Abdülkadir Selvi

Abdülkadir Selvi

Yazarın Tüm Yazıları >

Varan-1

A+A-

Yaşa, varol sesleri arasında DYP ve Refah'tan istifa ediyorlardı.

Daha sonra, 'Askerin darbe yapacağına inandırılmıştık' diyen Yıldırım Aktuna, 'Üç gün daha fazla bakanlık yapacağım diye ülkeye zarar veremem' diyerek Sağlık Bakanlığı'ndan istifasını basmıştı.

Dinç Bilgin'in, 'Işılay'ın istifasını elden aldım' dediği Işılay Saygın ise, 'Laiklik tehlikede' diyerek istifa etmişti.

Tansu Çiller'in, 'Beni sırtımdan hançerledi' dediği Yalım Erez, gürültülü bir şekilde DYP'den istifa etmiş daha sonra 28 Şubat'ın taşeronu olarak hükümet kurma görevini üstlenmişti.

Refahyol'u yıkmak için düğmeye basılmış, siyaset pazarı kurulup milletvekili alınır, satılır olmuştu.

28 Şubat karargâhı,

1-MGK'da hükümeti sıkıştırıyor.

2- Milletvekilleri tehditle, şantajla ya da parayla DYP ve Refah Partisi'nden istifa ettiriliyor

3-Üniversitelerde türban yasağı, ordu da YAŞ ihraçları ve yeşil sermaye operasyonlarıyla iş dünyası ve toplum sindiriliyordu.

28 Şubat'ta korku imparatorluğu kurulmuştu.

Çankaya'da Demirel, Genelkurmay'da Çevik Bir topluma korku yayıyordu.

Refahyol hükümetini devirmek için, 'Yıkım müteahhitliği' o günlerde literatürümüze girmişti.

Emekli Generaller, Valiler, Emniyet Müdürleri ve rejim açısından, 'Sigorta' sayılabilecek isimlerden oluşan, 'A takımı' DYP'nin içine, 'Truva atı' gibi sokulmuştu.

Yanılmıyorsam sayıları 28'i buluyordu. DYP'den her gün bir ya da ikisi istifa ediyor, adına da , 'Çiller'e Çin işkencesi' deniliyordu.

Bir tuğla çekildi, A takımı DYP'den söküldü ve Refahyol yıkıldı. Aynı şeyler AK Parti içinde denendi.

2007'de Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giden günlerdi. Cumhuriyet mitingleri yapılıyor, 367 kararı çıkarılıyor, AK Parti'ye muhtıra veriliyordu. Operasyonun siyasi ayağında ise AK Parti'den istifa ettirilen milletvekilleri vardı. Kimine, ara rejimin başbakanlığı, kimine kabine üyeliği sözü verildi. Ne oldu? Onların hepsi silindi gitti.

Hakan Şükür'ün AK Parti'den istifasıyla aynı süreç mi başlatıldı?

O günkü şartlarla bugün çok farklı. Ama bir operasyonun başladığı ve birilerinin düğmeye bastığı net.

İstanbul'daki operasyonun dumanının tüttüğü ve Hakan Şükür'ün istifasının konuşulduğu saatlerde Meclis'te kulislerdeydim.

Her kesime kulak verdim.

AK Parti cephesi, yolsuzluklarla mücadele konusunda net. Bakanların oğlu değil, yolsuzluğa bulaşan her kim olursa olsun hesabını vermeli kanaatindeler.

Yolsuzluğu savunan yok.

Ancak işin bir de siyasi operasyon boyutu var.

Dershaneler tartışması başladığında, 'Bu konuda meşru sınırımız yok' denilmişti.

Dershaneler tartışmasında ilk aşama, 'Tehdit' süreciydi.

Kasetlerle ve bir takım belgelerle tehdit.

Hakan Şükür'ün istifası, bakanların çocuklarının da içinde yer aldığı yolsuzluk operasyonunun zamanlaması ise, 'Siyasi operasyon' olarak görülüyor.

Hükümet bildiği yoldan dönmeyince, tehditten operasyon aşamasına geçildi diye düşünülüyor.

İstanbul'daki operasyona bu açıdan bakınca, Varan-1.

Varan-1 Operasyonu, 'Bakanların çocuklarını aldık. Bakanları da, Başbakan'ı da alırız' mesajı olarak değerlendiriliyor.

AK Parti sindirilmek isteniyor.

Varan-2 kasetler.

İstanbul'da operasyon fırtınası eserken gecikmeden kasetler devreye sokuldu. Tabii kulislerde hemen şu iki değerlendirme gündeme alındı. Dün birçok milletvekilinin cep telefonlarından şu iki notu indirdiğine tanık oldum.

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın, 'Önceki seçimler arifesinde denenmiş olan özel hayatın mahremiyetini ihlal edici ahlak dışı metot ve girişimlerin, tekrar denenebileceğine dair endişe verici işaretler görülmektedir' açıklaması.

Ve Fethullah Gülen Hocaefendi'nin, 'Bir büyük zat, bir dönemde... Bana seneler evvel bir telefon geldi. Dediler ki nefsine uyarak bir yerde bir tane alüfte ile buluşmaya gidiyor ve aynı zamanda birilerinin de komplosu da söz konusu olabilir. Gece yarısı Türkiye'de onu tanıyan bir arkadaşa telefon ettim. Kalk dedim evine koş git, oraya gitmesin katiyen, hem kendisi o masiyete girmesin hem de hafazanallah bir komplo meselesi ise şayet günümüzde geldiği noktaya gelemezdi, gelemez dedim' sözleri.

Testi kırıldı, kirli bir operasyon başlatıldı.

O nedenle AK Parti kulislerinde en çok kulağıma çalınan söz, 'Yeni bir 7 Şubat operasyonu' oldu.

Peki gelinen noktada ne yapılacak?

Başbakan Erdoğan yeni sürecin şifresini verdi: 'Hiçbir tehdide boyun eğmeyeceğiz.'

Yeni Şafak

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum