Vahyullah - Ayetullah Kavramları

26.02.2012 14:21
Vahyullah - Ayetullah Kavramları
Küçükçekmece’de bu hafta Fevzi Zülaloğlu tarafından sunulan programda Vahyullah- Ayetullah İlişkisi konuşuldu.

Küçükçekmece Özgür-Der’de bu hafta Fevzi Zülaloğlu tarafından sunulan programda Vahyullah- Ayetullah İlişkisi konuşuldu.

Zülaloğlu sözlerine,  Vahyullah ve Ayetullah kavramlarını açıklayarak başladı. Vahyullah gaybi olandır yani hakikatin görünmez kısmıdır. Ayetullah ise vahyin şahididir ve görünür kısmıdır. Örnek olarak insanda vahyin bir şahidi ayettir.  İnsan bu durumun farkında olsun ya da olmasın vahyin bir şahididir ve bir ayettir. Kevser suresi gibi bir ayettir fakat önemli olan bu birlikteliğin yani Kevser suresi gibi bir ayet olduğunun bilincinde olabilmektir. Ayetler 3 ayrılır.

Birincisi Afaki ayetlerdir. Bunlar ufkumuzda olanlar veya görebildiğimiz ayetlerdir. “Yeryüzünde gönülden iman edenlerin şahit olduğu ayetler /İlahi işaretler vardır.” (Zariyat 20)

Lokman suresi 31. ayette de geçtiği üzere bu ayetleri gören Ehl-i Hak ve ayetleri inkâr edip, görmeyen Ehl-i Batıllar vardır. “Görmüyor musun ki, size ayetlerinden (bazılarını) göstermesi için, gemiler Allah'ın nimetiyle denizde akıp gitmektedir! Hiç şüphesiz bunda, çok sabreden, çok şükreden için gerçekten ayetler vardır.“

Afakî ayetlerde iki emir vardır. Bunlardan birincisi Emrullah’tır. Buna örnek olarak “Sizin için yeşil ağaçtan ateş çıkaran O’dur. Nitekim siz onunla ateş yakıyorsunuz.” (Yasin 80) Bu normal bir emirdir ve bizlerin günlük hayatımızda çok sık karşılaştığı bir durumdur. İkinci emir ise İznullah’tır. İznullah’a örnek ise ateşin yakmama durumudur. Bu durum Allah’ın izniyle olabilir. Normalde yakmakla görevlendirilen ateş izinle soğutucu görevi görür. Bu durum ise Kuran’da şöyle geçmektedir. “Biz de dedik ki: Ey ateş, İbrahim'e karşı soğuk ve esenlik ol." (Enbiya 69)

Afaki ayetler bizlere örnek değil, birer ibrettir. Bu ayetlerden din kuralları çıkaramayız. Eğer insan bunları örnek almaya çalışırsa “ESFELİ SAFİLİN/BEL HUM EDALL” olur çıkar.

İkincisi Enfusi ayetlerdir. Bu ayetler ise içimizde olan ve insanın oluşumun bir parçası olan ayetlerdir. “Yeryüzünde kesin bir bilgiyle inanacak olanlar için ayetler vardır. Ve kendi nefislerinizde de. Yine de görmüyor musunuz?”  (Zariyat /20 -21) İnsan Enfusi bir ayettir. “O, insanı bir alak'tan yarattı.” (Alak 2) ayeti insanın bir ayet olduğunu göstermektedir. İnsan diğer varlıklardan farklı olarak irade sahibidir. Bu iradenin ise şükrü zikirdir. “Öyleyse (yalnızca) Beni anın, Ben de sizi anayım ve (yalnızca) Bana şükredin ve (sakın) nankörlük etmeyin.” (Bakara 152) İnsan çift boyutludur. İçinde takva ve fücur bulunmaktadır. “Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (Andolsun). Onu arındırıp temizleyen gerçekten felah bulmuştur.” (Şems 8/9) Fıtratına yabancılaşan vicdanına, vicdanına yabancılaşan imanına yabancılaşır; imanına yabancılaşan fıtratına kendine yabancılaşır ve ebedi kaybeden olur. Ahseni takvimken esfeli safilin olmak budur.  İslam’da ne genetik felah vardır ne de genetik günah vardır. Yahudilikte olduğu gibi insan doğuştan kurtuluşa ermiş veyahut Hristiyanlıkta olduğu gibi insan doğuştan günahkâr doğmaz.

Enfusi ayetler her zaman şahsidir. İçtimai değildir. Bu inayete muhatap olanlar tebliğ ve mücadele ile sorumlu değildir.  Meryem suresinde 16- 34 ayetlerinde görüldüğü gibi bu vahye tabi olan Meryem annemiz  bir tebliğ mücadelesine girişmemiş aksine susmuştur.

Üçüncüsü Nebevi ayetlerdir.  “Bir insanın vahiy/ilham dışında veya perde arkasından, yada bir elçi göndermeksizin Allah ile konuşması mümkün değildir, işte bu şekilde O, dilediğine kendi izni ile vahyeder. O çok yüce ve hakimdir.” (Şura, 42/51.) Peygamberlere vahiy 3 şekilde doğmuştur.  Bunlar ilham, perde arkasından ve elçi ile olmuştur. Nebevi vahiy bir izin üzerine gelir. Sadece erkeklere verilmiştir.  Bu vahye muhatap olanları nebi ve resul yapar.  Nebi ve Resul bugün farklıymış gibi algılanmaktadır. Bu durum aslında yanlış bir anlayıştan kaynaklanmaktadır. Nebi demek haberci demektir. Resul’de davetçi demektir. Kendisine haber gelen bir nebi aynı zamanda kendisine gelen habere davet etmiştir. Bu yüzden Nebi olmak Resul olmaya, Resul olmak ise Nebi olmakla eştir. “De ki: "Şahidlik bakımından hangi şey daha büyüktür?" De ki: "Allah benimle sizin aranızda şahiddir. Sizi -ve kime ulaşırsa- kendisiyle uyarmam için bana şu Kur'an vahyedildi. Gerçekten Allah'la beraber başka ilahların da bulunduğuna siz mi şahidlik ediyorsunuz?" De ki: "Ben şehadet etmem." De ki: O, ancak bir tek olan ilahtır ve gerçekten ben, sizin şirk koşmakta olduklarınızdan uzağım.” (Enam-19)

Program dinleyicilerden gelen sorulara verilen cevaplarla sona erdi.

Haber: Kürşat Okur

fevzi_zulaloglu-20120226-02.jpg

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim