Vay Sırrı vayyy!!

13.04.2011 12:55

Rasim Ozan Kütahyalı

Adaylar açıklandı... Bu seçim AK Parti için çok rahat bir seçim olacak. Bu seçim,hükümet partisi hiç zorlanmadan %45’i geçecektir... %45’i geçen oy oranını AK Parti, kendi performansından ziyade rakiplerinin Ergenekoncu ve darbeci zihniyette olmalarından ötürü alacaktır öncelikle... Çünkü hem CHP hem de MHP yine kendi ayaklarına sıkan bir saçmalıkla listeleri hazırlamışlar...

AK Parti listelerine spesifik olarak bakarsak bazı problemler sıralamak mümükün... Öncelikle niçin hiç başörtülü aday yok? Şu anki Anayasa Mahkemesi kompozisyonunun partiyi kapatma tehlikesi yok, böyle bir bahane olamaz,o halde niçin aday gösterilmedi? Niçin geri adım atıldı? Seçilebilir yerden en az 15 başörtülü aday gösterilmeliydi... AK Parti bu konuda büyük bir yanlış yaptı...

Yalnız bu konuda değil, gayrimüslim aday noktasında da AK Parti statükoyu kıramadı. Daha evvel yazmadım ama şimdi yazayım,değerli dostumuz Ermeni entelektüel Markar Esayan’ın ismi adaylık için son günlere kadar AK Parti kulislerinde konuşuluyordu, fakat nolduysa oldu, ne Markar gibi temsil kabiliyeti yüksek bir isim ne de başka bir gayrimüslim aday seçilebilir yerden gösterilmedi...

Öte yandan AK Parti üst yönetimi, Alevi kamuoyu tarafından önemsenen bir ismi Reha Çamuroğlu yerine aday göstermek istiyordu... Bunun için kıymetli psikiyatri profesörü ve Alevi dedesi Cengiz Güleç’e teklif götürüldü. Cengiz hoca bundan bir ay önce Mehmet-Canan Barlas’ın evlilik yıldönümü davetinde bu teklifi teyit etmişti ama tereddütlüydü. Murat Belge, ben, ve Cengiz Güleç yemek yiyip sohbet ederken özel olarak bizlere de fikrimizi sormuştu Cengiz hoca. Davette bulunan Etyen Mahçupyan, Can Paker, Nagehan Alçı, Mehmet ve Canan Barlas’a da danışmıştı. Ben hararetle desteklemiştim Güleç’in AKP’den politikaya atılmasını. Güleç’in çok yakın olduğu Ertuğrul Günay çok uyumlu ve yararlı bir dönem geçirmişti AK Parti’de... Fakat sanırım kendi mistik bilgelik gündeminden uzaklaşmak istemediği için bu teklifi kabul etmedi Cengiz hoca...

Kürt coğrafyasındaki adaylara bakınca da AK Parti’nin ne yapmak istediğini pek anlayamadım, elbette şu anda da kimi çok iyi adaylar var ama kimi çok kıymetli ve bölgede etkili isimlerini niye üstü çizildi, anlamış değilim... Dünden beri BDP’liler “Diyarbakır’da keşke 8 aday gösterseydik” diye espri yapıyorlarmış.

PKK hareketi tarihinde ilk defa kendi dışındaki Kürt hareketlerini de içeren bir listeye seçime gidiyor. Bu önemli bir atılım... Diyarbakır adaylarında ve başka kimi Kürt bölgelerinde bunu görmek mümkün. Öte yandan PKK’nın İstanbul 2. bölgede desteklediği aday da bizim Sırrı Süreyya Önder oldu.

“Yerli, hakiki ve mert adamdır” diye her zaman överek andığım Sırrı’nın son 9 ay boyunca yaptığı slalomlar da böylece anlaşıldı... Sırrı Süreyya “yerli ve hakiki oluş”la bağdaşmayacak ilk populist hareketini 12 Eylül referandumunda yapmıştı...

Ben “Bu referandumda Sırrı Süreya EVET der” dedim diye benle ilgili “6 nolu devrimci gençlik bildirisi” gibi bir metin hazırlayıp “Ben boykotçuyum” diye kamuoyuna sundu... Şaşırdım kaldım, sonra da “Allah müstehakını versin Sırrı“ diye bir yazı yazdım. O zaman kimi Kürt yazar dostlar “Sırrı,BDP’den aday olmak istiyor, aklı mebuslukta, o yüzden böyle şov yaptı” dediler... Ben de onlara “Benim tanıdığım Sırrı böyle eyyam yapmaz, dansözlük etmez, Sırrı net adamdır, kaypakça ve kariyerist bir mantıkla davranmaz. Yanılıyorsunuz...” demiştim...

O dostlardan biri dün beni aradı “Bak, Sırrı konusunda bizi terslemiştin, gördün mü şimdi” dedi, sesimi çıkaramadım... Benim her yerde “Yiğit ve mert adamdır” dediğim Sırrı PKK’nın tehdit ettiği Kürt aydınlar konusunda da “dut yemiş bülbül” gibi olmuştu... PKK’nın tehditleri arttıkça en son-o da sadece yakın dostu olan Muhsin Kızılkaya için- son derece lafı dolandıran ve muhtemelen Muhsin’i de asla mutlu etmeyen, bir yazı kaleme aldı bizim Sırrı... O zaman gerçekten hayal kırıklığına uğramıştım Sırrı ile ilgili... Demek bunların hepsi İstanbul 2. bölge milletvekili adaylığı içinmiş..

“Örgütün desteklediği aday olmak için Abdullah Öcalan’a biat etmek gerekiyor, napsın, o da biat ediyor” dedi bir arkadaşım Sırrı’ya dair, daha da içim sızladı... Bizim tanıdığımız Sırrı “Zalimlik nereden gelirse gelsin o zalimliğe karşı çıkacak” yürekte bir insandır, o yüzden Hrant Dink’in anıldığı gün yaptığı konuşmayı herkes çok sevmişti... “Zulüm karşısında ses çıkarmamak puştluktur” diye Agos’ta bağıran o mert ve yiğit Sırrı’dır bizim tanıdığımız...

Şivan Perwer, Orhan Miroğlu, Mehmet Metiner tehdit edildiğinde “siyasi ikbal” beklentisiyle susan adama Sırrı’nın pek iyi bildiği Anadolu lugatinde “kaypak” ve “eyyamcı” denir... Ben asla ve asla Sırrı’nın böyle biri olduğuna inanmıyorum, inanmak istemiyorum...

Sırrı, Devletin zulmüne de, PKK’nın zulmüne de aynı delikanlı tavrı koymak zorundadır. Aksi halde Sırrı’ya bu halk başka şeyler söyler...

rasim.ozan@hotmail.com

TARAF

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim