Yalçın İçyer Hoca'nın Suriye İzlenimleri

12.10.2012 13:45
Yalçın İçyer Hocanın Suriye İzlenimleri
Mezarlıktaki ayet. 'Allah yolunda ölenleri ölü sanmayın. Diyer taraftan and. 'ÖNCÜNÜN AND' 'ÖNCÜNÜN İLKELERİ' Bir tarafta ırkçı, sosyalist ve baasçılık diğer taraftan ayet ve islamlık.

YALÇIN İÇYER

"SEVDA BU" VE DİYAR-I ŞAM'DAN TESBİTLER

Sevda Bu (Hz. Muhammed'in Sevdası)

يَوْمَ تَجِدُ كُلُّ نَفْسٍ مَّا عَمِلَتْ مِنْ خَيْرٍ مُّحْضَرًا

وَمَا عَمِلَتْ مِن سُوَءٍ تَوَدُّ لَوْ أَنَّ بَيْنَهَا وَبَيْنَهُ أَمَدًا بَعِيدًا

وَيُحَذِّرُكُمُ اللّهُ نَفْسَهُ وَاللّهُ رَؤُوفُ بِالْعِبَادِ

Her kişinin yaptığı iyiliği ve yaptığı kötülüğü, ki kendisiyle o kötülük arasında uzun bir mesafe olmasını diler, hazır bulacağı günü bir düşünün. Kullarına karşı şefkatli olan Allah size kendinden korkmanızı emreder.

قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

قُلْ أَطِيعُواْ اللّهَ وَالرَّسُولَ فإِن تَوَلَّوْاْ فَإِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ الْكَافِرِينَ

32-3/30 De ki: “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmez.' 3/30-32

I-GİRİŞ

Allahım hamd seni pratik hayatta dipdiri yaşamaktır. Yani kitabını Resullerin gibi hayata geçirmektir. İşte bu hamdın sana ait olduğu bilinci ile 'Hamd sana aittir' diyorum ve sana söz veriyorum. Sana hamdın en güzel örnekliliğini yaşayan Resullere, havarilerine, ehli beytlerine ve ashablarına olsun. Rabbim O'na hamdını yerine getirenlerden razı olsun bizi de onlardan eylesin.

Sevgili kardeşler!

Sizleri ve tüm müslümanları Allah'ın selam ile selamlıyorum. Sizlere mazlumların selamını iletiyorum. Uzun yıllardır Nusayrilerin zulmüne uğramış diyari Şam'ın mazlumlarının selamını getirdim. Kırk gündür sizlerden uzak oldum. Sizleri özledim. Sizlerin özleminizle Almanya'yı da özledim. Almanya artık bizim yurdumuz. Çünkü Türkiye'de Almanya ile ilgili bir haber işittiğimde bizim memleket ifadesini kullanıyordum. Bizim başbakan, bizim bakan vs.  Bana çok teklif geldi burada kal. Geri gel. Doğrusu çok isterdim. Ama emin olun sizleri ve ülkemiz insanlarını düşünürken oralarda kalıp kalmamayı hiç tartışmadım. Benim ülkem Almanya ve ben burada olmalıyım. Şimdi buradayım sizlerle 29 yıldan beri yaptığım en uzun ayrılığımı anlatayım. İki bölümde anlatacağım. Birinci bölüm Suriye gezim. İkinci bölüm Türkiye gezim.

Gezimin ismi 'SEVDA BU' veya 'DİYAR-İ ŞAM'dan TESBİTLER' oldu. Birinci isim benimle ve hayatımla ilgili. Halep'te bir yetkili ile görüşüp sorunları dinlemek istemiştik. Haberleri seyrederken Istanbul’da olduğunu işittim. Basın toplantısı yapıyordu. Bu haberleri seyrederken 'SEVDA' kelimesini yakaladım ve kısa bir şiir yazdım. Şiirimi devam ettiremedim. Sonradan eklerim dedim Ama kısa bir ekleme yaptım. Yazımın sonunda o şiiri sizinle paylaşacağım inşaallah. Niçin diyari Şam dedim? Çünkü tarihte o bölgenin adı öyle. Suriye diye bir devlet yok. Halen Şam'a kimse Şam demiyor. Dımeşk diyorlar. Almanya'da Damaskos dendiği gibi. 

1-Ankara- Gaziantep

Ankara havaalanındayım. Namaz kılmak için yukarı kata çıktım. Ömer kardeşimle buluşacağız. O da beni arıyormuş. Ben onu gördüm ve çağırdım. Şaşırdı. Sanki böyle kolay olmayacağını hissetti. Kucaklaştık ve namazlarımızı kıldık. Gaziantep'e gitmek üzere uçtuk. Artık şehirler çok kısalmış. Uçakla uçuş hemen her şehirde mevcut. İki isimle görüşeceğiz. İkisi de Suriyeli. Biri tüccar, diğeri öğretim görevlisi. Bizi hava alanından Tüccar kardeş aldı. Meğer Almanya'da görüşmüşüz. Bizi aldı ve otele gidelim dedi. Otele gittiğimizde, Ömer kardeşim itiraz etti. Biz böyle lüks otelde yatmayız. Biz buraya rahat etmeye gelmedik. Tabii kardeş, bizim insanımızın misafirperverliği içinde olayı düşünmüş. Onun için Ömer’in itirazı çok garip geldi. Siz bizim misafirimizsiniz. Buraya karışmayın. Nitekim tüm masraflarımızı o karşıladı. Ve bizi lokantaya götürdü. Müslüman kürt halkının bu geleneğine Türkiye'de de biliyoruz. Arabı, Türkü ve Kürdü ve onları Allah'ın boyasıyla boyanan bölge insanı ikramı çok sever.  Muhafazakar ve Dünyevileşmiş, bir toplum haline gelmiş Türkiye toplumunu sizlerle sonra paylaşacağım. Gaziantep'e gece vardık ve bizi hava alanından alan kardeş bizi açık olan bir lokantaya gittik. Bizi kapıda karşıladılar. Gece geç saati olduğu için içkili olabileceğini düşündük. Sorduk içki var mı? Hayır dediler? Sahibi hacı baba burada nasıl içki satar. Neyse oturduk. Güzel ikram karşılamaları oldu. Bu ara hacı baba selam yolladı. İşlerimiz iyi gitmiyor, bize bir dua etsin. Bunu söyleyen oğlu oluyor. Olur dedim. Ama bu ara sadece duayla olmaz. Çaba da göstermek gerekiyor. Valla elimizden ne geliyorsa yapıyoruz. Yapmanız gereken bir şey daha var. Sabah namazla ve duayla gelip açmanız gerek. Yani şükür etmeniz gerek. Ona Resulullah'tan mervi şu duayı yazdım. Ve her sabah  namazını kıl gel bu duayı yap ve helal çalış. Allah senin için hayırlı ise sana yardım eder. Yemekten sonra modern beş yıldızlı otelimize gittik. Ömer kardeşi ikna etmeğe çalıştım. Biz bu kardeşin misafiriyiz. O ikramda bulunuyor getirdiğimiz yardımlardan ödemeyeceğiz. İstirahata çekildik. Namazlarımızı kılıp uyuduk. Gece kalkıp teheccüdde kıldık Elhamdulillah. Sabah harıl harıl ezan beklerken maalesef ezan işitmedik. Nerde ise sabahı kaçıracaktık. Kalıma Dimeşk geldi. Ordada sabah namazını n ezanın beklemiş ama ezan işitmedik.

Odada oturmuş ve yazıyorum. Önce Kur'anımı okudum ve şu ayetleri defterime yazdım.

وَاذْكُرُواْ اللّهَ فِي أَيَّامٍ مَّعْدُودَاتٍ فَمَن تَعَجَّلَ فِي يَوْمَيْنِ فَلاَ إِثْمَ عَلَيْهِ

وَمَن تَأَخَّرَ فَلا إِثْمَ عَلَيْهِ لِمَنِ اتَّقَى وَاتَّقُواْ اللّهَ وَاعْلَمُوا أَنَّكُمْ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

Allah'ı sayılı günlerde anın. Günahtan sakınan kimseye, acele edip, Mina'daki ibadeti iki günde bitirirse günah yoktur, geri kalsa da günah yoktur. Allah'tan sakının. O'nun katında toplanacağınızı bilin.'2/203

وَمِنَ النَّاسِ مَن يُعْجِبُكَ قَوْلُهُ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَيُشْهِدُ اللّهَ عَلَى مَا فِي قَلْبِهِ وَهُوَ أَلَدُّ الْخِصَامِ

İnsanlardan öylesi de vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. Bir de kalbindekine (Sözünün özüne uyduğuna) Allah’ı şahit tutar. Hâlbuki o, düşmanlıkta en amansız olandır. '2/204

  Güneş, okuduğum ayetlerin beynimi aydınlattığı gibi, ışıkları ile kainatı veya kainatın küçük parçası olan Gazianteb'i aydınlatıyor. Ve gönlümüze ayetler gibi aydınlık veriyor.  Henüz ciddi bir şey yapmadık. TV'de bir proğram seyrediyorum. Proğramın ismi. 'SUBLİMİNAL' İnsanın kavrama gücünün üstünde olan 25.kavrama güç. Bu güç, Sinema, reklam, çizgi filimler ve dizilerle uyandırılabiliniyor. Böylece çocuklarda ve gençlerde cinsel gücü ve arzuyu arttırıyor. Bilinçaltını uyandıran proğram. Beni dehşete düşürdü. Zamanımız geldi. Kahvaltıya indik. Kahvaltıdan sonra bize yardımlar konusunda yardımcı olacak alimle görüşeceyiz. Kahvaltıdan sonra respsiyona indik ve Suriyede meşhur olan alim oğlu alimle tanıştık. Suriye direnişi hakkında düşündüğüm ilk güzel haberleri ondan aldık. Muhlis, muttaki ve gözü açık akıllı bir genç. Hem türkçe biliyor ve hem de arapça. Epey konuştuk. Onun alanın tamamen farklı olduğunu anladık. Fikir adamı, eğitim adamı. Suriye'nin geleceğiile güzel düşünceleri var. Suriye için yaptığım ulem tesbitinin ilk işareti oldu bu. Bizim geniş ve evrensel düşünen insanlara ihtiyacımız var. Dünyayı öncüllemüen insanlar ihtiyacımız var. Kendisine yardımlardan bahsettiğimizde ben madde işlerine karışmak istemiyorum. Kendisiyle yetimler ve gençlerin eğitimi ile konuştuk. Ve kendisine teşekkür ettik. Ve ayrıldık. Bize yardımcı olacak Gaziantep'te STK'ların oluşturduğu platforma gittik. Elimizde, Istanbul'dan aldığım bir adres vardır. Bir şahse ait, 'Demokratik Türkmen cephesi' adına. Platformda onlarla çalıştığını söyledi. Bu benim canımı sıkıyordu. 'Demokrasi' aldatmacasından çok çektik ve çekiyoruz. Onun için biz, 'Liva Tevhid'e ulaşmak istiyorduk. Platform sorumlusu ısrarla tüm gurupların beraber olduğunu söylüyordu. Birde daha önce ki tecrübelerimize dayanarak yardımların silaha gitmemesine ve belli guruplara gitmemesine dikkat etmemiz gerekiyordu. Bunda ısarar ettik. Bir şekilde ayarladılar ve bizi yollama kararı verdiler. Bizde bunu istiyorduk. Sınırlar hürordunun denetiminde olduğu için resmi veya gayri resmi yoldan gitmek aynı idi. Biz onlara teslim olduk ve bizi sınıra getirip gereken yere teslim ettiler. Ormanlardan geçerek bir köye gittik. Gece veya karanlıkta yol almak tehlikeli olduğu için gece köyde konaklamımız gerekiyordu. Ve 'REEİL' köyünde konakladık.

Yazının Devamı...

 

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim