1. YAZARLAR

  2. Fatma K. Barbarosoğlu

  3. Vatan kavramının değişmesi ve mayınlı bölge
Fatma K. Barbarosoğlu

Fatma K. Barbarosoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Vatan kavramının değişmesi ve mayınlı bölge

A+A-

Gündem mayınlı arazinin temizlenmesine kilitlendi. Geçen gün (26 Mayıs Salı) radyodan Deniz Baykal'ın, Hükümetin mayınlı arazinin temizlenmesiyle ilgili verdiği kanun teklifini eleştiren konuşmasını dinledim. Meraklısı için hemen söylemeliyim ki, evet ben de Deniz Baykal gibi düşünüyorum. Bazı konularda maliyet hesabı yapılmaz. Mayınlı bölgenin Türkiye Cumhuriyetinin imkanları ile temizlenerek bölgedeki köylüye verilmesini savunuyor; o kadar stratejik bir bölgede mayın temizleme karşılığı olarak toprak bahşedilmesini onaylamıyorum.

Mayınların temizlenmesini Savunma Bakanlığı ve TSK'nın dışında bir birimin yapması, hele hele kırk küsur yıllığına kiraya verilmesi kabul edilemeyecek bir durum.

Mayın temizliğini özel şirketlere havale etmek, dünyanın gidişatını okuyamamak ile alakalı. Liberallerin en büyük sıkıntısı burada. "Bu dünya" onlara yeterince güzel geliyor. Güzel ve değişmez.

Bu satırların yazarı dünyanın gidişatını okuduğunu iddia ediyor değil.Zamanın ruhunu kavramak gibi telaşı olanlarda rastlanan bir sezgiye sahip olduğumu düşünüyorum sadece.

Ve yakın çevreme ellerine geçen para ile lüks bir hayat yaşamak yerine; yani ikinci bir ev,daha lüks bir ev,daha lüks arabalar almak yerine toprak almalarını öğütlüyorum on yıldır.Acıdır ki,parası olmayanlar tavsiyelerimi can kulağı ile dinliyor, parası olanlar söylediklerimi "saçma" buluyor.Çünkü toprak sahibi olmayı ilerde daha iyi para getireceği için yani yatırım yapmak maksadıyla tavsiye etmiyorum.Çevre bilincine sahip olabilmek için o bilinci uygulayabileceğimiz toprağa ihtiyaç var.Kitabi olandan çıkıp hayati olana akabilmek için toprağa ihtiyacımız var.Ağaç dikelim kampanyasından daha etkili olanın sahibi olduğumuz bir avuz toprağa ağaç dikmek olduğunu söylüyorum velhasıl.

Büyük hikayenin tükendiği yerde "butik çözümler" girecek/girmeli devreye.

Dünyanın gidişatı vatan kavramını değiştiriyor çünkü. Önümüzdeki yıllarda, sadece tapusu elimizde olan topraklar "bizim" olacak.

Dünyanın gidişatı on üçüncü yüzyılın sosyal-siyası dokusuna geri dönmüş durumda. Ama tarihteki geri dönüşler asla birincinin tekrarı olarak gerçekleşmez. Dünya bir taraftan hızla dünya imparatorluğuna doğru giderken, diğer taraftan yerelde bir parçalanma yaşanıyor.Etnik kimlikler tıpkı Orta Çağ döneminde olduğu gibi önemli hale geliyor.Osmanlı'dan önceki beylikler dönemini hatırlayınız.Hatırladığınız beyliklerin yerine şimdi dünyanın sayılı şirketlerini yerleştiriniz.

"Organik tarım"' dünyanı yeni paylaşımı için şık bir ambalaj. Fazla mı kuşkucu buldunuz. Şöyle düşünün "organik tarım" imajı olmasaydı elin adamının milyonlarca dolar ödeyip köyünüze konuşlanmasını bu kadar rahat kabul edebilir miydiniz?

Önce tarım ilaçlarıyla dünyanın dokusunu bozacaksınız. Endüstriyel atıklarla çevreyi kirleteceksiniz sonra da daha zenginler daha sağlıklı yaşayabilsin diye "organik tarım" mitini devreye sokacaksınız.

Biz eksiden organik tarım yaparken böyle demiyordunuz ya!!!.Topraklarımızı hayvansal gübre ile beslerken.İş makinelerine sahip olmadığımız için kas gücünü kullanırken.Tarımda modernleşemediğimiz için aşağılanıyorduk.

...

"Organik tarım" miti dünyanın yeni paylaşımı için şık bir imaj. Dünyanın büyük şirketler arasında paylaşılması için.

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT