Üzülüyorum

10.08.2009 00:43

Duran Kömürcü

Etrafımızla değerlendiriyoruz.

Hz. Ömer’in (ra): “Göster arkadaşını, nasıl bir insan olduğunu söyleyeyim” dediği gibi etrafıma bakıyorum, aileme, komşularıma bakıyorum, eş-dost, arkadaşları tarassut ediyorum. Hepsi falsolu, fireli, İslâmi yaşayışları hastalıklı. İslâm dedikçe etrafımız İslâm’dan uzaklaşıyor. Yaşadığı hayata İslam’ı uydurmaya çalışıyor. Herkes halinden memnun. “Nereye gidiyoruz” diyen yok, “Cehenneme yuvarlanan toplumda evlad-ı ıyalimiz var mı?” diyen yok. Toplum dinden uzaklaştıkça biz de uzaklaşıyoruz. Değerlendirmeler, değerlenmeler değişiyor, mukaddes olan evlilikler çiftleşmelere dönüştü. Bilgisayarlarla eşler bulunmaya başlandı.

“Haya imandandır” kaidesi ortadan kalktı. Kız-erkek arkadaşlığı başladı. Sonucu ten uyumuna kadar uzandı, uyuyorsa evlilik, uymuyorsa bir başka sefere yelken açıldı. İslâm’ın temel esasları olan haramlar ve helaller karıştı. Veled-i zina, fahişe çoğaldı. İçindeki evlatlarımız olduğu için yutkunur olduk. Allah ve Resulü’nün emrine uymadık, ateşle-barutun bir arada durmayacağını unuttuk da yine de uyumaya devam etmekteyiz. Sistemden korunmayı değil, ona yelken açmayı yeğledik.

Kafiri bir sistemin içindeyiz. Fabrikası, içki kumar ve zina. Bize uğramayacağını zannettik. Çoluk-çocuğumuzu tesiri altına alamayacağını düşledik. Biz işimiz ve ailemizle beraberken yavrularımızı ahtapota teslim ettik. “Oğlum okusun, kızım tahsil etsin. Güvenim tamdır, bir şey olmaz” dedik. Kızımızın erkek arkadaşı bulmasına, oğlumuzun internetten kız seçmesine ses çıkarmadık. “Onları kendimize uydururuz” dedikçe biz uymaya, onlar gibi yaşamaya başladık. Nesil irtidadın yolundadır, İslâmi giyim içinde olsa, görünümü bizden gözükse de görünen o ki tehlikeli bir mecradayız.

Bunu yapanlar, laik ve demokrasi hamuru ile yoğrulup “biz Müslümanız” diyenler değildir. Müslümanca yaşadığına inananlardır. Tesettüre inanıp şartlarını yerine getirdiğini sananlardır. Kız-oğluna güvenip sokağa salanlardır. Evden mesture çıkıp, sokakta açılan kızlarını kontrol etmeyenlerdir. “Sahilde oğlanlarla fingirdeşen mesture kızlarımız bizim kızımız olamaz” diyenlerdir. Onlardan dua ve şefaat bekleyenlerimizdir.

Kendini dünyanın meşgalesine kaptıran, sadece namazla vazifesini yaptığını sanan aile reisi, başörtüsü ve elinde tesbihi ile dua eden ananın çocuklarına güvenip sokağa salanlar, kontrol etmeyenlerdir.
On onbeş yaşında bir gencin kendisini muhafazası mümkün mü? Dünya cenneti denilen nefislerin oynadığı, kaynadığı, film, televizyon ve internet ortamında gençlerin tesir altında kalmaması mümkün mü? Günlük hayattan etkilenmeme imkanı var mı? Delikanlıdır o, durgunluk ve olgunluğu beklenebilir mi?

İslami hayatı biz dejenere ediyoruz. Safımıza çekelim derken onlar neslimizi elimizden alıyor. Zaman içinde onlara uyuyoruz, amma lakin zaman! Demeye başlıyoruz. Çocuklarımızın akibetine sahip çıkamıyoruz. İslam’da olmayan edepsizlik ve hayasızlığa, arkadaşlık adına geçim adına çocuklarımızı onlara teslim ediyoruz. Kafiri bir sistem içinde olduğumuzu unutuyoruz, yavrularımızın geleceği ile ilgilenmiyoruz, yaşayışlarını kontrol etmiyoruz. Her anne ve baba çocuğuna güvenir de, güvensiz bir ortamda ne kadar muhafaza edebileceklerini düşünmüyoruz. Onların delikanlı olduklarını hesaba katmıyoruz.

Nice ailenin çocuklarını reddettiğine, nice yavrularımızın gizli zina yaptıklarına şahit oluyoruz. Siz gençlerin mi, ihmal eden ana babaların mı?

Etrafıma bakınca bunları görüyorum. Ailesini kurtaranlara imreniyorum. İhmalden dolayı yaka paça yolanlara üzülüyorum.

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim