WikiLeaks ve komplo teorileri

18.03.2011 16:28

Kurtuluş Tayiz

Türk toplumunda komplo teorilerine inanma eğiliminin “refleks”e dönüştüğüne dair Amerikan görüşünün, Taraf ’ın dün yayınlamaya başladığı Wikileaks Türkiye belgelerinde yer alması, çok güzel bir tesadüf olsa gerek. (4 Aralık 2009 tarihli büyükelçi James Jeffrey imzalı telgraf.) Çünkü, aynı anda Taraf ’ın Wikileaks haberleriyle ilgili komplo teorileri de piyasaya sürülmeye başlandı. Bu teorilerin bazıları şöyle: “CIA Wikileaks belgeleri için Taraf’ı özellikle seçti”, “ABD seçim öncesi düğmeye bastı”, “Taraf’ın asıl yayınlamayacağı belgeler önemlidir”, “Gülen haberini vermeleri manidardır”, “Manşetin spotu özel yazılmış...” Bu akıl ötesi teorileri, uzun uzadıya sıralamak mümkün. Ama birkaçı bile onları anlamamıza yetiyor.

Komplo teorilerinin hayal gücüne işaret etmesi bakımından önemli olduğunu düşünüyorum.Olayları açıklamakta yeterli veriye, bilgiye sahip olmayan aklın, eksikliğini hayal gücüyle tamamlamaya çalışması gayet normal. Anlamaya dönük senaryoların yüzde yüz akla dayanması da gerekmiyor. Eksiksiz görünen mantıklı teoriler çoğu zaman bir işe yaramaz. Toplumsal-siyasal olayları kavramakta akıl sınırlarını zorlamanın bir anlamı yoktur. Ancak, komplo teorilerinin Türkiye'de rastlanan örneği biraz aptallık düzeyinde seyrediyor. Bu teoriler, ne düşünce ne de hayal gücünden nasibini almış. Daha çok kara propaganda özelliği taşıyor. Türkiye’de son yıllarda artan siyasal çekişmeler, yaratıcılıktan uzak bu teorilerin rağbet görmesine yol açmış olabilir.

Bu durum, “iyi komplo” teorisi üretemediğimizi de gösteriyor. Batı akılcılığı ile Doğu ruhçuluğu arasında sıkışan Türk toplumu, yaratıcı olamıyor.

Komplo teorilerine inanma eğiliminin yaygın olması, ABD'li elçinin belirttiği gibi "Türk toplumunda adeta reflekse dönüşmesi", kuşkusuz birtakım toplumsal-psikolojik ihtiyaçlardan kaynaklanıyor. Dünyanın her yerinde aslında komplo teorileri büyük ilgi görüyor. Ancak, bizdeki ihtiyacı daha çok "psikolojik harekâtlar" karşılıyor.

Konu Taraf'a karşı üretilen komplo teorilerine gelince iş biraz daha ağırlaşıyor. Mesleğin getirdiği şüphe ve kuşku, rekabet ve kıskançlık gibi psikolojik etmenlerin yanı sıra düşmanlık içeren duygu ve fiiller de devreye giriyor.

Bazı odaklar tarafından bilinçli ve planlı olarak yapılan dezanformasyon ve kara propaganda faaliyetleri, Taraf’ın çok önemli konuları ve haberleri gündeme getirmesine paralel olarak artış gösteriyor.

Taraf'la ilgili bugüne kadar belli merkezlerce ortaya atılan teorileri, suçlamaları, küfür ve hakaretleri alt alta koyup toplayalım, bir gökdelen kadar göğe yükseleceğinden emin olabiliriz. Ama bu suçlamalardan bir teki bile doğru olsaydı, Taraf yoluna devam edemezdi. Taraf, doğru haberciliği ve güvenirliğiyle bugün enternasyonel bir kimlik kazanmıştır.

Uluslar arası ilişkiler, temaslar bugüne kadar hep yüksek siyasetin konusu olmuştur. Dolayısıyla topluma kapalı alanlar olarak muamele görmüştür. Taraf, buna da bir son verdi. Yasemin Çongar’ın imzasıyla çıkan bu ilk Wikileaks haberleriyle artık her okuyucu, diplomasinin dolambaçlı yollarında neler olup bittiğini, bir hikaye akıcılığında ve yalınlığında öğrenmeye başladı. Okuyucular için ‘anlaşılmaz haber’ dönemi de bitti. Herkes, kapalı kapılar arkasında nelerin olup bittiğini Taraf ’tan, tüm objektifliğiyle öğreniyor. Bunu kıskanmak anlaşılır; ama bu yayınlara çamur atmak, kara çalmak hoş görülemez. Bazı odaklar, kara propagandaya devam edecek elbet. Ama bugüne kadar yapılanlar Taraf ’ı engelleyemedi. Bundan sonra da engelleyebileceğini hiç sanmıyorum.

Öcalan, Türk ve Tuğluk’a yeşil ışık yakmadı

BDP’nin aday belirleme çalışmaları sürüyor. Başvuruları 25 kişilik komisyon ile dağdaki beş kişiden oluşan bir ekip değerlendiriyor. Ancak, listeye alınan bazı isimlerle ilgili İmralı’dan geçen hafta yapılan görüşmede ‘kritik’ bir müdahale geldi.

7 Mart’ta Taraf ’ın sürmanşetinde “Kelepçeli resimden 9 adaylık çıktı” başlığıyla yer alan haberimde adları geçen KCK tutuklularından altı ismi Öcalan veto etti. PKK lideri gerekçesini şöyle bildirdi: “Milletvekilliği içerideki arkadaşlarımızdan hiç birinin kurtuluş yöntemi olamaz.”

İmralı’nın bu değerlendirmesinden sonra üç isme adaylık vizesi çıktı. Hatip Dicle, Fırat Anlı ve Selma Irmak, haziran seçimlerinde aday olarak gösterilecek. BDP, tutuklu SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan’ın adaylığını da destekleyecek. İmralı, geçen hafta avukatlarıyla yaptığı görüşmede önemli bir müdahalede daha bulundu. Kapatılan DTP’nin eski eş başkanları Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk için, “hukuki sorunları varsa aday olmasınlar” dedi. Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk’un siyasi yasaklı olduğu biliniyor. Bu yasak nedeniyle milletvekili seçilseler bile Türk ve Tuğluk, Meclis’te oluşacak BDP grubuna katılamayacak. Bu açıklamayı ‘kritik’ yapan başka bir neden ise, BDP içinde ve Kandil’de bu ikiliye karşı olan açık-gizli muhalefetin elini güçlendirecek olması. Zira öteden beri BDP içindeki bir kanat, Türk ve Tuğluk’un milletvekili olması yerine Demokratik Toplum Kongresi (DTK)’nin başında kalması için lobi yapıyordu.

İmralı’nın müdahalesinden payını alan diğer önemli Kürt siyasetçi de Emine Ayna. Öcalan, Ayna’nın milletvekili değil, belediye başkanı olmasını istedi.

kurtulus.tayiz@gmail.com

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim