1. YAZARLAR

  2. Tamer Korkmaz

  3. Umut’ta Son Gelişme!
Tamer Korkmaz

Tamer Korkmaz

Yazarın Tüm Yazıları >

Umut’ta Son Gelişme!

30 Aralık 2016 Cuma 13:36A+A-

Fevkalade yoğun gündemin arasında kaybolan önemli bir haber var: Anayasa Mahkemesi, 2000 yılındaki “Umut Operasyonu” kapsamında açılan davada çarpıcı bir karar verdi.

-Sanıklardan üçü yeniden yargılanacak!

Yusuf Karakuş, Hasan Kılıç ve Mehmet Şahin; 17 Temmuz 2014 ve 8 Ağustos 2014 tarihlerinde Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulundular…

Başvurularında “İfadelerinin işkence altında alındığından; avukat huzurunda alınmayan ifadelerinin hükme esas teşkil ettiğine kadar” bir dizi hususta adli yargılanma haklarının ihlal edildiğine dikkat çektiler…

Neticede, AYM “Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine, bundan dolayı da yeniden yargılanma yapılması gerektiğine" hükmetti!

*

Bundan on altı yıl önce 6 Mayıs 2000 tarihindeki “Umut Operasyonu” ile Yusuf Karakuş ve Abdülhamit Çelik Türkiye'ye Uğur Mumcu Suikastı'nın “katilleri” olarak sunulmuştu!

Masum iki gence “Dinci katiller” muamelesi yapılmıştı…

Muhtelif işkencelerin ardından “en başta Mumcu Suikastı olmak üzere belli bir dönemdeki laik aydın cinayetlerine ilişkin suçları kabullenmeleri” istenmişti.

Mesela, Abdülhamit Çelik dokuz gün boyunca “çarmıha” gerilmişti! İşbu işkenceyi yapan polis FETÖ mensubuydu!

Ölüm tehditleri altında “suçu üstlenmek” zorunda kaldı…

“Umut Operasyonu” Bülent Ecevit'in Başbakan; Sadettin Tantan'ın da İçişleri Bakanı olduğu dönemde yapıldı.

*

Yıllar sonra “Uğur Mumcu'yu ben mi öldürdüm?” diye kitap yazan Abdülhamit Çelik, yaşadıklarını şu sözlerle anlatıyordu:

“İşkence ettiler, öldürdüm dedim. Olayla hiçbir ilgim yoktu. Mumcu cinayetinin işlendiği gün, İstanbul'da düğünüm vardı! Ankara'ya hiç gitmemiştim!”

Yusuf Karakuş ise “Umut Operasyonu” öncesinde “dağa kaldırılıp” işkenceye uğramış ve ölüm tehditleri altında “suçu kabullenmişti!”

İfadelerinde ciddi çelişkiler ortaya çıkınca “Dinci katiller!” senaryosunun lastiği çabuk patlamış; Zulüm Piyangosu'nda ikinci perde açılmıştı…

Bu defa da, başta Mumcu Suikastı olmak üzere laik aydın cinayetleriyle hiçbir ilgileri bulunmayan bir başka masum ikili (Necdet Yüksel ile Ferhan Özmen) Türkiye'ye “Dinci Katiller!” diye sunulmuşlardı.

Umut Davası duruşmasının beşincisinde “on sekizi tutuklu yirmi sanıktan birisi olan” Ferhan Özmen ilk kez savunmasını yaptığında (23 Kasım 2000) aynen şöyle demişti:

“Suçsuzluğumu; derin ve büyük bir senaryonun kurbanı seçildiğimi haykırmak istiyorum. Bir gün bütün bu karanlıkların üstü açılacak, senaryonun utancı gözler önüne serilecektir…

Bizden önce de Çelik ve Karakuş katil ilan edilmişti. Acilen faili meçhul cinayetlere katil siparişi verildi. Uydurma bir örgüte bir dönemin tüm faili meçhul cinayetleri yüklendi!”

*

On altı yıldır suçsuz yere cezaevinde yatmakta olan Ferhan Özmen'in sözünü ettiği uydurma örgütün adı Tevhid Selam'dı!

2000 yılındaki o hayali “örgüt”; yıllar sonra FETÖ tarafından güncellenmiştir:

Şayet, FETÖ'nün 17 Aralık 2013'teki Paralel Darbe Girişimi başarılı olsaydı; işte bu uydurma “örgüt”ün mensubu oldukları gerekçesiyle (iftirasıyla) başta siyasetçi, bürokrat ve gazeteciler olmak üzere yüzlerce masum insan FETÖ faşizmi ile “hapislerde çürütülecekti!”

*

2000'deki Umut Operasyonu'nun davası yıllarca sürdü…

On sekiz ayrı olayı kapsayan davalar birleştirilerek Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü…

Neticede, mahkeme sanıklardan Hasan Kılıç, Mehmet Ali Tekin ve Ekrem Baytap'ı 12 yıl 6'şar ay; Abdülhamit Çelik, Yusuf Karakuş, Mehmet Şahin, Recep Aydın ve Fatih Aydın'ı da 6 yıl 3'er ay hapse mahkûm etti!

Bu karar, hangi tarihte mi verildi? 17 Aralık 2013'te!

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, bu kararı 31 Mart 2014'te onadı!

Yani? 30 Mart 2014'teki yerel seçimden bir gün sonrasıydı!

HSYK 1. Daire Başkanı Halil Koç, kısa bir süre önce 18 Aralık 2016) Akit'e ne demişti: “Birçok dava dosyasının Pensilvanya'da FETÖ elebaşı Gülen tarafından karara bağlandığı tespit edildi!”

*

2000 yılının 6 Mayıs gecesi İstanbul'daki evinde gözaltına alındıktan sonra Ankara'ya getirilen ve Umut Operasyonu'nda tutuklanan gazeteci Mehmet Ali Tekin de muhtelif işkencelere uğradı.

Terörle Mücadele Şubesi'ndeki seri işkencelerden sonra ekip şefi Tekin'e şöyle demişti: “Bak Mehmet Ali, Mumcu'yu sizin öldürmediğinizi biliyoruz. Ne var ki, bu işin ihalesi size kalmış, ya bu suçu kabul edeceksiniz ya da buradan ölünüz çıkar!”

Sekiz ay önce “ikinci kez hapse giren” Mehmet Ali Tekin'in mahpusta haksız yere yatacağı “dört yılı daha” var!

Tekin'in bireysel başvurusu, Kasım 2015'ten beri AYM'de karara bağlanmayı bekliyor.

Mehmet Ali Tekin ve arkadaşlarının yargılandığı davadaki “hâkim ve savcılar” FETÖ'cülükten görevden alındılar; kimileri de tutuklandı…

Tekin, cezaevine girerken aynen şöyle diyordu: “Gülen ve ekibi; bu dünyada olmazsa, öbür dünyada bize hesap verecek!”

Yeni Şafak

YAZIYA YORUM KAT