“Ya görev gereği yapıyorsa” imiş...

31.10.2009 02:50

Ahmet Taşgetiren

Çarşamba günü yayınlanan "Askerin mantık dokusu" başlıklı yazımda, Eylül 2007'de, dönemin Genelkurmay Başkanı Em. Org. Yaşar Büyükanıt'ın emri ile Korgeneral Nusret Taşdeler'e hazırlatılan 5 sayfalık "Bilgi Destek Planı"nı değerlendirirken "Nedir bu belgedeki o ruh dokusu" diye sormuş ve cevaben şunları yazmıştım:

"Memleket bizden sorulur, anlayışıdır.

Burada, hükümete, muhalefete, millet iradesine, sandığa, yargılayıcı bir bakış söz konusudur.

Bu rapora yansıyan halet-i ruhiyeye göre, Türk Silahlı Kuvvetleri kendisini devlet kurumlarından ayrı, onları izleyen, irdeleyen, not veren ve "sakıncalı"lık değerlendirmesi yapan bir konumda görmektedir.

Düne kadarki reel durum da, TSK'nın bu yaklaşımdan yola çıkarak hareket etmesi halidir.

Bu rapora yansıyan ruh halinin, TSK'nın kendisini güçlü görmesi durumunda askeri müdahaleyi de içerdiği kolaylıkla düşünülebilir."

Bunlar benim yorumumdu.

Dün, Radikal'de Mehmet Ali Kışlalı, maalesef beni te'yid eden bir yazı yazdı.

Evet, maalesef.

Ben birileri tarafından "Yok böyle bir şey" gibi bir karşılık beklerken, M. Ali Kışlalı, tam da "Evet asker böyle yapar" türünden şeyler kaleme aldı. Hatta "Böyle şeyler yapmak askerin görevi" diye yazdı. Zaten yazısının başlığı da öyle: "TSK görevi değil mi?"

Vallahi pes artık!

Mehmet Ali Kışlalı asker meseleleri söz konusu olduğunda önemli bir yazar.

Sanki "Asker adına" yazan birisi o.

Askeri "içeriden" okuyan ve "içeriden" yazan birisi.

O özetle diyor ki:

"-Türk Silahlı Kuvvetleri'nin görevi anayasal rejim ile şekillenmiş bu ülkeyi korumak ve kollamak değil mi? Bu görevi dolayısıyla Milli Güvenlik Kurulu'nda yer almıyor mu? Orada yıllardır Cumhuriyet'in bölünme ve irtica tehlikesi karşısında olduğunu söylemiyor mu?

Bu durumda; bölünme ve irticaya karşı gereken hazırlıkları, çalışmaları yapması, önlemleri alması ana görevi değil mi?"

Ne dersiniz?

Helal olsun adama, şıppadanak okumuş her şeyi, değil mi?

Özetle diyor ki:

-AK Parti laiklik karşıtı eylemlerin odağı olma suçundan mahkûm olmuş.

Yani irtica suçu kesin.

TSK'nın da görevi irtica ve bölücükle mücadele.

Öyleyse TSK'nın AK Parti ve Fethullah Gülen'le mücadele etmesi zaten vazifesi gereği.

Bu durumda, askerin bu mücadelenin nasıl yürüyeceğine dair çalışma yapması kaçınılmaz.

Bu görev alt kademelere verilmiş. Bazı hazırlıklar yapılmış. Ama en üst kademeye gelmemiş. Henüz alt sıralardayken de çalışma ortaya çıkmış.

Böyle anlatıyor.

Ve bu süreci anlattıktan sonra soruyor:

-Mevcut haliyle bu 'belge' adı verilen not bizatihi demokrasiye karşı işlenmiş ağır bir suçun delili sayılabilir mi?" (Radikal, 30 Ekim 2009)

Vallahi pes! Mantık müthiş çalışıyor.

Şimdi size düşen, bu mantıkla nelerin meşru görüleceğinin tespiti...

Acaba TSK, irtica ve bölücülükle mücadele görevi çerçevesinde neler yapabilir?

Mehmet Ali Kışlalı acaba bunun da cevabını kendi içinde vermiş midir?

Mesela, o malum belgeye giren şöyle bir komploya başvurulabilir mi?

"-AKP mensubu kilit haberleşmecilere kamuoyuna çelişkili açıklamalar yaptırılarak, parti-hükümet içinde ciddi anlaşmazlık ve bölünmeler yaşanıyormuş şeklinde algılanması sağlanacaktır."

"-Askeri suç kapsamında yapılacak Işık Evleri baskınlarında, silahlı terör örgütü oluşturmak doğrultusunda, silah mühimmat, plan vb. materyal bulunması sağlanarak, FG grubu, "Silahlı Terör Örgütü" kapsamına aldırılacak..."

"-Ev baskınları kapsamında (Işık Evleri kastediliyor) Alevi düşmanlığını körükleyici bilgi ve belgelerin bu evlerde bulunması sağlanacaktır..."

Bunlar, Dursun Çiçek imzalı belgedeki komplo planları.

Şu da 2007 tarihli Doğan Taşdeler imzalı belgede yer alan komplo planı:

"-Irak'ın kuzeyindeki desteği kesmek için bölge halkını terörle mücadele bağlamında rahatsız etmek, bu suretle de, PKK'ya yardım ettikleri ve destek verdikleri müddetçe bu rahatsızlığın devam edeceği mesajını vermek..."

-Evlere silah koymak...

-Bölge halkını rahatsız etmek.

-Alevi düşmanlığını körüklemek...

-AK Parti'yi parçalamak...

Daha neler neler?

Ve hiç olmadı, darbe yapmak...

Sormalı M. Ali Kışlalı'ya...

Nereye kadar "evet!"

Görev sınırı içinde darbe var mı darbe?

BUGÜN

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim