Unutulan Filistin Kanı ve Arap Baharı

30.08.2011 15:06
Unutulan Filistin Kanı ve Arap Baharı
İsrail'in Gazze'ye düzenlediği saldırıların tek olumlu yönü; Filistin'in işgali sürdükçe, Gazze caddeleri ve sokaklarında Filistinlilerin kanı aktıkça Arap Baharı'nın eksik kalacağını bizlere hatırlatmasıdır.

Unutulan Filistin Kanı / FEHMİ HÜVEYDİ

Geçtiğimiz perşembe günü İsrailliler 11 Filistinliyi öldürdüğü zaman bu haberi bir sonraki günün sabahında çıkan 6 Mısır gazetesinde aradım.

Sadece 2 gazetenin haberi iç sayfalarından birinde zikrettiğini gözlemledim. Diğer dört gazete ise habere dahi yer vermemişlerdi. Zira bu gazeteler Libya'daki gelişmelere ve Suriye'de yaşanan baskı yanı sıra Mısır'daki siyasi gruplar arasındaki karışıklık ve çekişmelere odaklanmıştı.

Meydanın Filistin konusu ve İsrail saldırılarıyla ilişki düzeyine şaşırmadım. Çünkü Filistinlilerin öldürülmesi sadece Mısır'da değil, Arap dünyasında da sıradan bir haber halini aldı. Sanki herkes bir Filistinlinin öldürülmek için yaratılmış bir varlık olduğuna, kayda değer ve dikkatleri çeken asıl haberin Filistinlinin hayatta kalması olduğuna kanaat getirdi. Bu izlenim sokaklardaki cenaze görüntülerini gün boyunca akan trafik düzeninin doğal bir parçası gibi kıldı. Bu da şaşılacak bir durum değil. Zira Arap dünyasındaki öncelikler bozulduğundan ve Mısır 'barış' anlaşmasıyla denklemin dışına çıktığından beri herkes kendi içine çekildi ve Filistin artık Arapların birinci ve doğal olarak merkezi sorunu değil. Tedrici olarak Filistin haberleri geri plana itildi ve iç sayfalara çekildi. Bazı zamanlar unutkanlık denizinde boğulacak kadar vitrinden tamamen kayboldu.

'Arap Baharı'nın' herkesi meşgul ettiğinin, olayları ve etkileyici yankılarının devrimlerin dışındaki her şeyden dikkatleri çektiğinin farkındayım. Ayrıca Sudan'ın güneyinin kuzeyinden ayrılması da geldi geçti ve Arap dünyasında hiçbir şeyi harekete geçirmedi. Irak'ın aşınması ve herkesin gözü önünde eklemlerinin koparılması dizisi de devam etti. Araplar Somali'deki açlığa ve Gazze ablukasına seyirci kaldıkları gibi İsrail'in Filistinlilere yönelik saldırıları sürdü ve Arap dünyasında baş gösteren şok ve koma halini kullanarak şiddetlendi.

Daha da kötüsü Ramallah'taki Filistin yönetimi gelecek ay Birleşmiş Milletler'e sunmayı düşündüğü bağımsızlık projesi içinde 1967 yılında işgal edilen, Batı Şeria ve Gazze'nin tamamını kapsayan toprakların geri alınmasından bahsetmedi. Filistin sorununa önem vermedeki gerilemenin Mısır'ın 1978'deki meşum anlaşmayı imzalamasından itibaren denklemin dışına çıkmasıyla başladığını ifade ettim. Bu gelişme Arap ve Filistin safının zayıflamasına götürdü. Herkesi bu sorun üzerinde pazarlık tüneline girdirdi, İsraillileri küstahlıkta bulunmaya, sorunun ilelebet tasfiye edilip dosyanın kapatılması için hummalı çalışmaya teşvik etti. İsrail'in Mısır'ın dehşet verici ve ürkütücü sessizliği gölgesinde Gazze'yi işgal etmesiyle ve ardından Mısır'ın herkesin bildiği utanç verici ve korkunç şekilde Gazze ablukasına katılmasıyla trajedi zirve yaptı.

İşaret ettiğim örnekte görüldüğü üzere koma hali Arap medyasını da vurdu. Özellikle siyasilerin öncelikler dengesi bozuldu. İsrail işgalinin uygulamaları hak ettiği şekilde takip edilmedi. İşgalin sadece sorunun ortadan kaldırılması ve Filistinlilerin ezilmesine zemin hazırlayan tehlikelerine değil, bu işgalci uygulamaların Mısır ulusal güvenliği ve bütün bölgedeki güvenlik ve barış üzerindeki tehlikelerine dair uyarıda bulunulmadı.

Buna karşın halkların bilincine ve özellikle de Mısır'daki sokakların sesine bel bağlamamız gerektiği görülüyor. Zira İsraillilerin Mısırlı askerleri öldürmesi sonrası geçen hafta Mısır sokaklarını saran büyük öfke İsrail'in uygulamalarını reddeden duyguların derinliğini gözler önüne serdi. Bazı Mısırlı gençler bu duyguları geçen mayıs ayında Nekbe'nin yıldönümünde ifade etmeye çalıştılar. İçlerinden bazı gruplar devrimin başarılı olması sonrası İsrail büyükelçiliğine yürüyerek elçiliğin kapatılmasını ve İsrail büyükelçisinin sınır dışı edilmesini istediler. İsrail'in Gazze'ye düzenlediği saldırıların tek olumlu yönü; Filistin'in işgali sürdükçe, Gazze caddeleri ve sokaklarında Filistinlilerin kanı aktıkça Arap Baharı'nın eksik kalacağını bizlere hatırlatmasıdır. Ayrıca bizlere Arap vatanını tehdit eden tehlikenin sadece despotluk değil, işgalin de olduğunu hatırlattı bu saldırılar. Mısır gazetesi 28 Ağustos 2011

ZAMAN 

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim