William Saroyan Neden Yazdı?

13.02.2009 09:00

Asım Öz

Ailesi bir Anadolu göçmeni olan Ermeni asıllı Amerikalı yazar William Saroyan’ı (Aram Karaoğlanyan) anmak için UNESCO 2008’i Saroyan yılı ilan etmiş, özellikle Amerika, Ermenistan ve Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı diğer ülkelerde yıl boyunca çeşitli etkinlikler düzenlenmişti. Yazmaya dokuz yaşında başlayan ve kendine has "Saroyanesque" denen bir edebi üsluba sahip yazarı anmak için Taraf gazetesi de kültür ekinde Saroyan’ın doğum günü münasebetiyle kapak yapmıştı. Saroyan 1964’te Türkiye’yi ve Bitlis’i ziyaret ettiğinde hemşerileri tarafından sıcak karşılanmıştır. Saroyan, bir Anadolulu yazar olarak yaşamın tüm hallerini insan denen imbikten geçirerek yorumlayan, halkları ırklar kümelerine ayrılmış parçalı bir resim değil, evrensel duygu, vicdan ve akıl mirasına göre bir bütünlük halinde algılayabilmiş bir yazar.

Van Gölü'ne şiirinde Anadolu özlemini işler Saroyan:
Yanıyor gözleri babamın, bakışı buğulu;
Geride kalıyor Van gölü, ey keder küpü iç deniz,
Babadan oğula yüreğimiz, dualarımız seninle şimdi.
Sert, hoyrat bir vedayla koparıldığı vatanın
Kıyısından, batıya doğru yüzünü çevrildiğinde babamın
Duyduğu dehşet, huşu benim içimde yaşıyor simdi.
Bizi rahat bırakmayan acıların simgesi,
Doldukça dolan keder küpü, ey Van gölü.

Toprağından dönmemecesine ayrıldı babam
Efsanelerin beslediği o gökyüzünden uzak
Ölüp gitti ama ardında beni, küçük hayaletini
Bıraktı yas tutsun diye; soğuk, sislere gömülü,
Yağmurların yıkadığı o gölün, tüm ölümlü acıların,
Toplandığı o havuzun kıyısında ağıdını yakıp ağlasın diye."

"Ben bir öykücüyüm" "ve tek bir hikâyem var: insan" diyen Saroyan özellikle de sıradan, gündelik hayatın hengâmesi içinde "kahraman" olmayan sivrilmeyen, kendi yazgısı ve yaşamı içinde adeta günü kurtarma uğraşı içindeki "küçük" insanın hikâyesini kendi ölümlülüğünün bilincinde olarak sanat yani anlatı yoluyla kalıcı kılmayı başarmak istemiş. Yazmanın yaşadıklarını, gördüklerini anlatması için biçilmiş kaftan olduğunu düşünen yazar yazmayı öğrenmek için çok çaba harcadığını ve yazabilmenin bir insanın bu hayatta yapabileceği en mükemmel şey olduğun kanısına vardığını anlatır “Neden Yazıyorum?” başlıklı  yazıda.

Otobiyografik göndermelerle dolu olan bu küçük yazıda Saroyan yazmaya neden başladığını ve neden devam ettiğini de açıklar. Kül Öykü gazetesinin Ocak 2009 tarihli 21.sayısında yayımlanan bu yazısının  özellikle son bölümü yazarın yazma ile ilişkisini belirgin bir biçimde ortaya koyar: “Eğer bir şeyi yazmışsam, o artık yazılmış demekti,yazının ta kendisiydi ve sonsuza  kadar ya da sonsuzluk  olarak kabul edilen yere kadar kendisi olmaya da devam edecekti.

  Böylece olayların akışını durdurabilirdim; aynı zamanda yeni şeyler öğrenmeye,olan biteni sabitlemeyi başarmanın yeni  yollarını bulmaya kendimi hazır hissedebilirim.

 Kabaca, yazmaya işte bu yüzden ve bu şekilde başladım.

 Kısaca, ölümle hesaplaşmak için yazmaya başladım.

 Birçok nedenden dolayı da yazmaya devam ediyorum.

Uzun bir süre önce hayatımı başka bir şekilde sürdüremeyeceğim için  yazdığımı söylemiştim. Yazıyorum çünkü yazmak istiyorum.”

Uzaktan uzağa Sait Faik'i duyar gibiyim: "Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da, bir hırstan başka ne idi? (...) Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. Oturdum. (...) Kalemi yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım."

 Belalı iştir kimilerine göre yazmak... Belalıdır ama tatlıdır da... Yazmak korkusu. Yazamamak korkusu...

Saroyan için yazmak bir var oluş biçimdir.

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim