1. YAZARLAR

  2. Eser Karakaş

  3. “Yandaş medya” eleştirisi
Eser Karakaş

Eser Karakaş

Yazarın Tüm Yazıları >

“Yandaş medya” eleştirisi

A+A-

Aslında bugün yeni yaptığım bir Çorum-Amasya gezimin izlenimlerini yazacaktım ama son MGK toplantısı sonrası basında çıkan bazı haberler bu konuda beni bir takdim-i tehire mecbur kıldı.

Yandaş medya deyimi pek anlamlı bir deyim değil zira gazeteler, hem köşe yazarı, hem de editoryal düzeyde basın ahlakı ve yasalarla çelişmediği sürece bir siyasi partiye, bir iktidar partisine, bir muhalefet partisine destek verebilirler, bu hem yasal hem de meşrudur.

Yasal ve meşru olmayan, kabul edilmesi olanaksız konu basının bir bölümünün bir ülkenin silahlı kuvvetlerini bir siyasi parti olarak algılayıp, siyasi partilere alternatif olarak silahlı kuvvetleri desteklemesidir.

Kendine merkez medya diyen kuruluşlarda çok sayıda yazar ve yönetici 27 Nisan muhtırasına destek vererek, AK Parti’ye karşı asker muhtırasına destek vererek aslında kendi gazetecilik mesleklerine son verdiler, mesleki intiharlarını gerçekleştirdiler ama henüz cenazeleri kalkmadı.

Ancak, bu yazımda “yandaş medya” tabirini değil de son MGK toplantısı sonrası “yandaş medya” diye adlandırılan bazı gazetelerin kullandığı bir terminolojiyi, bir üslubu eleştireceğim.

MGK bir anayasal kuruluş ama MGK asla devlet demek değil; MGK’yı  devlet diye sunmak devlet kavramınını ne olduğu konusunda hiç düşünmemiş olmak demek.

Son MGK toplantısından kürt açılımına ya da demokratik açılım sürecine ya da Türkiye açılımına ölçülü bir destek çıktı ya da en azından askeri kanat çok net bir karşı tavır koymadı diye Türkiye açılımı sürecini destekleyen, siyasi iktidara yakın basın kuruluşlarında ilginç başlıklar gözlemlendi.

Burada bu gazetelerin tek tek isimlerini, bu doğrultuda yorum yapan köşe yazarlarının isimlerini vererek işi kişiselleştirmek istemiyorum ama bu başlık ve yorumların ortak teması “devletin” kürt açılımına destek verdiği biçiminde idi.

MGK’nın kompozisyonu belli; Sayın Cumhurbaşkanı zaten bu açılımın ilk sinyalini veren kişi, siyasal iktidar zaten açılımın koordinasyonunu yönetiyor, geriye pozisyonu çok net olmayan bir TSK komuta kadrosu kalıyordu.

MGK toplantısı sonrası “devlet açılımın arkasında duruyor” demek aslında iki anlam taşıyor.

Birincisi TSK’nın da bu açılıma karşı olmadığı mesajı ama benim özellikle üzerinde durmak istediğim konu ikincisi.

“Devlet açılımın arkasında duruyor” diyerek, diğer kurumların (Cumhurbaşkanlığı artı hükümet) tavrı belli iken aslında mantıken ortaya çıkan sonuç “devlet eşittir TSK” sonucu ya da mesajıdır.

“Yandaş medya” diye adlahdırılan, siyasal iktidara destek veren gazete ve televizyonlar MGK toplantısı sonrası muhtemelen istemeden ama mantıken maalesef bu mesajı verdiler.

Türkiye’nin en önemli meselesi “normalleşme” meselesidir; bu mesele çözülmeden kürt meselesinde de mesafe almak mümkün değildir.

MGK toplantısının sonuç bildirgesini “devlet” iradesi diye sunmak da ülkemizin normalleşmesine pek hizmet eden bir tavır gibi durmamaktadır.

MGK eşittir devlet ise ne TBMM’ye ne de bağımsız-tarafsız yargıya gerek kalır.

Meselelere evrensel demokrasi ve hukuk devleti kavramları çerçevesinde ilkesel bakmak gerekmektedir; 27 Nisan’da siyasete müdahale eden TSK’yı kötülemek ama kürt meselesinde alkışlamak ne demokrasiye ne de kürt açılımına uzun vadede hizmet etmezler diye düşünüyorum.

Kürt meselesinin çözümü de normalleşmeden geçmektedir; normalleşme ise öncelikle MGK’nın sadece askeri stratejiler konusunda siyasi otoriteye danışmanlık yapan bir kuruma dönüşmesine bağlıdır.

Israrla her konuda normalleşmeyi (evrensel hukuk devleti ilkeleri) savunursak hem sivil-asker ilişkileri garabetimizi hem de kürt meselesini çok daha kolay çözümleriz.

STAR

YAZIYA YORUM KAT