1. YAZARLAR

  2. Atilla Özdür

  3. Vaftiz simidi...
Atilla Özdür

Atilla Özdür

Yazarın Tüm Yazıları >

Vaftiz simidi...

A+A-

Kalkınma hareketlerinin sağlıklı dayanaklarından birisi, kitlelerin bilinçli olarak hareketin içerisinde yer alabilmesidir...

Lakin, Türkiye halkının devletle ilişkisi, niteliği bakımından kitlelere bu imkanı vermemekte ve iktisadi kalkınma hareketlerimiz tepeden kotarılarak aşağıya de-facto yedirilmektedir...

Tepedeki elit’in, kendisini Türkiye’nin mutlak ve değişmez sahibi addederek seferberlik çağrılarının asli muhatabı tabandaki halkı sağmallaştırması, kalkınma hareketlerimizi sürdürülemez kılmakta...

Bu da, kardinallerimiz ve vaftiz babalarımızı bir türlü rotasına yerleştiremedikleri ekonomimize umud aşısı olarak simit’e bel bağlatıyor...

‘Bir simit alacaksınız, fırıncı da stoklarını tamamlamak için değirmenden un alacak. Değirmenci köylüye baş vurunca köylü de buğdaydan kazandığını buzdolapçıya aktaracak. Sonuçta beyaz eşya fabrikalarındaki işçiler işlerini kaybetmemiş olunca kazanan da memleketimiz olacak’...

Acaba...

Simidin vaftiz edilerek kutsanmasında tek sebep, onun tabandaki sağmal kitlenin açlığını bastırmak için el attığı temel ihtiyaç maddelerinin ilk sırasında yer almasındandır...

Fransız iktisatçısı Jean Baptise Say’in, sanayi kapitalizminin bayrak açtığı ilk yıllarda tabii kaynakların tükenmezliği görüşünü ortaya atması, hava ve suyun ücretsiz bedava mallar olarak ilan edilmesine yol açtı... Bu felsefe, ekonomik faaliyetleri bakımından sömürgeci ülkelere dur durak tanımaz bir formasyon kazandırdı. Bundan sonra tükenmeyeceğine inanılan tabii kaynaklar, doymak bilmez bir ihtirasla paraya tahvil edilmeye başlandı.

Osmanlı devletimiz ve onu takiben Türkiye’nin kıçını borçtan kurtaramamasının tek sebebidir, sanayi kapitalizminin havayı ve suyu asla tükenmeyeceğini farzederek sanki babalarının mirasıymış gibi doymamacasına paraya tahvil etme hırs ve ihtirasları...

Bursa’nın Nilüfer Çayı’nı bilanço değerlerine aktararak öldürenler, Altın boynuz Haliç’i kendi sermayelerine katarak bok çukuruna çevirenler hep aynı sınıfın doymak bilmez ihtiras küpleri... Curufatını temizleme görevi de, simit yiyenlere düşüyor.

Vaftiz babalarımızın ekonominin canlandırılması için simite bel bağlamaları, bağlatmaları boş değil...

Acı trajik neticeleri itibariyle insanların Allah’tan uzaklaşmalarının eseri olan depremler, determinist kurallar mucibince, Allah’ın (CC) sünnetinden olarak, fay hareketlerinin eseri... İklim değişikliklerini de sünnetullaha uygun biçimde meydana getiren sebep, ozon tabakasındaki deliğin genişleyerek dünya coğrafyasındaki harareti yükseltmesi...

Deliği genişleterek dünyayı ateşe atan da sanayi kapitalizmi ve onunla entegre ticari kapitalizm ve bunların cümlesini besleyen mali kapitalizm...

Mali kapitalizmin Amerika’da çakan kıvılcımı dalga dalga, fersah fersah yayılarak Türkiye’yi de çemberine alınca, çarşı pazar duraksadı...

Bu durgunluğu kırmak için de muhterem pederlerimiz, simidi vaftizlemek zorunda kaldı...

Bir simit alın, simitçi de un alsın. Değirmenci köylünün mahsulünü satın alınca beyaz eşya işçisi de işine devam imkanına sahip olacak ve böylece hep birlikte kalkınmış olacağız...

Simit almaya niyetlenen kişi elbette çarşı pazarın, özellikle bu amaca matufen birbirleri ardınca açılışları yapılan alış veriş merkezlerine gidecekler...

Vaftizlenmiş sihirli simidin niyetine girenler büyük mağazaların sihrine kapılınca, mutlaka bir şeyler alacaklar...

Toplumun yarısı bir şeyler alıverse, işte sana kapitalizmin krize karşı kutsal zaferi...

Aldanmayın... simidin efsun yüklü çıtır çıtır çekiciliğine kapılmayın... Kendinizi bir simide kurban götürtmeyin...

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT