. Lakin Karz-ı Hasen’i unutur olduk. Bu da bir gerçek... Ama en azından bölgemizdeki gelişmelere paralel olarak internetten alış veriş yaparken esnaflarımızın şuan yaşadıkları mağduriyetler hatırımıza gelsin. İndirim olarak gördüğünüz o Üç Yüz TL ise böylesine bir alış verişte size yine geri dönecektir. Bundan emin olun! Sadece çay, muhabbet, dertleşme olarak da değil hani. "Sadaka belâyı def eder ve ömrü uzatır." Rivayetinde oldu gibi; bela ve musbitelerden uzak kalma olarak da geri dönecektir. En basitinden aç kalan biri ya internetten aldığınız cep telefonunuzu ya da internetten alış veriş yapmak için kullandığınız kredi kartınızın bilgelerini çalacak!

Böylesi bir son ile karşılaşmamak ve de hem sur şehri, hem bölge, hem de ülke esnafına bir katkı mahiyetinde bu bilinci yaymak duasıyla…

YAZIYA YORUM KAT