Atilla Özdür

Atilla Özdür

Yazarın Tüm Yazıları >

Ütopya…

A+A-

Başbakan Tayyip Erdoğan üzüm-içki üzerine yaptığı çentikli konuşmasının bir benzerini de, ‘kadın erkek eşitliği’ üzerine çatal kazık yerleştirmişti...

Valla, işin aslına bakarsanız, bayılırım öyle karşıtlarını hop oturtup hop kaldırtan kafa karıştırıcı konuşmalara...
Bir erkek ile bir kadının evlendiklerinde birbirlerine ‘eşim’ demelerine ifrit olup çıkıyorum. Bunlardan birisi bir diğerinin karısı, öbürü de diğer öbürünün kocası. Türkiye’de demokrasi çok şükür, Elhamdülillah, ‘eşler’ arası evliliği meşru kılacak kadar gelişmedi... Karı-koca birbirlerinin eşi benzeri olabilir mi...
Başbakan, kadın erkek eşitliğine kafasının basmadığını söylemiş ki doğrudur. Onun kabullenebileceği eşitlik, ‘fırsatlardan faydalanabilme eşitliği’ imiş... Amma maalesef, bu eşitlik de, değil sadece Türkiye’de, dünyada ütopya...
Kadın erkek eşitliği, aklî, mantıkî ve fizyolojik gerçek değil, politik bir tasavvur. Kadınların da erkekler gibi onlarla aynı işi yapma, aynı pozisyonlarda çalışma, aynı yük ve sorumluluğun altına girerek aynı ücreti hak etme haklarına sahip olma hürriyetindeki eşitliği...
Erkek egemen burjuvazi, politikacının oy hesabıyla hayallendirdiği kadınlara sağ elinin işaret parmağıyla sağ gözünün alt kapağını aşağıya doğru çekerek bir “pışşıkkk” ile karşılık verir. Ücretlerin tediye günü geldiğinde, “alır mısın” der ‘arabadan ham bostanı’...
Türkiye’deki toplam birikmiş sermayenin özellikle emek yoğun sektörlerde eksiği yok fazlası vardır, yarıdan fazlası gaspa maruz bırakılmış kadın emeğinin ödenmemiş karşılığıdır.
Demek istediğimiz, kadın erkek eşitsizliği, Ahmet İnsel’in ileri sürdüğünün aksine, yaradanın eksik bıraktığı, bir hal ve keyfiyet değil, aksine bu kertede bir sınıf bütünlüğü içinde birbirleriyle dirsek temasındaki çeşitli dinî, felsefî ve siyasi inanç sahibi sermayenin ‘yarattığı’ bir haldir.
¥
Fırsat eşitliği, eşitsizliği yaratanların ortak eserleri olan adaletsizliklerini örtülemek amacıyla ortaya attıkları bir efsunlama üfürüğüdür... Fırsat eşitliği, yaratılan, üretilip meydana getirilen fırsatlardan istifade eşitliğidir, sözde tabii.
Ahmet İnsel, eşitsizlikten yana olan kesimleri teker teker zikrederken bir noktada, gözden kaçırmış olması muhtemel, konuyu eksik bırakıyor...
“Farklılıkların eşitliğini kabul etmemek için muhafazakâr olmaya gerek bulunmadığını” vurgularken, muhafazakârlıkla Müslümanlığı da özdeşleştirmekten geri kalmıyor... “Sadece muhafazakârlık da yeterli değil. Milliyetçi ya da liberal olmaya da gerek yok” diyor. Görmezden gelerek ya da akledememenin eseri olarak ortada bıraktığı eksiğini biz tamamlayalım. Atatürkçü, laik ve demokrat olmaya da gerek yok... Bunlar da eşitliğe kökten karşı...
YAŞ ihraçları, Kemalizmin farklılıkların eşitliğini kabul etmeme, kabullenememe versiyonu değil midir?..
Prof. Ahmet İnsel, eşitsizliğin İslam dininde de diğerlerindeki gibi görüldüğünü belirten yazısının finalinde yine aynı hedefe bu kez de Tayyip Erdoğan üzerinden nokta ateşinde bulunuyor...
“Muhafazakâr Tayyip Erdoğan’ı kadın erkek eşitliği konusunda zorlamak nafile bir çabadır elbette. Amma kendisini sadece muhafazakâr değil, demokrat olarak da tanımladığı zaman, kadın-erkek eşitliği kadar Türk-Kürt eşitliği ve Alevi Sünni eşitliği taleplerinin muhatabı olmaktan sıyrılamayacağını bilmelidir. Çünkü demokrasi, özünde eşitlik talebidir...”
İlâhi Ahmet İnsel, seksen doksan yıllık bir rejimin bütün kirli vahşetinin, önüne gelence tek sorumlusu yerine konulmaya çalışılan Tayyip Erdoğan’ın şahsında Müslümanlara ve Müslümanlığa yüklenmek demokratik vicdana sığar mı?..
Kadın ile erkek arasındaki biyolojik ve fizyolojik farklılıklar, bir anlamda eşitsizlik, hizmete özel bir haldir. İnsel’in tarif ve tanımına göre ‘Doğanın veya Yaradan’ın yapmadığını yapma, yanlış kurduğunu düzeltme mücadelesi’yle demokratik siyaset aracının kullanılmasıyla bu eksiklik giderilecek, yapılmayan, eksik bırakılanlar tamamlanacak...
Egemenliğin sahibi vatandaş olarak insan, anlaşılan bir anlamda kendi kendisinin yaratıcısı, kendinin tanrısı, oluyor çıkıyor...
İşin aslına bakarsanız, kadın erkek eşitliğinin, insan olmanın ötesine taşırılan eşitliğinin ekonomik aktörlerin başarıyla kullandıkları bir pazarlama tekniği olduğunun farkına varmazlık edemezsiniz...
Kadınla erkek birbirlerinin eşiti midir, tamamlayıcısı mı...
Bütün mesele burada.
Kapitalizm, “eşiti” olduğu üzerinde ısrar ederken; sulh ve huzur ortamında ise tamamlayıcı niteliği ağır basar...
Faks: 0224 331 89 66

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT