1. YAZARLAR

  2. Ahmet Taşgetiren

  3. Ve Kürtçe seçmeli ders
Ahmet Taşgetiren

Ahmet Taşgetiren

Yazarın Tüm Yazıları >

Ve Kürtçe seçmeli ders

A+A-

-Bölgedeki olağanüstü halin kaldırılması.

-TRT-Şeş'te, günün 24 saatinde Kürtçe yayın yapılması.

-Kürtlüğün farklı bir kimlik olarak kabulü, yani ret ve inkârın sona erdirilmesi.

-Annelerin cezaevlerinde çocuklarıyla Kürtçe konuşabilmesi.

-Devlet erkanı ile Kürtçe konuşabilme imkânlarının artırılması.

-Üniversitelerde Kürtçe kürsülerin açılması.

-Seçimlerde Kürtçe propaganda yapılabilmesi, pankart, afiş vs. asılabilmesi.

-Ve bölgenin mağduriyetinin giderilmesi, sosyoekonomik şartlarının iyileştirilmesi için yapılan 32 katrilyonluk yatırım. Hastane, yol, havaalanı, sulama sistemleri vs.

-Yıl 2012. Haziran 12. Okullarda, yeterli öğrenci talebinin bulunması halinde, Kürtçe'nin seçmeli ders olarak okutulabilmesinin ilanı.

Şüphesiz bu son karar, Türkiye tarihinde yeni bir dönemi başlatmış oluyor.

Kim ne derse desin, yukarıdan beri sayılanlar, AK Parti'nin, ülkenin bu en sancılı meselesinde, çözüm yolunda önemli adımlar attığının göstergesidir.

Dün, "İyi şeyler mi olacak" başlığı ile çıkmıştı benim yazım. Bugün o iyi şeylerden birisini daha ülke olarak paylaşmış olmaktayız.

"AK Parti, bu can yakıcı meselenin çözümünde Türkiye için bir imkân" diye yazmıştım bir ara.

Evet can yakıcı. Binlerce can yandı yıllar içinde.

Cumhuriyetin ilk yıllarından başlayarak hem de...

Sürgünler, köy tahliyeleri ve şehirlerdeki dramın henüz hesabı yapılmadı ancak "Artık iletişim kurulamayacak nesil" denen şey, o köy boşaltmaların ve şehirdeki savruluşun ürünü.

1984 sonrası gelişen terör ortamı ise, çok daha vahim sonuçlar doğurdu. Hem bölgede hem tüm yurtta, neredeyse acısız aile kalmadı.

Bu acının bitmesi lazım ki, Türkiye yarasını sarsın.

CHP yeni yeni çözüme doğru evriliyor.

MHP henüz ret ve inkâr safhasından bir adım ileriye gitmedi.

BDP ne yazık ki, PKK ve KCK ile eklemli bir strateji içinde, neredeyse Türkiye bu işin içinden çıkamasın gibi bir politika sürdürüyor. "Türkiye bu işin içinden çıkamasın ve sonuçta bölge bize kalsın!"

Şöyle düşünelim:

AK Partili herhangi bir kişi, bölgede bir ağacı kesse, bölgede bir hastaneyi yıksa, bölgede bir annenin, çocuğun ölümüne kayıtsız kalsa, nasıl isyan edilirdi?

Peki ama terör örgütü, bölgeye yatırım yapılmasın diye bir iş makinesini yaktığında, "Bunu bizim çocuklar yaptı" diyerek normal karşılamak olur mu?

Evet, AK Parti, yeni bir Ankara oluşturdu, bunda şüphe yok.

Evet, AK Parti "Türkiye için bir imkan", bence bunda da şüphe yok.

Hizmet için gelen, bölge insanının manevi duyarlılıkları ile buluşan, statükonun darbeleriyle boğuşa boğuşa ilerleyen AK Parti, Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, bütün devleti, kardeşlik ve şefkat formatı ile donatarak bölgeye yönlendiriyor.

Belki adım adım.

Belki, yanan canların acısının vurduğu ülkenin diğer yörelerinin duygu iklimini dikkate alarak.

Belki, devletin yeniden formatlanmasının ortaya çıkardığı engebelerin aşılması noktasında zaman zaman duraklayarak...

Zaman zaman Uludere gibi acılar karşısında şaşkınlığa uğrayarak, belki panikleyerek...

Dün Başbakan "Bu mesele çelik gibi sinirleri gerektirir" dedi. Doğru.

Sürece katkıda bulunmaya yönelen CHP'ye "Sağlam duruş" çağrısı yaptı.

İktidar ve ana muhalefetin el ele vermesinin "Toplumsal mutabakat" anlamına geleceğini vurguladı.

Şu an MHP ile BDP, iki karşıt kutup olarak uzlaşmaya soğuk duruyorlar.

Bence bu yanlış bir tavır.

Bu sorunun çözülmesi lazım ve bu sorun ancak Türkiye bütünlüğü içinde, hangi etnik, dini, mezhebi farklılık halinde olursa olsun, kardeşlikle, dostlukla, uzlaşma ile, barışla çözülecek.

Kanı aşarak.

Kanı aşamazsak, acılar dinmez. Onun altından da ne MHP kalkabilir, ne BDP.

BUGÜN 

YAZIYA YORUM KAT