1. YAZARLAR

  2. İbrahim Sediyani

  3. “Ümmetin Yetimleri” Değil “Ümmetin Yüzakı”sınız
İbrahim Sediyani

İbrahim Sediyani

Yazarın Tüm Yazıları >

“Ümmetin Yetimleri” Değil “Ümmetin Yüzakı”sınız

A+A-

ABD ve İngiliz emperyalizminin Ortadoğu’nun başına bela ettiği, Mısır ve Türk faşizminin beslediği siyonist İsrail terör örgütünün Gazze’de sergilediği vâhşeti anlatabilmek için kelimeler yetersiz kalıyor. İslam’a ve İslamî olan her şeye düşman olan ABD – İngiliz – Mısır – Türk dörtlüsü tarafından beslenen, varlığını sürdürmesi ve yaşaması için kendisine her türlü maddî, siyasî, askerî ve lojistik destek sağlanan bu canavar, hiçbir sınır ve kural tanımıyor.

Evleri bombalıyor, camiîleri bombalıyor, hastahaneleri bombalıyor, okulları bombalıyor. Sadece üç hafta içinde öldürdüğü insan sayısı bin üçyüzü geçti ki bunların yarıdan fazlası çocuk.

Gazze’de yaşanan soykırım tüm dünyayı ayağa kaldırdı. Yasadışı siyonist terör örgütüne açıkça destek veren ve kurulduğu günden beri bu işgalci gücü besleyen ABD, İngiltere, Almanya, Fransa ve Türkiye gibi ülkelerde yaşayan halklar başta olmak üzere Asya’dan Afrika’ya ve Avrupa’ya, Kızılderili kıt’âsından Aborjinler kıt’âsına varıncaya kadar yerküresinin dört bir yanında “Gazze Kazanacak” feryâdları yükseldi. Başta Kürdistan, Lübnan, İran, Almanya, Hollanda ve Belçika olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinden “HAMAS’a Selam – Direnişe Devam” sloganları atıldı.

Çünkü Gazze’deki savaş, İsrail – Filistin savaşı değildi, Müslüman – Yahudî savaşı da değildi. Gazze’deki savaş, dünya emperyalizmin insanlığa, insan onur ve haysiyetine karşı başlattığı vahşî bir saldırıydı. İsrail teröristleri ile HAMAS askerleri arasındaki bir savaş değil, dünya emperyalizmi ile dünya halkları arasındaki bir savaştı bu. İblis’in ordusunun Allâh’ın ordusunu perişan etmek için başlattığı bir savaştı bu.

Bir yanda emperyalistler, sömürgeciler, faşistler, başkalarına ait toprakları gasp edenler, başkalarının konuştuğu dilleri yasaklayanlar, köylerini ve ormanlarını yakanlar, dağlarını ve kentlerini bombalayanlar, başkalarının varlığını inkâr edenler, topraklarını parçalara bölenler, topraklarının üzerinde duvarlar ve dikenliteller örenler, ülkelerini haritadan silenler, yerleşim birimlerini istila edip isimlerini değiştirenler adına savaşan, saldıran İsrail, diğer tarafta da mazlumlar, mustaz’aflar, yalınayaklılar, toprakları başkaları tarafından gasp edilenler, dilleri yasaklananlar, köyleri ve ormanları yakılanlar, dağları ve kentleri bombalananlar, evleri, çadırları, ahırları kurşunlananlar, varlıkları inkâr edilenler, toprakları parçalara bölünüp aileleri biribirinden kopartılanlar, topraklarının üzerinde duvarlar ve dikenlitelller örülenler, ülkeleri haritadan silinenler, yerleşim birimleri istila edilip isimleri değiştirilenler adına savaşan ve direniş gösteren HAMAS.

Bir yanda tıpkı en yakın dostları gibi evleri ve kentleri bombalayan, tıpkı onlar gibi ABD emperyalizmine göbek bağıyla bağlı olan, tıpkı onlar gibi İran İslam Devrimi’ne düşman olan, tıpkı onlar gibi HAMAS ve Hizbullâh’ı “terörist” olarak niteleyen, tıpkı onlar gibi lisede namaz kılanları ve üniversiteye başörtüyle gidenleri linç etmeye kalkışan, tıpkı onlar gibi “şu kıt’âdaki şu duvardan tâ şu kıt’âdaki şu denize kadar” gibi işgalci hayâller peşinde koştukları “Arz-ı Mewud” ülküsüne sahip olan, tıpkı onlar gibi etrafındaki bütün ülkeleri düşman olarak kabul edip savaşan, tıpkı onlar gibi Allâh tarafından seçilmiş özel bir millet ve üstün bir ırk olduklarına inanan, tıpkı onlar gibi “bizden bir fert dünyaya bedeldir” diyen, tıpkı onlar gibi dünya üzerinde kendilerinden başka herkesin onlardan nefret ettiği, tıpkı onlar gibi gittikleri her yerde oranın yerlilerini sürüp o topraklara egemen olmaya çalışan, tıpkı onlar gibi ayak bastıkları her yerde iç karışıklıklar, huzursuzluklar ve fitne çıkartan, tıpkı onlar gibi İslam’a ve Qûr’ân’a savaş açmış olan İsrail, diğer tarafta da tıpkı diğer devletsiz Müslüman kardeşleri gibi emperyalistler tarafından parçalara bölünen, tıpkı onlar gibi topraklarında duvarlar ve dikenliteller örülen, tıpkı onlar gibi evlatları evlerinden alınıp kurşuna dizilen, tıpkı onlar gibi hiç kimsenin hakkında ve toprağında gözü olmayan ve fakat sadece var olmak için kavga veren, tıpkı onlar gibi dışlanan, horlanan, evleri başlarına yıkılan, sokaklarına panzerlerle dalınan, ilkokul çağındaki çocuklarının üzerine tanklar sürülen Gazze halkı, HAMAS.

* * *

Gazze katliâmını dünyanın tüm onurlu ve haysiyetli halkları gösteriler düzenleyerek protesto ettiler ve Gazze halkıyla, HAMAS’la dayanışma içine girdiler. Tüm dünyada düzenlenen bu gösteriler içinde en anlamlı ve en muhteşem olanlar, dünyada Filistin halkının yaşadığı trajediyi en iyi anlayacak millet olan Kürt halkının gerçekleştirdiği gösterilerdi.

Elbette dünyanın dört bir yanında düzenlenen gösterilerin hepsi de anlamlı ve önemliydi ancak HAMAS önderliğinin selam gönderdiği ve Gazze halkının “Onların dûâları bize kadar ulaşıyor” dediği Kürt halkının düzenlediği gösteriler, iki açıdan dünyanın diğer bölgelerindeki gösterilerden farklılık arzediyordu:

1 -  Tüm dünyadaki en geniş katılımlı ve en kalabalık gösteriler Kürt illerinde gerçekleştirildi. Gazze gösterileri dünyanın kimi ülkelerinde binler ve onbinlerle yapılırken, aynı gösteriler Kürt illerinde yüzbinlerle yapılıyordu.

Birkaç yıl önce Peygamber Efendimiz’e (anam, babam ve çocuklarım O’na fedâ olsun) küstahça hakaretler içeren iğrenç karikatürler yayınlandığında bütün İslam dünyası ayağa kalkmış ve dünyanın dört bir yanında “Peygamber’e Sevgi” gösterileri düzenlenmişti. Dünyadaki en büyük gösteri o zaman Diyarbakır’da yapılmıştı. Diyarbakır’daki “Peygamber’e Sevgi” mitingine 500 bin (yarım milyon) insan katılmıştı. Gazze olaylarında da yine dünyadaki en büyük gösteri Diyarbakır’da yapıldı. Diyarbakır’daki Gazze gösterisinde 250 bin (çeyrek milyon) insan meydanlara akın etmişti.

Böylece her iki olayda da Kürtler “Ümmetin Yetimleri” sıfatını değil, “Ümmetin Önderleri” ve “İslam âleminin lideri” sıfatlarını daha çok hak ettiklerini ispat etmiş oldular. Tıpkı daha önce, Hz. Ömer zamanında, Selahaddin Eyyubî zamanında ve Şeyh Sâîd zamanında da ispat etmiş oldukları gibi.

Gazze direnişini İsra Haber sitesi dakika dakika veriyordu, üç hafta boyunca bu şanlı direnişi dakika dakika İsra Haber’den takip ettik. Diyarbakır’da çeyrek milyon insan meydanlara dökülüp “Bıji Berxwedana Ğazze  - Bımre İsrail”, “ J’Bo İslam Canê Me Fedâ – J’Bo Qûr’ân Canê Me Fedâ” ve “J’Sêwîyên Úmmetê HAMAS’ênra Bı Hezaran Slav” haykırışlarıyla gökyüzünü inlettiği aynı saatlerde, evet, Diyarbakır’da bu olağanüstü gösteri yapıldığı aynı anda ajanslara bir “Son Dakika” haberi girdi ve İsra Haber de ajanslara düşen bu haberi aynı dakikada okuyucularına duyurdu. Siyonist düşmana karşı kahramanca savaşan bir Qassam komutanı şu açıklamayı yapıyordu: “Yüzbinlerin haykırışları kulaklarımıza geliyor, Allâh’a yemin ederim ki kardeşlerimizin dûâları bize ulaşıyor. Bunu apaçık bir şekilde hissediyoruz. Bu dûâlarla siyonist düşmana ağır darbeler indiriyoruz. Her türlü güçlü silahlarla donanımlı olan bu düşmana karşı bu darbeleri nasıl vuruyoruz, biz de anlamıyoruz. Vallahi biz cephede savaşırken her taraftan kulaklarımıza yüzbinlerin haykırışları ve sesleri geliyor, dûâlarını işitiyoruz.”

Evet, sevgili Müslüman kardeşlerim; bazıları Ekrad, bazıları Etrak ve bazıları da matrak olan kardeşlerim! Diyarbakır’da 250 000 kişi (yazıyla ikiyüz elli bin tane Şeyhmus ve Berfin) meydanlara akın edip Gazze halkı için dûâ ederken, aynı dakika içinde Gazze’deki Qassam savaşçılarının komutanı “Allâh’a yemin ederim ki kardeşlerimizin dûâları bize ulaşıyor, onların gönül desteğiyle siyonistleri perişan ediyoruz” diyordu ve bu açıklama ile Diyarbakır’daki göz kamaştırıcı gösterinin haberi aynı anda ajanslara düşüyordu.

Diyarbakır (Amed), Ağrı (Agırî), Bingöl (Çêwlîk), Hakkari (Çolamerg), Gaziantep (Diluk), Osmaniye (Cebel-i Bereket), Ardahan (Erdêhan), Erzincan (Erzingan), Batman (Élih), Kahramanmaraş (Gırgûmm), Erzurum (Kalikala), Kilis (Kêlis), Adana (Kilikya), Artvin (Livane), Tunceli (Mamıkî), Kayseri (Mazaka), Malatya (Meledî), Elâzığ (Mezrâ), Mardin (Mêrdin), Muş (Mıj), Kars (Qerıs), Iğdır (Reşqelas), Şanlıurfa (Rîha), Sivas (Sebaset), Adıyaman (Semsur), Siirt (Sêhrt), Şırnak (Şehr-i Nûh), Van (Tuşba) ve Bitlis (Zûlqarneyn) gibi şehirlerden İsrail’i la’netleyen sloganlar atılıyordu. Kûrmanc’ıyla, Zaza’sıyla, Soran’ıyla, Goran’ıyla bütün bir Kürt halkı ve Kürd’üyle, Arab’ıyla, Çerkes’iyle, Türk’üyle, Azerî’siyle, Gürcü’süyle bütün bir Kürdistan halkı Gazze halkı için sokaklara dökülmüştü; ellerinde Şeyh Ahmed Yasin’in, Seyyîd Nasrullâh’ın, Halid Meşal’in, İsmail Heniyye’nin posterleriyle. En anlamlısı ise, Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde taşınan bir pankarttı: “İsrail ve Benzerlerini Lanetliyoruz”.

Doğu illerinde yaptıkları gösterilerle sınırlı değildi, “Ümmetin Yetimleri” denilen ama aslında “Ümmetin Yüzakı” olan bu halkın “elleri ve ayakları öpülesi” eylemleri. Başta İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa, Kocaeli ve Sakarya olmak üzere Batı illerinde yapılan gösterilerde de kitleler arasında büyük çoğunluğu Kürtler oluşturuyordu. Bu dayanışma gösterilerinden oldukça etkilenen HAMAS lideri Halid Meşal, başta Kürt halkı olmak üzere, bu eylemleri ortaya koyan bütün kardeşlerine selam gönderiyordu.

2 – Kürt illerinde yapılan Gazze gösterilerini başka bölgelerde yapılan gösterilerden ayıran diğer bir özellik de şuydu: Diğer yerlerdeki gösterilerde, bir takım nahoş durumlar yaşanmış ve hatta pek çok yerde gösteriler asıl amacından sapıp ırkçı, şoven ve millîci bir hüviyete bürünmüştü. Nitekim bu kesimler ile samimî olarak gösterilere iştirak eden, sadece İslamî ve insanî duyarlılıklarını ortaya koymak için orada toplanan insanlar arasında tartışmalar ve münakaşalar da yaşanmıştı. Zira bazıları Gazze üzerinden kendi bâtıl dünya görüşünü, kavmiyetçi ve taasupçu zihniyetini ortaya koymaya çalışıyordu. Daha açık konuşmak gerekirse, kan üzerinden siyaset yapıyordu, Gazze’de oluk oluk akan kanlar üzerinden. Bu yerlerdeki gösterilerin pek çoğunda İslamî ve Qûr’ânî söylemler ile şoven – kavmiyetçi söylemler biribirine karıştı, İslamî Direniş bayrakları ile ulusal bayraklar aynı anda, birlikte dalgalandırıldı. Oysa Kürt illerindeki gösterilerde bunların hiçbiri olmadı. İslamî ve Qûr’ânî çağrılar dışında hiçbir çağrıya yer verilmedi, İslamî Direniş bayrakları dışında hiçbir bayrak dalgalandırılmadı.

Yani anlayacağınız, sevgili Müslüman kardeşlerim; bazıları Ekrad, bazıları Etrak ve bazıları da matrak olan kardeşlerim; Kürtler’in gerçekleştirdiği gösteriler sadece dünyadaki en büyük ve en kalabalık gösteriler olmakla kalmadı, aynı zamanda dünyadaki en temiz ve en saf İslamî gösteriler olarak tarihe geçti. (Yakın tarih, çok yakın hem de)

* * *

Siz ey Behr’un- Nehreyn’in kadim halkları! Dicle’nin, Fırat’ın çocukları!

“Gazze kazanacak” dediniz, kazandı. “Bımre İsrail” dediniz, ölümden beter oldu. Zaferiniz kutlu olsun.

Gazze sizin zaferinizdir. Bu zaferi sizler kazandınız. Gazze, sizin dûâlarınızla kazandı.

Ne mutlu size ki, Gazze halkını dûâlarınızla ayakta tuttunuz, Qassam savaşçılarına güç verdiniz, kuvvet verdiniz, cesaret verdiniz. Ne mutlu size ki, Halid Meşal’in selamını aldınız.

Hayır, sizler “Ümmetin Yetimleri” değilsiniz.

Sizler “Ümmetin Yüzakı”sınız.

 

ibrahim.sediyani@hotmail.de

FOTOĞRAFLAR

YAZIYA YORUM KAT

110 Yorum