Ve Vanlı çocuk taşı yerde bıraktı

01.05.2009 16:40

Yasemin Çongar

Tuhaf bir memleket bizimkisi...

Öyle tuhaf ki, Genelkurmay Başkanı “Demokrasiye bağlıyız” dedi diye sevinmek tuhaf kaçmıyor.

Genelkurmay Başkanı’nın “demokrasiye bağlı olmama” gibi bir seçeneği olmadığını, zira bu durumda rejimi “demokrasi” olarak tarif eden Anayasa’ya karşı gelerek suç işleyeceğini düşünmüyoruz bile.

Ordunun başındaki şahıs, “Darbecileri içimizde barındırmayız” dediği için zil takıp oynayacak haldeyiz.

Ordunun, darbecileri zaten içinde barındırmaması gerektiğini, zira bunun suçluyu içinde barındırmak demek olacağını hiç aklımıza getirmiyoruz.

Ve çok tuhaf şu bizim memleketin medyası...

Genelkurmay Başkanı’nın iki buçuk saat boyunca Ergenekon Davası’nı eleştirmekten Ermenistan sınırının açılmasına kadar üzerine vazife olmayan bilumum konuda görüş açıkladığı; Demokratik Toplum Partisi’ni ve bu partinin milyonlarca seçmenini karşısına alan laflar edebildiği; her biri Meclis iradesine, kuvvetler ayrılığına, askerin siyasete karışmaması ilkesine birer salvo niteliğindeki sözlerinin arasına “demokrasinin üstünlüğü” mesajını samimiyetle yerleştirebildiği; “biz” ve “karşı” ayrımı yaparak kendisini ve kurumunu “taraf” ilan edebildiği bir basın toplantısı yapılıyor.

Ve bu toplantının ertesi günü, memleketin çok tuhaf medyasının bazı mümtaz kalemlerinden “Eyvah, asker çekiliyor, ne olacak şimdi” tedirginliğinde yazılar dökülüyor.

Sazlıklardan havalanan o mutedil üslubu sayesinde ziyadesiyle popüler olmuş ve, eminim, kendisini “demokrat” sayan bir yazar bile, mesela, yazacaklarına “darbe şakşakçılığı” demememiz konusunda bizi baştan uyardıktan sonra, memlekette nasıl da darbeye uygun bir ortam olduğunu anlatıyor köşesinde.

Çok ama çok tuhaf sorular soruyor:

“Başı sıkıştığında ‘Asker gelsin çözsün’ refleksine alışmış bir toplumun paniğini kim yatıştıracak? Askerî vesayetin boşluğunu hangi otorite, nasıl dolduracak?”

***

Muhteşem bir memleket bizimkisi...

Öyle muhteşem ki, generallerin, kalemşorların, Ankara ve İstanbul’daki bilumum nüfuzlu şahsın tuhaflıkları üstünüze gelip loş, havasız ve karmakarışık bir “tuhafiye” dükkanında sıkışıp kaldığınız duygusunu verdiği anda size, taze bir esinti teninize dokunuyor.

Aniden, bir ışık huzmesi süzülüyor hayatınıza, kararmak üzere olan köşelerinizi kaplıyor.

Hiç beklemediğiniz bir ses gelip buluyor sizi.

Bir cümle içinize işliyor.

Umudunuz canlanıyor.

Memleketin aklına olan inancınız pekişiyor.

***

İlker Başbuğ’un ahaliyi tuhaf bir sevince gark eden açıklamaları ile Can Dündar’ın tuhaf bir panik yansıtan yazısı arasında, bir klostrofobi atağının kasvetli kıyısında geziniyordum ki dün, aşağıdaki mektubu aldım.

Memleketin aklına olan inancım pekişti.

Okumanız ve üzerinde düşünmeniz dileğiyle aynen yayımlıyorum.

***

Merhaba Yasemin Abla,
Ben Van’dan Uğur... Yazılarınızı düzenli olarak takip ediyorum. Sayenizde bir şeyler öğreniyoruz, akıcı bir üslubunuz var, tebrik ve teşekkür ederim.

Abla, bildiğin gibi, dört-beş gün önce, Hakkari’de 12 yaşındaki bir kardeşimiz özel hareketçiler tarafından dipçik darbeleriyle öldüresiye dövülmüştü. Olayın yaşandığı gün Roj tv’nin haber bülteninin başlamasını beklerken, diğer kanallarda gezindim. Show tv o görüntüleri yayınladı. Şaşırdım. Dakikalarca düşündüm, Show tv neden o görüntüleri yayınladı diye.

2008 Newroz’unda 3 kişi polis kurşunuyla katledilmiş ve bir çocuğun kolu kameralar karşısında kırılmıştı. Medya bu görüntüleri yayınlamamıştı.

Tv izlerken birden Turkcell reklamını gördüm. Ve siz aylar önce yazdığınız (başlığını tam hatırlamıyorum “Askerler, Selocanlar ve Gazeteler” olmalı galiba. Yanlışsa özür dilerim) yazınızda Ergenekon terör örgütü ile Turkcell arasındaki bağlantıya işaret ediyordunuz hatırladığım kadarıyla. Turkcell ve Show tv Çukurova grubuna ait.

Ergenekon tartışmalarının zirvede olduğu bir dönemde o görüntüler neden yayınlandı? Çünkü gündemi değiştirmek istiyorlar. “O görüntüleri gören halk olay çıkaracak ve Ergenekon ikinci plana itilmiş olacak” diye mi düşünüyorlar?

Bu tv kanalına pek güvenmiyorum. Durduk yere yayınlamaz o görüntüleri. Mesela sınır ötesi hareketin yapıldığı bir dönemde.

O tv kanalının haber bültenini izlerken böyle bir haber geçti: “Flaş flaş... PKK itirafçısından şok sözler.”

Neymiş? PKK’da namaz kılana kötü gözle bakıyorlarmış. Dini hassasiyetleri olan halkı PKK’dan soğutmak isteyen bu vatanseverlerin(!) yaptığı habere tebessüm ettim. Tebessüm etmemin nedeni aynı tv kanalının PKK haberini yapmadan iki hafta önce yapmış olduğu bir haber. Cep telefonu görüntüleriyle çekilmiş bir videoda öğrenciler okulda cemaat olarak namaz kılıyorlardı. Neredeyse kıyameti koparacaktılar. Okulda namaz kılınıyor! Hem de cemaat olarak! İnanın okulda grup seks yapılsaydı bu kadar önemsemezlerdi. Bu ateist birinin namaz kılmayan birine gavur demesi gibi bir şey.

DTP’nin yaptığı her basın açıklamasından, her mitinginden sonra polise taş atan ben son basın açıklamasında elime aldığım taşı yere bıraktım. Ben taş atsaydım diğerleri de atacaktı. Ve aynı kanal, “Van’da olay çıktı” diye iki saat haber yaparak Ergenekon’u es geçecekti.

Okula geç kaldım abla... Seni en içten duygularımla selamlıyorum. Hoşçakal.

TARAF

  • Yorumlar 2
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim