'Yalnız kurtlar' sahaya

21.04.2010 00:56

Adem Yavuz Arslan

AK Parti'nin Anayasa değişikliği konusunda düğmeye basmasıyla birlikte 'provokasyon dönemi başladı' demiş ve uyarmıştık.

Çünkü Türkiye ne zaman kronikleşmiş sorunlarına ciddiyetle el atsa, önünü açacak girişimlere başlasa 'tuhaf' eylemler oldu.

Öyle çok eskiye gitmeye de gerek yok. Kürt sorununu çözme fırsatı yakalamışken yaşanan '33 asker' olayı, Reşadiye Pususu, Danıştay Provokasyonu... Sayısız örnek var bu konuda.

Samsun'da başlayıp Kayseri'de devam eden yumruklu saldırılara dün bir yenisi daha eklendi. Muhtemel ki yenileri gelecek.

Bu eylemlerle ne kastedildiği ve neden şimdi başladığı ortada. İlk defa darbe anayasasının ruhuna, özüne dokunuluyor ve statüko bu girişimden çok rahatsız.

Daha önce de yeni anayasa gündeme geldiğinde nelerin olduğu herkesin malumu. Gerçi o dönemin yazılmamış çok şeyi var. İpuçları bile düşündürücü.

Bu kez de harekete geçildi. Önce Kürt siyasetinin en ılımlı, en makul ismine yumruklu saldırı yapıldı. Akabinde polislere pusu kuruldu ve Samsun ayağa kalktı.

Bir yandan da Güneydoğu'dan şehitler gelmeye başladı. Kayseri'de de Taner Yıldız gibi kabinenin en kibar, insani yönleri en güçlü isimlerinden birine üstelik de şehit mezarının başında saldırıldı.

Saldırganın yumruk atarken 'al sana açılım' dediği söyleniyor.

Peki ne oluyor? Halk galeyana geldi ve bulduğu her bakana saldırmaya mı başlayacak?

Halkın şehitler konusunda hassas olduğu muhakkak. Zaten kimsenin de duyarsız olması beklenemez.

Ama Ankara kulislerine düşen bazı duyumlar insanı endişeye sevk etmiyor değil; "Önce şehitler, provokatif saldırılar artacak sonra da hadise vatandaşın bireysel tepkisine dönüştürülecek."

Bu planın nasıl uygulanacağına geçmeden bir hatırlatma yapalım.

2. Ergenekon İddianamesi'ne yansıyan bilgilere göre 2007 yılı boyunca birtakım gruplar şehit cenazelerini provoke ederek hükümet aleyhtarı gösterilere çevirmişler. Bakanların, milletvekillerinin nasıl saldırıya uğradığı herkesin malumu. Zaten iddianame klasörlerine yansıyan çok sayıda plan ve talimat vardı.

Fakat bu tip planların hepsi deşifre oldu.

Bu yüzden organize işler yerine 'bireysel tepkilerin' daha etkili olacağını fark etmişler. Zaten terörün azacağı bahar aylarına girildi. Operasyonlar artarak sürüyor. PKK'ya rastlanmazsa mutlaka mayına çarpılır. Yani önümüzdeki günlerde yeni şehitler gelebilir.

Gelen şehitlerin sebebini demokratik açılım olarak gören 'bireysel ve tepkili' vatandaş da bulduğu ilk fırsatta bakanlara saldırır. Hükümete tepkiye dönüşür.

Hem şehitlerin gelmesi hem de hükümete yönelik saldırıların artması kamuoyundaki havayı değiştirir. Hatta Anayasa değişsin diyen yüzde 70'lik kesimden büyük kopmalar bile olur.

Peki bu işin 'Yalnız Kurtlar'la ilgisi ne ? Yalnız Kurt kavramı tam da bu durumları tanımlamak için üretildi. Özellikle 11 Eylül sonrası ABD güvenlik birimleri 'bireysel' gözüken eylemlerin yıkıcılığı üzerine 2004'te özel bir kanun çıkardı. Hatta FBI'da 'Yalnız Kurt Terörizmi' bölümü de kuruldu.

Gerçi buradaki amaç daha çok bombalı terör saldırılarıyla ilgili. Ama özü aynı: Önceden tespit edilemeyen, bağımsız hareket halindeki bireysel eylemciler. Eylem bireysel de olsa sonuçları tarihin akışını değiştirebiliyor.

Özetle 'Yalnız Kurtlar'ın sahaya çıktığı yönünde güçlü duyumlar var. Herkesin sağduyulu olması gerek...

Muhalefet direnerek kazanabilecek mi?

Beklenen oldu. Taktik savaşına dönmesi beklenen anayasa görüşmeleri gerilimli geçiyor. Muhalefet bir bütün halinde hükümetin önerisini engellemek için elinden geleni yapıyor. Haliyle sinirler geriliyor.

İlk iki günün sürprizi MHP ve BDP'den geldi. İktidar fire vermeyeceğini gösterdi. CHP'nin duruşu belliydi ama MHP öyle bir direniş uyguladı ki CHP'ye çok iş düşmedi. Görünen o ki MHP yönetimi çok iyi hazırlık yapmış. Hem iç tüzüğün her türlü imkânını öğrenmişler hem de iktidarın sinir uçlarına nereden dokunacaklarını.

Özellikle de işsizlik ve ekonomi üzerinden vuruyorlar. Daha önce de yazdık. CHP'nin son dakika manevrası ile MHP taca çıkmıştı. Bu saatten sonra 'bu Meclis anayasa yapamaz' demenin bir anlamı kalmadığı için MHP doğru bir hamleyle ekonomi üzerine dil geliştirdi. Fakat hata şurada: Söyledikleri eleştirilerin anayasa ile ilgisi yok.

BDP beklenenin aksine oylamalara katılmadı. Oysa kulisler bazı vekillerin 'kesinlikle destek vereceğim' şeklindeki görüşlerine şahit olmuştu. Galiba BDP'nin siyasi partiden çok 'örgüt' olduğu tezi bir kez daha doğrulandı. Darbe anayasasından şikâyet eden bir parti Öcalan istedi diye demokratikleşme önündeki en büyük fırsata hayır dedi.

Meclis görüşmeleri adeta bir 'turnusol' işlevi görüyor. Ama muhalefet 'her yolun millete çıktığını' unutuyor denebilir.

BUGÜN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim