Üniforma dediğiniz üniforma olmaktan çoktan çıkmıştı zaten!

14.07.2009 04:12

Fatma K. Barbarosoğlu

Esasında görüşlerimi doğrudan ifade ettiğim için, bir köşe yazısı yazmayacaktım. Fakat çok sayıda okuyucudan aldığım telefon beni bu yazıyı yazmaya mecbur etti. Arayanların hepsi anne idi ve ortak çığlık “şu kriz döneminde tekstil sektörünü hareketlendirmek için öğrenciler ve veliler zoraki kullanılmaya mı çalışılıyor” şeklinde idi.

Her şey Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun basın toplantısı ile başladı. Teferruatını yazmayacağım.Merak edenler Sabah gazetesinden Sevilay Yükseler'in satırlarından istifade edebilirler.Eksik olmasın olayı bütün heyecanı ve orada yaşanan gerilim eşliğinde nakletmiş.

Toplantının en hayati konusu olarak okullardaki “üniforma”ların kaldırılması gündeme geldi. Orada bulunan bütün “anne yazarlar” olarak karşı çıktık.Rasim Ozan Kütahyalı siz niye karşı çıkıyorsunuz dedi başörtülü yazarları kast ederek, kıyafet serbest olursa başörtüsü de serbest olur.(Doğru ya,üniversitelerde gençler üniforma giydiği için başörtüsü yasak!)

Toplantıya katılan bütün “anne yazarlar” olarak bizi birleştiren duygu çocuklarımızın yaşadığı giyim sıkıntılarına tanıklığımızdı. Çocukların forma giymesinin çocuklar üzerinde bir baskı değil, tam tersine özgürlüğü sağladığına işaret ettik.Evet özgürlüğü!.Her sabah aynı kıyafeti giyme “mecburiyeti” insanı ne giysem çaresizliğinden kurtaran bir panzehirdir.

İlköğretim ve lise çağlarında uygulanan “mecburi kıyafet” ile çocukların kabukları üzerinde yoğunlaşması engellenmeye çalışılmaktadır esasında. Çünkü kabuğun üzerine yoğunlaşan çocuklar; öz oluşturmanın, kendini tanımanın eşiğine bile gelemezler.

Okul pikniklerinde, okul gezilerinde serbest kıyafet olduğu için bu programlara katılamayan çocukların sıkıntısının ne kadar farkında, bu girişime aşk ile destek veren kalemler ? Onlar bir imajın peşinden bu girişime destek veriyorlar biz ise hayatın içinden karşı çıkıyoruz. Küçücük çocukların iş kadını modunda her akşam acaba yarın okula ne giysem sıkıntısını yaşamasını düşünebiliyor musunuz? Olay maddi imkanı iyi aileler için ayrı dert,ekonomik sıkıntı içinde yaşayan aileler için ayrı dert.Hafta sonu bütün gazetelerde İngiltere'de yapılmış bir araştırmanın sonuçları vardı.Araştırmaya göre kadınların acaba bu gün ne giysem “derdi” ömürlerinden bir yıl çalıyormuş.

Popüler kültürün barby bebek sendromu üzerinden açtığı onulmaz yaralarla baş edemeyen bir kuşak var karşımızda.Bedeni ile barışık olmayan. Ekonomide üst sınıflar ile alt sınıflar arasındaki uçurumun orta tabakanın erimesine bağlı olarak açılması gibi; çocukların, gençlerin bedeninde de anlaşılamaz bir farklılık var. Boyu bir 140 olanlar ile 160 olanlar aynı sınıfta.Bir tarafta kalem gibi kızlar var bir tarafta Amerikan filmlerinde görmeye alışık olduğumuz obez çocuklar.Üniforma diye nitelendirilen okul kıyafetleri, herkesi eşitlediği için, dal gibi olanın güzelliği de, obezitenin sınırlarına gelmiş olanın “iticiliği” aynı parantezin içinde saklı kalıyor.

Üniforma diye nitelendirilen okul kıyafeti dedim. Çünkü okul kıyafetleri eskisi gibi bir örnek değil.Her okul ister özel ister devlet okulu olsun kendi kıyafetini oluşturabilme hakkına sahip.Üstelik okullar öğrencilerine üçlü seçenekler sunuyor.Ne 70'li yılların siyah önlük beyaz yaka renksizliği söz konusu ne de takur tukur kumaştan jile,jile içine giymeye mahkum olduğumuz sentetik gömlekler sözkonusu.Kız öğrenciler birkaç yıldır pantolon da giyiyorlar.Okullar bir yazlık bir kışlık kıyafet oluşturuyor.

Her gün herkesin aynı kıyafet ile okula geleceğini bilmek, hürriyeti engelleyici bir durum değil tam tersi bedenin nasıl göründüğünden özgür olmaktır.İlle de farklı olmak ,isyan etmek isteyen kızlar eteklerinin belini kıvırıp,saçlarına uçuk modeller yapıp kendilerini nazara veriyor zaten.O farklılık içinde ben buradayım ben buradayım diye dünyaya kafa tutuyorlar.Kafa tuttuklarını zannediyorlar.Lakin bütün gençlik “ben buradayım hadi beni gör” gençliğinden ibaret değil. Kabuğun yükünden kurtulmak isteyenler var bir de.Formalar ayın mekanın ve aynı zamanın içinde kayıt altına aldığı gençliği, ortak paydada buluşturur bir örnek kıyafetler içinde.Formalar adı üstünde takım ruhu verir.Biz duygusunu geliştirir.

Kıyafet serbestliğine bütün anneler isyan eder.Ama bu isyanı bastırmak için el altından bu yolla başörtüsü serbest olacak söylentileri yayılıp bu isyanın engellenmeye çalışıldığına dair bir izlenime sahip olduğumu söylemek zorundayım.

Başörtüsü özgür olması gerektiği için özgür olmalı.

Birkaç yıl sonra dizi filmlerden mayalanmış “ezik” liğin bütün okulları nasıl sardığını fark ettiğimizde iş işten geçmiş olur.Eski formalı günler ne müthiş rahatlıkmış desek de geri dönme imkanını asla bulamayız.

Üstelik ille de serbest kıyafet getirilecekse bakanlık bir örnek kıyafetin sağlamış olduğu güvenlik çemberinin yerine ne koyacağını iyi düşünmek zorunda.Bu gün herhangi bir okulun bahçesinde öğrenci olmayan kişiler kıyafetleri yüzünden derhal teşhis edilme imkanına sahip.Serbest kıyafet söz konusu olduğunda bazı okulların etrafında kümelenmiş olan çetelerin “okul basma” girişimleri okul idarelerini zorlayacak potansiyel bir tehlike olarak bekliyor.

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim