UNESCO'da Mısır değil Mübarek kaybetti

24.09.2009 07:57

Abdulbari Atwan

Mısır Kültür Bakanı Faruk Hüsnü’nün UNESCO başkanlığı seçimi savaşını Bulgar aday İrina Bokova karşısında kaybetmesi, Arap rejimlerinin ve özellikle Mısır rejiminin uluslararası konumunun gerilediğinin ve onlara sadece kültür değil, hiçbir alanda saygı duyulmadığının bir diğer kanıtı. Daha önceki bir UNESCO başkanlığı seçiminde de, Suudi Çalışma Bakanı Gazi Kusaybi onca çabaya rağmen ağır bir yenilgi almıştı. Eksiklik ikisi de üst düzey yeteneğe sahip olan adaylarda değil, onları kaybedilen savaşa sürükleyen rejimlerde. Zira bu rejimler demokrasiye ve özgürlüğe muhtaç, yolsuzluk onları kemiriyor, kültüre ve yaratıcılığa düşman politikalar uyguluyorlar, Ortaçağ’dan kalma geri kalmış bir denetim dayatıyorlar, modern ve gelişmiş kültürlere açılıma ve değişime düşmanlar.

ABD’nin tavrı şaşırttı

UNESCO’da seçim savaşına girenlerin nüfus (Mısır) veya ekonomik (Suudi) açıdan iki en büyük Arap ülkesini temsil etmesi ve bakanlık mevkilerinde bulunması da ironik. Daha da önemlisi, bu iki rejim Ortadoğu’daki Batı projesinin temel dayanağını temsil ediyor ve bu yönde yüce hizmetler sunuyor. ABD ve Batılı ülkeler terörle savaş söylemi altında Irak işgalini ve Taliban rejiminin devrilmesini kolaylaştıran yüce hizmetlerine karşın bu iki adayı desteklemek yerine tam tersini yaparak, Avrupa ve üçüncü dünya ülkelerinin oylarının çoğunluğunu bu iki adayın düşürülmesi için seferber etti.

Seçim kavgasının sonuçlarını izlerken şaşkınlık içinde olduğumuzu itiraf etmeliyiz. Zira Faruk Hüsnü Filistin sorununa destek vermiş, Filistinlilere yönelik İsrail katliamlarını ve işgalini eleştirmiştir. Fakat böyle onurlu bir tarihe sahip olan Hüsnü maalesef geri adım attı ve bu uluslararası koltuğu kazanma umuduyla alçaltıcı bir biçimde özür diledi. 7 bin yıldan uzun bir uygarlık mirasına sahip olan büyük Mısır’ın devlet başkanını, insanlığa karşı savaş suçları işlediği için kınanmış, terörist ve gaspçı devletin Başbakanı Binyamin Netanyahu’dan, Mısırlı aday için ağırlığını koymasını rica edeceği günü göreceğimiz aklımıza gelmezdi.

İsrail lobisinin etkisi hissedildi

Acaba bu mevkii bir devin İsrailli cüceye boyun eğmesini hak ediyor mu? Üstelik seçimin ardından ABD destekli İsrail lobisinin Hüsnü’nün itibarının lekelenmesi ve anti-Semitizmle suçlanması konusunda büyük rol oynadığını anlıyoruz. Arap vatanında UNESCO başkanlığını hak eden çok sayıda kültür ve bilim insanı bulunuyor, ancak bu kişilerin temel sorunu sadece Araplar değil, bütün insanlık üzerinde yük oluşturan entrikacı totaliter rejimlere çalışmaları. Arap bölgesinden sadece baskı ve kıymetsiz şeyler çıkıyor. Tiyatro hiç yok, sinema can çekişiyor, romancılık Necip Mahfuz, Tayyip Salih, Tevfik Hakim ve bazı diğer ‘dev’lerden sonra en alt seviyelere düştü. Evet istisnalar var, ancak 350 milyondan fazla nüfusa sahip bir millete yakışmayacak kadar sınırlı.

Hüsnü’nün kaybetmesinin ardından ‘Her işte bir hayır vardır’ denilebilir. Zira kendisinin UNESCO başkanlığını kazanması, hem her tür özgürlüğün bastırılmasına karşı çıkanlar, hem de İsrail’le doğallaşmaya muhalefet eden Mısırlı aydınlar için büyük bir felaket oluşturacaktı. Hüsnü kazansaydı, Mısırlı aydınlar doğallaşmanın hızlandırılması için devletten ve Hüsnü’nün kendisinden daha fazla baskıya maruz kalacaklardı. Hüsnü bu seçimi kazanırsa doğallaşmayı ve Tel Aviv’e gitmeyi vaat etmişti.

UNESCO savaşı ve sonuçları Arap rejimlerine ve iktidardaki ailelere, modern çağa ait olmadıklarına ve ülke içinde reddedildiklerinin ayyuka çıkmasının ardından uluslararası alanda da kabul görmediklerine dair açık bir mesaj gönderiyor. Baskı altındaki, insan haklarının ve özgürlüklerin müsadere edildiği ülkelerin adaylarının, dünyada kültür piramidinin zirvesinde olması mümkün değil.

Seçilen Araplar Batı’dan çok Batıcı

Dahası, UNESCO’nun biz Araplara ne sunduğunu veya uluslararası mevkilere gelen Arap adayların Arap ve İslam ümmetine ne sunduğunu sorgulamalıyız. Bu kişiler Batılı projelerin hizmetçilerine dönüştü, Batı’dan çok Batıcı oldu. Bu nedenle UNESCO’ya ve seçimlerini kaybedenlere üzülmüyorum.

Vatandaşlarına saygı gösterilen, özgürlük ve yaratıcılık alanı tanınan, sorunlarına destek olunan bir ümmet haline geldiğimizdeyse UNESCO veya BM başkanlığını kazanmamız önemli değil. Hüsnü’nün kaybetmesiyle ne Mısır, ne de ümmet kaybetti. Asıl kaybeden, alçalan Mısır rejimine yakın durup halka karşı her tür aldatma türlerini uygulayan medyaya bir malzeme verme umuduyla Hüsnü’yü bu savaşa itendir.

(Londra’da Arapça yayımlanan Kuds ül Arabi gazetesi, genel yayın yönetmeni, 23 Eylül 2009)

RADİKAL

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim