Üniversitelerde İslami Mücadeleye Karşı Sol Saldırganlık

01.01.2016 14:22

Erkam Beyazyüz

Son haftalarda sol-sosyalist örgütler tarafından üniversitelerde gerçekleştirilen saldırılar ve buna mukabil Müslüman öğrencilerin gerçekleştirdiği karşı eylemler kamuoyunda geniş ve yoğun bir yer edindi. İçerisinde bulunduğumuz dönem muhtelif İslami grupların yardım stantları, haftalık sohbet dersleri, panel ve forumlar, basın açıklamaları, afiş ve bildirilerle üniversitelerde etkinliklerini giderek arttırdığına şahit oluyoruz. Bu gelişme ve etkinlikleri hazmedemeyen İslam'a düşmanlıklarıyla maruf sol-sosyalist gruplar tahakküm ve tahammülsüzlüklerinin dozunu artırarak Müslümanlara karşı gerçekleştirilen saldırganlığı adeta sistematik hale getirdiler. Saldırıları tetikleyen diğer bir unsurun da, Suriye intifadasıyla beraber sol-sosyalist örgütlerin Esed’in üniversitelerdeki şebbihalığına soyunmuş olmalarıdır. Üniversitelerde Müslüman öğrencilerin faaliyetlerinin kendi doğallığında artış gösterdiği ve sol saldırıların yoğunlaştığı süreçte yaşanan gelişmelere ana hatlarıyla bir kez daha tarihe not olarak düşelim.

Sol Saldırganlık Silsilesi

Mimar Sinan Üniversitesi’nde mescit talebiyle başlayan süreç, 25 Kasım günü İTÜ’de merkezi bir cami talep etmek üzere kampüste gerçekleştirilen cami etkinliğine yapılan sol saldırılarla devam eti. İTÜ’yü kaleleri olarak gören FKF, Öğrenci Kolektifleri, DİP gibi Kemalist sol-sosyalist gruplar, Müslüman öğrencilerden gerekli dersi aldılar. Propagandasının merkezine yalanı ve iftirayı oturtmuş mezkûr gruplar; namaz kılan öğrencilere karşı gerçekleştirdikleri saldırgan tutumu, "IŞİD'ci" propagandasına sığınarak meşrulaştırabileceğini zannettiler. Yalan, iftira ve ajitasyon üzerine kurdukları propagandaları esasen ne kadar sığ ve ahlaksız bir siyasal kimliğe sahip olduklarını teyit ediyordu.

İTÜ’de yaşanan gelişmelerden bir hafta sonra, 2 Aralık günü Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yaşanan hadise ile solcu grupların saldırganlık doruk noktasına ulaştı. Sol-sosyalist örgütlerin İslam’a ve Müslümanlara dönük öfke ve düşmanlıkları, tahakkümcü ve tahammülsüz tutumları eskiden beri bilinen bir vakıa. Ancak bu sefer yaşananlar üniversitelerde aşina olduğumuz olağan ahlaksızlıklarının da üzerindeydi. Zira bu kez Kur’an-ı Kerim sohbeti yapmak üzere toplanan Müslüman hanımlara; bir konferans salonunda, yardım standında yahut basın açıklaması yaparken değil, doğrudan doğruya mescitlerinde saldırılıyordu! Üstelik bu sefer şartlar, saldırganlıklarını meşrulaştırmak için sığındıkları IŞİD’ci propagandasına “elverişli” cinsten de değildi. Olsun, özgürlük maskeli solcu çeteler; ilerici, aydın, çağdaş bilimsel toplum adına sürdürdüler mücadeleyi. Barbarca tırmandırdıkları saldırılarını her zaman yaptıkları gibi yine “gericilikle mücadele, irticaya karşı eylem, kampüsleri dincilerden temizlemek” gibi çirkin yalanlarıyla meşrulaştırmaya girişirler, olur biter.

Ankara Hukuk Fakültesi’ndeki bu saldırıda başrolde yine Halkevleri tabanlı Öğrenci Kolektifleri yer alıyor. PKK’nın üniversite yapılanması Yurtseverler ise konuk oyuncu konumunda. Burada “siyaset gereği”, üniversitelerde Müslümanları doğrudan karşısına almaya pek yanaşmayan PKK gençlik yapılanmalarının ikircikli tavırlarına dikkat çekmek gerekiyor. Pragmatizmi ahlak edinmiş bu grup çıkarları doğrultusunda; yeri geldiğinde İslam’a karşı diğer sosyal-faşist oluşumlarla aynı safta yer alıyorken yeri geldiğinde de Müslümanlara karşı gerçekleştirilen saldırılara karşı olduğunu söyleyerek muhterem yoldaşlarını yarı yolda bırakıp kenara çekilebiliyordu.

Ankara Hukuk’taki saldırının ertesi günü, 3 Aralık, İstanbul Üniversitesi’nde 47 öğrencinin gözaltına alınmasıyla sonuçlanan kavga girdi gündemlerimize. Sol-sosyalist grupların Mimar Sinan’da İTÜ’de, Ankara’da yaşanan hadiseleri konu edinen “cihadçı çetelere üniversitelerde yer yok” temalı hakaret içerikli bildirileri, bir grup Müslüman öğrenci tarafından indirildi. Hadise 4 Aralık günü, İstanbul Üniversitesi’nde “üniversiteler bizimdir” edebiyatı yapan sol-sosyalist grupların, karşılarına çıkan Müslümanlardan, pankartlarını yere fırlatarak arkalarına bile bakmadan kaçmalarıyla son buldu.

Beyazıt Eylemi ve İslami Gruplar Arası Dayanışma

Buraya kadar anlattığımız ve 2 hafta gibi bir süre içinde gerçekleşen Sol saldırganlık, Müslüman hanımların mescitlerinde sözlü ve fiili saldırıya uğramasıyla kırılma noktasına ulaşmıştı. Bunun üzerine Özgür-Der Üniversite Gençliği, Genç Öncüler, Genç Hareket, Anadolu Öğrenci Birliği, Medeniyet Vakfı gibi camiaların gençlik grupları ve pek çok üniversiteden öğrenci grupları bir araya gelerek eylem yapma kararı aldı. 8 Aralık günü “Üniversiteli Müslümanlar” imzasıyla kitlesel bir eylem düzenlendi. Devam eden süreçte; Kayseri, Kahramanmaraş, Sivas, Adana, Van, Bingöl, Muş, Sakarya ve Konya gibi pek çok ilde, Müslüman öğrenciler üniversitelerinde solcu saldırganlığı protesto etmek için ortak eylem düzenlediler. Pek çok İslami grubun ortak tertip etmesi vesileyle önemli yankı bulan Beyazıt eyleminin, mezkûr eylemlere teşvik ve motive edici bir katkıda bulunduğu açık.

Bu bağlamda, İslami gruplar arası gerçekleştirilen ortak eylem ve faaliyetler için şunları vurgulamamız gerekmektedir: Evet, birlikte iş yapmak, karar alma sürecini zorlaştırmakta ve belli ölçüde de kimi sıkıntılar oluşturmaktadır. Ancak beraber faaliyet içerisinde olunan gruplara dinamizm kazandırması itibariyle de zannedilenden daha çok berekettir. Rabbimiz; “Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir yapı gibi saf bağlayarak savaşanları sever.” (Saff Suresi /4. Ayet) buyurmaktadır.

Bu çerçevede üniversitelerdeki faaliyet alanlarını geliştirip genişletmenin ancak örgütlü birlikte hareket ederek gerçekleştirilebileceğini ifade etmemiz gerekiyor. Bu nedenle inisiyatif sahibi Müslümanlar ve İslami gruplar öncelikle, birlikte hareket etmenin önemli şartı olan kardeşlik ve dayanışma iklimini kuvvetlendirmeye dönük istişari zeminler oluşturmalıdır. İslami gruplar söylem ve hareket tarzı belirlenmiş zeminlerde Müslümanların genelini ilgilendiren hadiselerde birlikte faaliyet gösterme gayreti içerisinde olmalıdır. Basit sayılabilecek bu adımların, uzun vadeli düşünüldüğünde ciddi kazanımlara gebe olabileceği gözden kaçırılmamalıdır.

İkinci Kırılma Noktası: ODTÜ

Üniversitelerdeki sıcak gündem bir süre durulurken, solcu saldırganlık faşist karakterini, 22 Aralık günü ODTÜ’de namaz kılan öğrencilere sopalarla saldırmak suretiyle tekrar ortaya koydu. FKF, Öğrenci Kolektifleri ve MFT gibi sosyal-faşist grupların gerçekleştirdiği saldırı ortaya konulan protestolar için ikinci bir kırılma noktası oldu. Solcu gruplar, zorba karakterlerini 24 Aralık, Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi’nde, “Mazlum ve Mağdur Coğrafyamız” konulu resim sergisine yaptığı saldırıyla sürdürdü. ODTÜ hadisesinin yaşandığı hafta Müslüman öğrenciler; Bursa, Erzurum, Ankara, Isparta, Elazığ ve Edirne, Bingöl gibi şehirlerde üniversitelerinde protesto eylemleri düzenlediler.

İki hafta gibi kısa bir sürede yirminin üzerinde şehir ve üniversitede gerçekleştirilen bu eylemlerin oluşturduğu dinamizm, siyasal bir akıl ve uzun vadeli bir planlamayla önümüzdeki süreçlerde de sürdürülmelidir. Elbette her üniversite ve gruptan sürekli bir eylemlilik hali beklemek gerçekçi olmaz. Ancak en azından gerçekleştirilen eylemler vesilesiyle kurulan birlikteliklerin daha ileriki aşamalara taşınmasının mümkün ve elzem olduğu görülmelidir.

Solun (Zayıf) Beyazıt Eylemi ve Önümüzdeki Dönem

Öğrenci Kolektifleri, FKF ve bazı sol gruplar iki aydır yaşanılan süreç üzerine; İslamcı "tehlikeye" karşı, sizleri “Üniversiteyi Savunmaya” çağırıyoruz mottosuyla bazı şehirlerde eylem ilan etmişti. Görünen o ki mezkûr gruplar, "Üniversiteli Müslümanlar"ın Beyazıt eylemine benzer kitlesel bir eylem düşlüyorlardı. Ancak, 28 Aralık günü şahit olunan manzara onlar adına içler acısıydı. Sol-sosyalist örgütler, komik bir katılımla Beyazıt Meydanı’nda toplandılar. Mezkûr grupların gerçekleştirdikleri eylemde “üniversite öğrencileri” imzasını kullanmasını; tahakkümcü, yok sayıcı ve faşist karakterlerinin pankartlarına yansıması olarak değerlendirebiliriz. Eylemde atılan “Beyazıt Faşizme Mezar Olacak” sloganına ve basın açıklaması metnine bakılırsa bu gruplar, 8 Aralık 2015 tarihli “Üniversiteli Müslümanlar” eyleminin etkisinden kolay kolay çıkamayacaklar.

Yine 28 Aralık günü, Kocaeli Üniversitesi’nde yeni yıl ile ilgili bildiri dağıtan Müslüman öğrenciler, Öğrenci Kolektifleri tarafından saldırıya uğradı. Mevcut tabloya bakılırsa, solcu saldırganlık önümüzdeki bahar dönemi de aynen devam edecek. Bu hususta İslami kimlik sahibi öğrencilerin bulundukları üniversitelerde söylem ve eylem birlikteliği yapmasının bir hak ve sorumluluk olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz. Elbette İslam düşmanı sol-sosyalist gruplara zaman zaman maslahat gereği karşı çıkılmaması icap edebilir. Ancak Müslümanların izzetine halel getirecek bir durum söz konusuysa, saldırılara yahut hakaretlere tepki göstermemenin kabul edilemez olduğu unutulmamalıdır.

  • Yorumlar 5
    Yazarın Diğer Yazıları
      PANO
      KARİKATÜR
      Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim