1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Ümraniye’de Gaybî Alan-Hayat İlişkisi Tartışıldı
Ümraniye’de Gaybî Alan-Hayat İlişkisi Tartışıldı

Ümraniye’de Gaybî Alan-Hayat İlişkisi Tartışıldı

Özgür-Der Ümraniye Şubesi’nin 2010-’11 dönemi için düzenlediği aylık paneller devam ediyor. “Gaybî Alan ve Hayat İlişkisi” başlığı altında dernek salonunda gerçekleştirilen sezonun ikinci paneline Murat Kirişçi başkanlık ederken Hikmet Zeyveli ve Yılmaz Ç

A+A-

Birinci konuşmacı olarak söz alan Hikmet Zeyveli gayb kavramı üzerinde durarak açılımlarda bulunduktan sonra konuya yaklaşım usulünün nasıl olması gerektiğini tartıştı.

Gayb konusunun Türkiyeli Müslümanların uyanış ve bilinçlenme süreçlerinde yoğun tartışmalara konu olduğunu belirten Zeyveli, konuya karşı vahyî ölçüler çerçevesinde nasıl yaklaşılması gerektiği hususunda da belirli oranlarda mesafe katedildiğini ve bunun yaygınlaştırılması gerektiğini ifade etti.

Müteakiben kavramın epistemolojik anlamı üzerinde duran konuşmacı, gayb konusunu (1) mutlak gayb, (2) izafi gayb olarak iki ana kategoriye ayırarak irdeledi.

Her iki haliyle de konunun Kur'an'da ele alındığını belirten Zeyveli, mutlak gaybın iman konusu olduğunu ve bunun ana unsurlarının da Allah'a, meleklere, ahirete vd. imanı teşkil ettiğini kaydetti. Mutlak gayba dair bilginin kaynağına da bu bağlamda dikkat çeken konuşmacı konuya dair Kur'an'dan ayet örnekleri vererek saptamalarda bulundu. Bu meyanda Zeyveli özetle şu tespitleri aktardı:

İtikat Konusu Olan Mutlak Gaybın Ölçüsü Vahyî Bilgi ile Sınırlıdır

-          Allah, gayba, dilediği rasullerden başkasını muttali kılmaz.

-          Kur'an'ın mutlak gayb alanına dair rasullere biçtiği konum velilik vb. iddialarda bulunarak keramet vb. iddialar üzerinden akide inşa edenlerin ve bunların peşine düşenlerin yanlışlığını da göstermektedir.

-          Allah itikadın konusu olan mutlak gaybı razı olduğu herkese değil, ancak razı olup seçtiği resullere bildirir.

-          Mutlak gayb bilgisinin kaynağı vahiydir. Kur'an da vahiy olduğu için gaybın kendisidir.

-          Mutlak gaybe dair ilahi bildirimler rasul aracılığıyla insanlığa duyurulur. Mutlak gayb konusunda rasullerin konumu, bilgi kapasitesi diğer muhataplardan farklı değildir. İtikadın konusu olan gaybın mutlak ölçüsü vahiydir. Ahirete dair bilgilerin Kur'an'la sağlamasının yapılması ve onunla sınırlandırılması gerekmektedir. Hadis vb. kaynaklar itikatta ölçü olamazlar. Mutlak gayb alanıyla ilgili Kur'an dışındaki diğer bütün rivayetler zannîdir.

-          Mutlak gaybe tekabül eden müteşabihata kalplerinde eğrilik olmayanlar da yönelebilir. Ancak tarihte de görüldüğü gibi çoğu zaman iyi niyet zemininde gelişen bu alandaki yorumlar genel olarak sonuçsuz kalmıştır.

İzafî Gaybe Sınır Koymak Zordur

İzafi gaybın itikat konusu olmadığını belirten Zeyveli, bunun zaman, mekan, imkan ve kabiliyet farkından dolayı birilerinin ulaşıp birilerinin ulaşmadığı alanlara dair bilginin mahiyetini ifade ettiğini söyledi.

Bu meyanda iletişim teknolojilerindeki ilerleme sayesinde bugünün insanı için mazinin gayb olmaktan çıktığını belirten Zeyveli, bunun geçmiş kuşaklar açısından büyük oranda gayb olduğunu kaydetti.

Bu bağlamda güneş ve ay tutulması, meteoroloji, ana rahmindeki çocuğun cinsiyetinin saptanması vb. hususların dün mutlak gaybden algılandığını belirten konuşmacı, gelinen noktada ise bunların kısmî/izafi gayb kapsamına girdiklerini kaydetti.

Yine bu meyanda çağdaş insanın evrenin mahiyetine dair bugün düne oranla daha fazla bilgilere ulaştığını kaydeden Zeyveli, ne var ki bilimsel bilginin sahiplerinde tekebbür ve tuğyanı oluşturduğunu belirterek şunları söyledi:

"Oysa insanın keşfettikleri yanında keşfedemedikleri azalmamaktadır. Kâinata nüfuz ettikçe onun büyüklüğünü ve kendi küçüklüğünü ve acziyetini daha bir idrak etmektedir."

Zeyveli, itikada konu olan mutlak gaybın sınırları belli iken izafî gayba sınır koymanın zor olduğunu, çünkü bugün için gayb olan bir olgunun yarın için gayb olmaktan çıkabileceğini ve ayrıca bugün için birilerine göre gayb olanın başkaları için bunu ifade etmeyebileceğini söyledi.

Rasulullah (s) ve İlk Muhatapların Mazi, Hal ve İstikbale Dair Bilgi Altyapılarını ve Perspektiflerini Kur'an İnşa Etmiştir.

Son olarak izafî gaybı türsel açıdan sınıflandıran Zeyveli, bu meyanda Kur'an'da mazi, hal ve istikbale dair ihbarların bulunduğunu belirterek Rasullah'ın ve ilk muhatapların zihninin bu alanlarla ilgili olarak da Kur'an'ın yönlendirmesiyle inşa edildiğini söyledi. Zeyveli mazi, hal ve istikbale dair Kur'anî aktarımların bilginin yanı sıra perspektif oluşturucu da olduğunu ifade etti.

***

Zeyveli'nin tebliğini de gözeterek sunumunun çerçevesini oluşturan Yılmaz Çakır genel olarak ilk konuşmacının bıraktığı boşlukları doldurmaya mebni açılımlarda bulundu. Müteakiben de gaybî konulara dair İslam tarihinden bu yana süregelen ana tartışmalar üzerinde durarak polemikten uzak bir yaklaşımın ve yararlılar-yararsızlar listesi oluşturmanın önemine değindi.

Gayba Merak Fıtrîdir

Gaybın lugavî ve ıstılahî tanımında ilk konuşmacının aktarımlarına ek katkılarda bulunan Çakır, kavramın özünde mündemiç olan "bilinmeyen" boyutu üzerinde durarak burada bilinmeyenin insan idrakinin sınırlılığından ileri geldiğini, yoksa gayba konu olan olguların bilinmedik, olmayan meseleler anlamına gelmeyeceğini söyledi.

İnsanın gayba olan merakının fıtrî olduğunu belirten Çakır, bunun da suiistimale  açık olduğunu ve Şeytan'ın daha yaratılış evresinde insanın bu zaafından istifade ettiğini Adem kıssasından hareketle nakletti. Gayba yaklaşım konusunda insanın düştüğü zaaflı tutumu ayrıca Ashab-ı Kehf kıssası üzerinden de örneklendiren Çakır, bu meyanda Kur'an'ın olayın özünde yatan mesaj/ibret boyutuna dikkat çekmesine rağmen bunu atlayarak rakamlara takılan zihniyetin bir olumsuzluk örneği olarak ortaya konduğunu ve bunun günümüzde de varlığını sürdürdüğünü ifade etti.

Ancak bu olumsuzluklarla beraber insanın gayba temayülünün en temelde fıtrî olduğunu belirten Çakır, bu temayül sayesinde insanın gaybın en temel konusu olan Yaratıcı ile ilişki kurmaya çalıştığını ve bunun bir göstergesi olarak da kadim dinlerde çeşitli ritüellerin, telakkilerin ve sembollerin oluştuğunu söyledi. Putun da en nihayetinde bunun tezahürü olduğunu kaydederek Allah, melekler, ahiret vb. gaybin aslî alanlarına dönük öteden beri süregelen arayışlar ve oluşturula gelen inanışları Kur'an'ın temayül açısından mahkum etmediğini ancak ıslah etmeyi amaçladığını söyledi.

İslam'da gayb konusunun belirsizlik içermeyip kendi içerisinde mantıksal bir tutarlılık da arzettiğinin altını çizen Çakır, Hz. İbrahim üzerinden Allah-ölüm vb. gaybî konuları anlamlandırma çabasının mahkum edilmediğini, aksine olsa olsa teşvik edildiğini kaydetti.

Çakır, insanın mutlak ve izafî gayba dönük merak ve arayışını genel olarak üstün bir Yaratıcı'ya yönelik fıtrî/dinî duygu, felaketleri önceden kestirerek bunlara karşı tedbir alma gibi temayüllerden kaynaklandığını belirterek şunları söyledi:

"Gaybe merak her durumda hadde tecavüz amaçlı değildir. Her bakımdan hayati bir ihtiyaçtır. Kur'an gaybı ve imanı hayati bir zaruret olarak ortaya koymakta ve bunu da kör teslimiyet şeklinde sunmamakta, aksine kanıtlar temelinde mantıklı ve hikmetli bir zemine oturtmaktadır. İmanın ve gaybın ötesi karanlık bir dehlizden ibarettir… Gayb telakkimizin başına eğer Allah'ı koymazsak gerisi boştur. O gayb konusunda bizi kör teslimiyete çağırmıyor. Gayba imanı belli bir mesnede, delile, mantıksal bir zemine oturtuyor. Mesela ahiret planında gece-gündüz, yaz-kış vb. değişimine vurguda bulunurken İbrahim'in sorgusunu azarlamıyor."

Gaybe Tekabül Eden Tartışmalarda Polemikten Kaçınılmalı

Gaybe tekabül eden tartışmalarda polemikten kaçınmanın önemine değinen Çakır, öncelikle kör teslimiyetten sıyrılarak herkesin gaybî olan hususlara imanı kalbinde ve zihninde bir yere oturtması gerektiğini söyledi. Bu bağlamda Allah bilinci ve ahiret kaygısının hayatımızın merkezinde olmasının önemine atıf yapan Çakır, öyle "İnandım" demekle bu işlerin olmayacağını, adam gibi inanıldığı takdirde ahiret bilincinin kalbe içirilmesi gerektiğini ve bunun da mutlaka amelî olana dönük bir otokontrol işlevini görmesinin kaçınılmaz olduğunu söyledi. Çakır, eğer "İnandım" diyen büyük çoğunlukların bu inançlarındaki kör teslimiyeti aşsalardı bugün sekülerizmin inananların hayatında bu derece yoğun olmayacağını ifade etti.

Bazı istisnalar dışında ne dün ne de bugün gaybe dair tartışmalara insanların uzun kış geceleri geçsin diye efsane üretme şeklinde yaklaşmadıklarını ya da fildişi kulelerde entelektüel tatmin için üretmediklerini kaydeden Çakır, bu alana dönük her tartışmanın –özellikle de İslam tarihi bağlamında- belirli sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel vb. sebeplerin ve olayların rol oynadığını ve dolayısıyla bugünden bakılırken anlamsız/gereksiz görülebilecek birçok konunun kendi tarihsel şartları içerisinde hayli hayli anlamlı/gerekli addedilebileceğini söyledi.

Gaybî Konulara Dair Bir Faydalılar-Faydasızlar Listemiz Olmalı

Bu bağlamda "Gaybî konulara dair mutlaka bir gerekliler-gereksizler (yararlılar-yararsızlar) listemiz olmalı." diyen Çakır tartışmaların sosyal, siyasal olaylara tekabüliyetinin araştırılması gerektiğini söyledi.

Gerekliler-gereksizler kapsamına alınabilecek hususlara yönelik örneklendirmelerde de bulunan Çakır, bu meyanda kabir azabının olup olmadığı, ru'yetullah meselesi, hayrın yanında şerrin Allah'a nispet edilip edilmeyeceği, halku'l-Kur'an mevzusu, Şeytan'ın ve cinlerin mahiyeti, meleklerin kanatları vb. hususların dün açısından anlamlı olabileceğini ancak bugünden bakıldığında çoğu zaman polemik konusuna dönüştüklerini ve dolayısıyla gereksizler listesine alınabileceklerini söyledi. 

Yine Çakır, gaybî konularda polemik boyutu ön planda olan çağdaş tartışmalara da örnekler vererek 19 meselesi/hurafesi, Ehl-i Kitap'tan olup İslam'a dahil olmayı reddedenlerin cennete girip girmeyecekleri tartışması vb. oturduğu sosyal-siyasal zemine dikkat etmenin önemine değindi.

Gaybî olan konuların itikadî boyutlar içerdiğine dikkat etmek gerektiğini hatırlatan Çakır, bu bağlamda itikadın doğru bilgi üzerine kurulmasının önemi üzerinde durarak günümüzde oluşturulacak faydalılar/yararlılar listemizde yer alması gereken itikadî/gaybî gündem maddelerine değindi. Bu bağlamda cennet ve cehennemin ebedi olup olmadığı, ucuz cennet ve cehennem tellallığı yapan ölçüsüz/menkıbeî anlatıların tashihi, dünün tevhidi zedeleyen tecsimine karşı bugün çeşitli biçimlerde tezahür eden hulül, reenkarnasyon, vahdeti'l-vücut anlayışları, klasik tevhid anlayışının darlığı ve bunun çağdaş bir tezahürü olarak Ateizme karşı Allah'ın varlığını kendince ispatlamaya kilitlenen Nurculuğu vb. mevzular üzerinde durarak değerlendirmelerde bulundu.

15 dakikalık çay faslından sonra devam eden program dinleyicilerden gelen soruların konuşmacılarca cevaplanmasına müteakip sona erdi.

HABERE YORUM KAT

3 Yorum