1. YAZARLAR

  2. Rasim Ozan Kütahyalı

  3. Ya EVET ya barbarlık
Rasim Ozan Kütahyalı

Rasim Ozan Kütahyalı

Yazarın Tüm Yazıları >

Ya EVET ya barbarlık

A+A-

Bu ülkenin kendi halkıyla kavgalı bir kurucu devlet ideolojisi var... Üstelik halkının ufak bir kısmıyla değil, neredeyse tümüyle kavgalı bir ideoloji bu. Dışarıdan bir gözle bakıldığında bir çılgınlık ideolojisi, bu zamana kadar ayakta kalması tamamen mucize... Biraz da bu ülkenin halkı olan bizlerin bilinçsizliğinden ya da vicdansızlığından ötürü ayakta kaldı bu düzen...

Öyle bir ideoloji ki bu, toplumun çoğunluğu olan dindarlara düşman... Cepheye asker çağıracağı zaman dinî duyguları istismar etmesini biliyor, yeri geldi mi, gayrımüslimlere ve Alevilere karşı “Sünni İslam” kartını kullanmasını biliyor. “Komünizm tehlikesi” diye paranoya yaratıp küçümsedikleri dindar ailelerin çocuklarını çatışmaya sürmesini de biliyor... Ama o dindar ailelerin kızlarını okula almıyor, o kadınların “subay eşi” olmasına bile tahammül edemiyor. Garnizonda başını açıp dışarıda kapatanlara bile tahammül edemiyor. Bir Balyoz sanığı general Harbiye öğrencilerine yaptığı bir konuşmada “Başörtülü kadınlar keneler gibidir, yapışırlarsa ayıklayamazsınız. O yüzden keneleri yapışmadan tesbit edip, ayıklayacaksınız. Şüphelileri takip edin, garnizonda takmayıp dışarıda, çarşı pazarda bile taksa hemen üstlerinize bildirin” diyebiliyordu... Bir başka Balyozcu general “Semtin ismi Hırka-İ Şerif, adında bile irtica var. Bunları tepelemek lazım” diyebiliyordu... Kendi milletinin çoğunluğunun inanç değerlerine bu derece düşman olup “milliyetçi” olduğunu iddia eden generallerin ülkesi burası... Kendi milletine bu kadar yabancılaşmış bir zihniyet aslında “milliyetçi” de olamaz...

Milliyetçilik demişken bir şeyi daha söylemek lazım... Biz TSK zihniyetinin, Kemalizm’in “Türk milliyetçisi” olduğunu direkt kabul ederek eleştirilerimize başlıyoruz... Bu Kemalist Türk milliyetçiliğinin Kürtleri, Ermenileri, Rumları, Yahudileri ezdiğini söyleyerek söze giriyoruz. Bu “Gayrı-Türk” yurttaşlarımızın ezildiği kesin ama ezenler Türk milliyetçisi mi?.. Kemalistlerin “Türklük” adına konuşma hakları var mı? Bir Türk olarak, Türk diline, kültürüne, sanatına, edebiyatına tutkuyla bağlı biri olarak Kemalizm’den ben de şikâyetçiyim... Özgürlükçü-demokrat biri olarak değil Türk kimliğimle şikâyetçiyim...

Türk dili denen okyanusun ortasına atom bombası atıp Türkçeyi sınırları belli bir göl haline getiren Kemalist zihniyettir... En eğitimli Türkler bile anneannesinin dedesine yazdığı aşk mektubunu okuyamayan insanlardır bugün. 1928 öncesi her metin bugünün Türk’üne tamamen yabancıdır. Kemalizm Türk milletini hedef alan bir kültürel soykırım yapmıştır. Biz Türkler bu zihniyet yüzünden dedelerimizin mezar taşlarını okuyamayan bir toplum haline geldik. Kendi dedelerinin mezar taşlarını ve mektuplarını okumak için özel gayret sarf etmek zorunda kalan, bunun için yeni bir dil öğrenmek zorunda bırakılan ikinci bir millet var mı yeryüzünde acaba...  

Kemalist rejimin Türk diline ve edebiyatına yönelik soykırım operasyonu ünlü Türkolog Geoffrey Lewis’in tabiriyle “trajik bir başarı”yla neticelendi... Fakat Türk kimliğinin düşmanı sözde Türk milliyetçisi bu zihniyet bununla da yetinmedi Türk radyolarından Türk müziğini de yasakladı... Dede Efendiler, Itriler, Hacı Arif Beyler aşağılandı, Türk müziğinin akademik olarak kendini geliştirmesinin önü tıkandı. Türk okullarında öğretilen müzik derslerinde Klasik Türk müziği öğretilmedi. Zamanında bir eğitim bakanı “Dede Efendi bestelerini de çocuklara öğretelim” deyince tüm “Devlet opera, bale ve orkestraları camiası” ayaklanmıştı. Dahası tüm lise müzik öğretmenleri camiası da ayaklanmıştı. Türk okullarında Türk çocuklarına Türk musiki makamları öğretilecek diye ayaklanan “Türk milliyetçisi” öğretmenler ülkesi burası. Çok büyük bir kemancı olan Suna Kan’ın Klasik Türk müziğinden ve Türk bestecilerinden nasıl tiksinerek bahsettiğinin ben bizzat tanığıyım. Suna Kan da kendi toplumunun kültürüne ve sanatına düşman yetiştirilen bir neslin temsilcisiydi. Kemalizm kendi halkını sömürgeleştirmişti... Kendi halkının elitlerini “müstemleke insanı” gibi zavallı ve acınası insanlar olarak formatlamıştı. Arif Dirlik’in self-colonization/ self-orientalization dediği süreci yaşayan dünyadaki tek ülke Türkiye’ydi. Bu devlet kendi halkını sömürgeleştirmiş, kendi halkını kendi kimliğine ve kültürüne düşman hale getirmişti. Kendi halkına oryantalist bir yabancı gibi dışarıdan ve hoyratça bakıyordu... Türk milliyetçiliği adına yola çıkan Kemalistler Türk milletini var eden ne kadar rafine kültürel özellik varsa hepsini “milliyetçilik” adına yok etmeye soyunmuştu... Türklük denen yüzyılların getirdiği kültürel bütünlük “Türkçüler” tarafından yok edildi...

Bu halk oylamasında tüm ezilenlerle birlikte kendi kültürel kimliğini önemseyen Türkler, Türkçüler ve milliyetçiler de EVET demeli... 13 eylül sabahı ya yeni bir umutla güne uyanacağız, ya da barbarlığın galip geldiği bir güne... Karar hepimizin...

rasim.ozan@hotmail.com

TARAF

YAZIYA YORUM KAT