1. HABERLER

  2. KÜLTÜR SANAT

  3. DERGİLER

  4. Umran Dergisinin 241. Sayısı Çıktı!
Umran Dergisinin 241. Sayısı Çıktı!

Umran Dergisinin 241. Sayısı Çıktı!

Umran Dergisinin Eylül 2014 tarihli 241. sayısı cumhurbaşkanlığı konulu dosya ile çıktı.

A+A-

Umran dergisinden:

ÇANKAYA NÖBETİNİN SONU

Cumhurbaşkanlığı makamının konumu ‘Türkiye’yi kimin yöneteceği?’ sorusuyla doğrudan alakalıdır. 10 Ağustos 2014, Türkiye’de gerçekleşen en önemli seçimlerden biri olarak tarihin sayfalarına kaydoldu. Kuşkusuz, seçilen kişinin siyasal sistemdeki kilit konumu, seçimi önemli yapmaya fazlasıyla yeter de artar bile. Bu sebeple de gerçekleşen seçim, tarihin hafızasında her zaman önemli bir yere sahip olacaktır. 10 Ağustos cumhurbaşkanlığı seçimi ile, bürokratik vesayetin tanzim edici ve koruyucu kurumu olan cumhurbaşkanlığı makamının, ‘doğrudan halkın seçtiği’ bir kişi tarafından doldurulması ihmal edilemeyecek bir öneme sahiptir. Halkın, ilk defa, doğrudan cumhurbaşkanını seçmesinin Türkiye’deki cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili geleneği nasıl alt üst ettiğini; çok daha da önemlisi, bu seçimin sosyolojik anlamda Türkiye Cumhuriyeti’ndeki merkez-çevre ilişkileri açısından cumhurbaşkanlığı nöbetinin sonu olup olmadığını anlamak için öncekileri genel hatlarıyla hatırlamak ta yarar var.

1950’ye kadar gelen dönemde Türk siyasi yaşamına egemen olan güç, Cumhuriyet Halk Fırkası ile partinin toplumsal tabanını oluşturan ve ideolojisini belirleyen asker-sivil kökenli “devletçi seçkinler”dir. Bu dönemde hem Parti’nin hem de bürokrasinin siyaset ve yönetim anlayışı aynıdır. Her ikisi de büyük ölçüde eğitim imkânlarından mahrum kalmış halka, adeta “güdülmesi gereken bir sürü” anlayışıyla yaklaşırlar. Halkın “karar verme” yeteneği olduğunu kabullenmezler.

1960 yılı asker-siyaset ilişkisinde yeni bir süreci başlatır. Devletçi seçkinlerin silahlı kanadını teşkil eden asker bu tarihten itibaren her on yılda bir olmak üzere toplam üç defa siyasi yapıya doğrudan müdahale eder ve işleri kontrolüne alır. Dördüncü müdahalenin tarihi biraz gecikir ama bu dördüncüsü dolaylı ve çok daha etkili bir müdahale olur. Beşincisi de yine bir on yıl sonra, 2007 yılında Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı seçimi aşamasında devreye girer. Bu müdahaleler Türkiye’nin ideolojik, siyasi, ekonomik, toplumsal, kültürel sürecine yeni boyutlar ve anlamlar kazandırır. Kabul edilmelidir ki seçimlerle iktidara gelen siyasilerin Türkiye için tasavvur ettiği vizyon ile, bürokratik elitin tasavvur ettiği vizyon birbiri ile uyumlu olmamıştır. Bu uyumsuzluk, devletin yönetiminde düzensizliği ve erkler arası bir çatışmayı meydana getirmiştir. Bu sürece bürokratik iktidar elitinin radikal müdahaleleri, siyaset alanının daralması, siyasetin güdükleşmesi sonucunu doğurmuştur.

Cumhurbaşkanının ilk defa halk tarafından seçilmesinin hem parlamenter siyaset hem de devlet yönetimi açısından neler getireceğini önümüzdeki yıllarda daha yakından göreceğiz. Son on yıldır muhalefet partilerinin AK Parti’ye, ülkenin ve toplumun değişim ihtiyacını fark edip alternatif bir değişim programı sunamaması, hâlâ statükoda ısrar edişleri Türkiye’de büyük bir muhalefet boşluğu yarattı. Bu boşluk AK Parti’yi kendi siyasetini uygulama konusunda oldukça rahat bıraktı.  

umran-dergisi-eylul-2014-241.jpg

Bazı Başlıklar:

Değişim Yasalarının Farkında mıyız?
Şemsettin ÖZDEMİR

10 Ağustos 2014: Tarihin Sonu (mu?)
Celalettin VATANDAŞ

Çankaya Nöbetinin Sonu
Cevat ÖZKAYA

Resmi İdeolojinin İflasında Yeni Aşama
Ömer Faruk KARAGÜZEL

Necip Fazıl Ödülleri ve Yedi Güzel Adam Dizisi
Metin Önal MENGÜŞOĞLU

İRTİBAT: 0212 293 90 41

Etiketler : ,

HABERE YORUM KAT