Ümraniye'de “Ümmet Coğrafyası” Semineri

29.10.2014 01:12
Ümraniye'de “Ümmet Coğrafyası” Semineri
Ümraniye Özgür-Der, Ümmet Coğrafyasının ilk konusunu araştırmacı yazar Hamza Türkmen ile yaptı.

Bu yıl “İstişari Gündem”, “Güncel İlmihalimiz” ve “Ümmet Coğrafyası” üst başlıkları ile Pazartesi panellerine başlayan Ümraniye Özgür-Der, bu hafta 3. üst başlık olan Ümmet Coğrafyasının ilk konusunu araştırmacı yazar Hamza Türkmen ile yaptı.

Ümmet Coğrafyasına Giriş mahiyetindeki panele sınırların suniliği ve Müslümanlar için değerini anlatmakla başlayıp, konuyu yedi başlıkta özetleyen Türkmen, panelde özetle şunlardan bahsetti: 

“Biz Müslümanlar için sınırlar engel olmamalıdır ve bizler zihni sınırlarda koymamalıyız. Burada Ümmet Coğrafyası derken Kuran ümmetinden bahsedeceğiz. Konuyu 7 madde de özetlemeye çalışacağım.

Toprak mı? İnsan mı?

1)Öncelikle Kuranda coğrafyaya karşılık gelebilecek kavramlara bakmak gerekiyor. Diyar, arz, dar gibi kavramlar coğrafi kavramlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kavramlar ile topraktan ziyade, o topraklar üzerindeki insanlar ve doğup/büyüdüğü memleketlerine işaret edilmektedir. Hiçbiri ulusa veya ona benzer bir olguya denk gelmemektedir. Yani asıl olan toprak değil, yaşayanlardır.

Kavramlarla ilgili ikinci bir durum ise kutsallıktır. Örneğin Musa(as) kıssasında “mukaddes toprak” geçer. Bizim için oranın değerli olmasının tek sebebi Allah nezdinde kutsal olmasıdır. Yani kutsalı belirleyen Allah’tır. Mescidi Aksa, Haremi Şerif’te bu sebeple bizler için kutsaldır, değerlidir.

Rabbimiz Enbiya suresi 105. ayette şöyle buyurmaktadır: “Andolsun Zikir'den sonra Zebur'da da: "Yeryüzüne iyi kullarım vâris olacaktır" diye yazmıştık.” Buradaki varis olma durumu da tümüyle ıslah ve imar üzerine bir varisliktir. Olabildiğince müsrifçe bir tüketimle ilgisi yoktur.

2) İkinci olarak az önce bahsettiğimiz “dar” kavramının kullanıldığı Dar’ul İslam, Dar’ul Harp/Küfür gibi kavramlara bakış önemlidir. Dar’ul İslam, İslam’ın hakim olduğu belde, Dar’ul Harp/Küfür ise hakim olmadığı belde, savaş halindeki beldedir. Bulunduğumuz ulus devletlerde bunlara nasıl bakılacağı konusu tekrardan değerlendirilmelidir.

Zihinleri bulanık bir nesil

3) Üçüncü olarak tarihi boyut önemlidir. Emeviler, Abbasiler, Selçuklular ve Osmanlılar şeklinde giden devletlerde İslam’a bir düşmanlık söz konusu değildir. Zaaflarının olduğu aşikardır ama düşmanlık genel anlamıyla söz konusu değildir. Tabi bu zaafların bazıları çok ciddidir. Bu tarihi boyut içerisinde imanın ferdileştiği görülmektedir. Bu ferdileşme Osmanlının hasta adam olarak tanımlanmasındaki en önemli etkendir.

Osmanlının son dönemi itibarı ile her telden her şey olsun diyen, zihinleri ve kimlikleri bulanık bir nesil söz konusudur. İslamcılığı, batıcılığı, türkçülüğü bir araya toplamayı düşünen bir nesil. Bunlar kendilerine Genç Osmanlar diyorlar, batı ise jön Türkler diyor. Bunları işbirliği yapabilecek kişiler olarak görüyorlar.

Ümmet Coğrafyası ne demektir?

4) Coğrafya tanımımızın nasıl olacağı sorusu bir diğer önemli noktadır. Kuranla bağı olan Müslümanların coğrafyaları derken camilerin olduğu, tesettürlülerin özgürce görünür olduğu, birinde orucun tutulduğu, diğerinde kurbanın kesildiği bayramların yine özgürce kutlanabildiği yerler kuran coğrafyasıdır.

5) bir diğer nokta coğrafyanın kapsayıcılığıdır. Bizim için Ümmet coğrafyasındaki sınırlar anlamsız iken batılılarda ise coğrafya farklılıklarını çoğaltarak birbirine düşürme politikası vardır. Bu sebeple coğrafyaya ve sınırlara bakışımız farklı olmalıdır.

6) Ümmet Coğrafyası gündemimize Islah hareketleri yani intifadalar ile girmiştir. Bu coğrafyadaki bu başkaldırıların sebepleri bir diğer önemli noktadır. İntifadalar ezilmişliğe, yasaklara bir başkaldırıdır. Sabah namaz vakitlerinde lambaların açılamadığı, tesettürün her yerde yasaklandığı, İslam’ın olabildiğince hayatın içinden çıkarılmaya çalışıldığı bölgelerden bahsetmekteyiz. Bu bölgelerin iyi tanınması gerekmektedir.

Yeryüzüne egemen olmak

7) Son olarak yeryüzünde ıslah ve imarı hedefleyen bir egemenlik isteniyorsa Nur suresi 55. ayette bildirildiği gibi istenen şekilde iman edilmesi ve bunun en önemli parçası olan salih amellerde bulunulması gerekmektedir.

Allah’ın arzda egemen olacağımız bir vakti nasip etmesini dileyerek sözlerimi bitiriyorum.”

Panel soru ve cevaplarla son buldu.

Foto: Berşan Değirmenci

hamza_turkmen-20141029-01.jpg

hamza_turkmen-20141029-02.jpg

 

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim