Vesayet biterken

23.11.2010 14:42

Ahmet Altan

İnsanlık tarihinde “vesayet dönemi” denen şey bitiyor.

En üstten en altta kadar her türlü “vesayet” sonuna geliyor.

Küreselleşmenin, tek bir ekonomik sistem altında toplanmanın, ortak bir teknoloji kullanmanın, teknolojik yaratıcılığın yayılmasının sonucunda “güç odağı” denen kavram lügatlerimizden çıkıyor.

Bu süreç henüz sona ermedi ama bu yolda hızla ilerlenildiği açık.

Yeryüzüne bakın.

Amerika’nın ya da Rusya’nın her istediğini yaptırabildiği bir dünya mı bu?

Elbette bu tür ülkelerin etkisi ve ağırlığı hâlâ sürüyor ama onların iktidarına karşı yeni “güçler” ortaya çıkıyor.

Çine, Hindistan’a, Brezilya’ya hatta Türkiye’ye öyle eskiden olduğu gibi her söylediklerini kayıtsız şartsız kabul ettirme şansları yok.

İktidarlarını paylaşmak zorundalar.

Dünyadaki bu yeni gelişme kaçınılmaz olarak dalga dalga toplumların ve ulusların içine de yayılıyor.

Bir zamanlar “diktatörler cenneti” olan Latin Amerika artık demokratik ülkelerden oluşuyor.

Ortadoğu’nun bir dönem tek askeri hâkimi gibi gözüken İsrail geri geri gidiyor.

Her istediğini kabul ettirebilme şansı yok.

Sadece siyasi açıdan değil, askerî açıdan da çok kuvvetli bir dirençle karşılaşıyor.

Çok daha iyi bildiğimiz bir örneğe gelelim.

Türkiye’ye.

Daha beş yıl önce bu ülkede ordunun her sözü emirdi.

Ordunun istemediği hiçbir şey yapılamazdı.

Bugün ordu siyasete ya da topluma müdahale etmeye kalktığında çok ciddi bir tepkiyle geriye püskürtülüyor.

Hukuk zırhına bürünmüş “yargı vesayeti” anayasa değişiklikleriyle belli sınırların içine alınıyor.

Türkiye vesayet sistemini kırıyor.

İktidar, sadece siyaset alanında ve halkın oylarıyla belirleniyor, kimse halkın tercihlerini engelleyemiyor, kimse topluma “vasilik” yapamıyor.

Türkiye’de vesayet sistemi kırılıyor ama bu sisteme çok benzer bir sistemi uzun yıllardır yaşayan Kürtlerin kendi içindeki “vesayet” sistemi de temellerinden sarsılıyor.

Eskiden PKK’nın ya da Öcalan’ın bir sözü kesin emir sayılırdı, hiçbir Kürt kolayından buna karşı çıkamazdı, karşı çıkan bu çıkışı canıyla öderdi.

Bugün PKK da, Öcalan da çok güçlü bir dirençle ve muhalefetle karşı karşıya.

Üstelik bu muhalifleri öyle kolayından siyaset sahnesinden silemiyor.

Muhalifleri silmek için baskı yaptıkça karşısında daha kuvvetli bir muhalefet buluyor.

“Silahlı dönem bitti” dediği için Öcalan tarafından sertçe eleştirilen Baydemir istifaya zorlanıyor, büyük bir ihtimalle istifa edecek ama Baydemir’in siyaset sahnesinden kaybolacağını düşünen pek fazla insan olduğunu sanmıyorum.

Ahmet Türk’ün de “dışlanmak” istendiğine şahit olduk ama Türk bugün hâlâ Türkiye siyasetinin hem Kürtler hem Türkler açısından en önemli, en saygıdeğer figürlerinden biri.

Miroğlu’ya karşı saygısızca yazılar yazılması Miroğlu’nun etkisini azaltıyor mu?

Kürt işadamları da aynı şekilde güçlerini ve varlıklarını sürdürüyorlar.

Bütün bunlar “çağın” gerçekleri.

Bu gerçekleri geriye çevirmeye uğraşan, sahip olduğu gücü de kaybeder.

Amerika, hem Çin’le, hem Hindistan’la, hem Brezilya’yla, hem Türkiye’yle kapışsa ne olur?

Belki bir kere ya da iki kere dediğini kabul ettirebilir ama bunun üçüncüsü olmaz, her bastırışında, kazansa bile gücünden ve etkisinden kaybeder.

Türkiye’de ordu ya da yargı vasilik görevini sürdürebilir mi?

Sürdürmek isterse saygınlığından biraz daha yitirir.

Aynı şey PKK ve Öcalan için de geçerli.

Kürtlere isteklerini zorla kabul ettirmeye her kalktıklarında biraz daha gerilediklerini görürler.

Kürselleşme, yeryüzündeki haberleşmenin süratlenmesi, hiç bir şeyin sır olarak kalmaması insanları ve toplumları özgürleştiriyor.

En büyüğünden en küçüğüne kadar bütün “vasilerin” dönemi kapanıyor, herkesin özgürce konuştuğu ve davrandığı bir özgürlük çağına giriyoruz.

“Vasiler” için kötü bir gelişme ama vesayetten bunalanlar için harika bir dönem.

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim