1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Van’da ‘Mekki Vahyin Öncelikleri’ Semineri Yapıldı
Van’da ‘Mekki Vahyin Öncelikleri’ Semineri Yapıldı

Van’da ‘Mekki Vahyin Öncelikleri’ Semineri Yapıldı

Özgür-Der Van Şubesi haftalık seminerlerine “Mekki Vahyin Öncelikleri” konusuyla başladı. Fırat TOPRAK’ın sunumunu yaptığı seminer Özgür-Der’in konferans salonunda yapıldı.

A+A-

Fırat Toprak’ın sunumunu yaptığı seminerde genel olarak “vahyin ilk dönem müminlerinin algı zemininde anlaşılmasının temel faktörlerine(nüzul sebebi /nüzul ortamı, konu bağlamı/iç bütünselliği, Arap dilinin imkânları), Mekki vahyin belkemiğini oluşturan mümin şahsiyetin inşasına, Mekke dönemindeki Kurani bildirimlerin manevi eğitime yönelik direktiflerine ve Mekki-Medeni vahiy ayrımının anlamı” üzerinde duruldu.

Toprak, vahyin zaman ve mekân yönünü belirgin kılan faktörlerle, mekân ötesi ve evrenselliğini belirgin kılan faktörlerin aynı paralelde okunması ve tahlil edilmesi ile ilgili olarak; “Hayata ve olaylara ilahi bir müdahale olan vahiy hakikatini ilk dönem müminlerinin algı zemininde anlamak nüzul sebebi/nüzul ortamı, konu bağlamı/iç bütünselliği, Arap dilinin imkânları gibi birçok faktörle ilintilidir. Bu gibi hususlar vahyin zaman ve zemine ait yönünü belirgin kılmakta ve fakat zaman ve mekân ötesi evrenselliğini engellememektedir. Başka bir deyişle vahyin bir tarihsel ana şahitliği ve bir sebebe binaen ortaya koyduğu perspektif kıyamete kadar yenilenen bir yaklaşımı şekillendirmektedir ki bu durum ilahi vahyin insanlığa son seslenişinin tazammun ettiği bir gerçekliktir.”vurgusunda bulundu.

Mekki ve medeni vahiy ayırımına değinden Toprak; bu ayırımda iki kriterin kullanıldığını ve bu kriterlerin;

1.”Direk vahyin indiği mekân” gözetilerek yapılan ayırım,

2.”Hicret temel alınarak yapılan ayırım” olduğunu ve bizce de bu kriterin daha tercih edilebilir olduğunu söyledi.

Mekki vahyin mümin şahsiyeti şekillendirmeye yönelik olduğunu ve TEVHİD VE ADALET İNKILÂBININ’ da ancak bu doğrultuda yetiştirilecek NİTELİKLİ ÖNCÜ NESİL ile gerçekleştirileceği ile ilgili olarak, “Mekki Vahiy – burada mekân, şahıs ve konu değil Hicret öncesi inen vahiy anlamında zaman kriteri esas alınmaktadır- bir mümin şahsiyeti şekillendirmek hedefindedir evleviyetle. Çünkü bu mümin şahsiyet öncü İslam cemaatinin de tesis edilmesi hedeflenen İslami yönetimin de nihayet dünya ölçeğinde gerçekleştirilecek Tevhid ve adalet inkılâbının da temel taşı mesabesindedir. Bundan dolayıdır ki nitelikli insan unsuruna ehemmiyet verilmiş, uzunca bir zaman diliminde adeta ilmik ilmik mümin şahsiyetlerin örülmesi sağlanmıştır. Nitelikli kadroların önemi sonraları Bedir’de, Hudeybiye’de ve Ridde dönemlerinde apaçık görülmüştür. Açıktır ki tarihin tekerleğini çevirenler de bu nitelikli kadrolardır.”vurgusunda bulundu.

Devamında Vahyin bir ilim çağrısı olarak vücut bulduğu, Rahmetli Şehid Seyyid Kutup’un “Yoldaki İşaretlerinde” dile getirdiği gibi vahyin; Zihni ve entelektüel bir çaba değil hayata dönük devrimci yüzüyle arınma ve amel amaçlı bir ilim çağrısı olduğu dile getirildi.

Toprak, Mekki vahyin akideyi güçlendirmeye ve billurlaştırmaya yönelik hedefi ile ilgili olarak; “Bedene nispetle ruh, binaya nispetle temel mesabesinde olan İtikat Uluhiyetle, Risaletle ve ahiretle Mümin şahsiyetin akıl ve kalbinde billurlaşmalıdır. Bu amaçla Mekki Vahiy uzunca bir zaman zarfında ısrarla, tekraren, kasemle/yeminle, muarızlarıyla tartışarak/delil getirerek, geçmiş kavimlerden örnekler vererek akidevi özellikleleri belirginleştirmeye gayret eder. Kulluk perspektifini kaybetmeden ve her daim diri bir imtihan şuurunun netleşmesi elzemdir.”dedi.

Vahyin güçlü bir akide oluşturma ve ilk dönem müminlerin manevi olarak güçlendirilmesine yönelik olarak, vahyin iniş sürecinin 13 yılının bu amaca hasredilmesinin önemi üzerinde durularak, önümüzde bizi bekleyen ramazan ayının bu anlamda bizim içinde yeniden bir arınma ve diriliş ayına dönüştürülmesinin gereği üzerinde duruldu.

Devamında kafirun sûresi bağlamında verdiği örneklerle günümüzün konjektürel durumuna ve ilkesiz duruşlara karşı “itikadi konularda pazarlık olmaz” vurgusunda bulundu ve devamında “Mekki Vahiy baskı ve zorluk dönemi ortamında dahi-özellikle baskı ortamlarında belki de- inanca müteallik konularda tavizsiz olmayı, net ve köktenci bir duruşu sergilemeyi esas almaktadır.  Sosyal değişim sürecindeki tedrici yöntem sünnetullahın/bireysel ve toplumsal değişimin tabiatı gereğidir.” dedi.

Vahyin güçlü şahsiyetlerin yetiştirilmesi ve ağır sorumlulukları yüklenecek kadroların oluşturulması amacına yönelik olarak;” Mümin bir şahsiyeti yüklendiği ağır sorumluluğun farkında olmaya, mücadele bilincinin şekillenmesi ve pratiğin getireceği sıkıntılara/zorluklara karşı donanım amacıyla manevi bir eğitimden geçilmesi zorunluluğunu ortaya koymaktadır. Kuran, zikir ve ibadetin merkezinde olacağı bu manevi eğitim sonraları nispeten hafifletilse de tüm zamanları kuşatan bir yaşam biçimi halini alacağı apaçıktır. Yine açık olan bir husus ta hayatın tüm iniş-çıkışlarında Alemlerin Rabbine yönelme ihtiyacının belirleyiciliğidir. Yine benlik zindanından azad olma, zaaf ve eğilimlerle mücadele edebilme Mekki Vahyin önceliklerindendir.”söyledi.  

Mekki vahyin mümin şahsiyetlerin hayatın bütün sahalarına yönelik şahitliği ile ilgili olarak,” Mekki Vahiy inancın kavgasını şirk ve küfür boyutunda sürdürdüğü gibi mümin şahsiyete sosyal hadiselere de birebir müdahil olma bilinci bahşeder. Ölçü tartıdaki haksızlıklar gündeminde olduğu gibi diri diri gömülen kızların hesabını da sorar. Ki mazlumun hakkını iade etme de her din ve eğilimin mensuplarıyla yardımlaşmayı da-Hılful Fudul- önemser hem de alabildiğine. Tevhidin sosyal şahitliğinin en belirgin hususiyeti zulme karşı mücadeleydi elbette. Yalın ayaklılara sahip çıkma, egemenlerin zulüm sistemine karşı devrimci bir bilinç oluşturma temel ödevlerdendir.”denildi.

Devamında vahyin amacı ve peygamberin kavgasının sadece bir inanç (pısırık bir ibadilik vurgulanıyor) kavgası değil siyasal, sosyal, itikadi ve imani bütün alanlara yönelik adaleti sağlama ve tevhidi hâkim kılma mücadelesidir denildi.

Toprak konuşmasına Bedavetten Sahabe çıkaran inkılâbın hangi vasatta şekillendiğine değindikten sonra, Bir öncümüzün deyişiyle “Bu ümmetin başı ne ile ıslah olduysa sonu da aynı şekilde ıslah olacaktır.” Sözüyle sunumunu sonlandırdı.

Soru-cevap faslından sonra seminer sona erdi.

Haber: Necip ERGİNYÜREK-Mesut BARAN 

HABERE YORUM KAT