1. YAZARLAR

  2. İbrahim Sediyani

  3. Ümmetin Kayıp Kızları Bunlar
İbrahim Sediyani

İbrahim Sediyani

Yazarın Tüm Yazıları >

Ümmetin Kayıp Kızları Bunlar

A+A-

“Uzak diyarlara sıçramış ateşi hüznün
kaybolmuş simalar yaşlanmış yüzler
kimsesiz kalmış umut kurak topraklarda
ağıt yakmış genç kızlar Urumçi sokaklarında
unutulmuş türküler Altay steplerinde
kölesi olmuşlar ektikleri toprakların
sahipleriyken ırgatlar
yalnızlığa terkedilmiş mescidler
yasaklanmış secdeler genç alınlara
kayıp bir coğrafyaya bayrak olmuş
dalgalanıyor mavi.

Doğu Türkistan... Uygurca özgün adıyla, Şarqî Turkistan; daha da özgün adıyla, Uyguriye...

İslam ümmetinin “kayıp coğrafya”sı... Kızıl işgal altında bulunan, yaşamın tutsak edildiği, düşlerin ve umutların zincirlendiği, anakucağında öğrenilen dilin yasaklandığı, yerleşim birimlerinin isimlerinin değiştirildiği, camiîlerin kapısına kilitlerin vurulduğu, 18 yaşından genç alınlara Allâh’a secde etmenin yasaklandığı, bizim “yitik ülkemiz”... Tam 132 yıldır Çin işgaline uğrayan, 20. yüzyılın ilk “İslam Cumhuriyeti” devletinin kurulduğu (İran İslam Cumhuriyeti’nden 46 yıl, Komorlar Federal İslam Cumhuriyeti’nden 45 yıl, Moritanya İslam Cumhuriyeti’nden 27 yıl, Pakistan İslam Cumhuriyeti’nden 14 yıl önce), 1933’te kurulan Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti’nin üç ay içinde, 1944’te kurulan Doğu Türkistan Cumhuriyeti’nin ise beş yıl içinde yıkıldığı, 1949’dan beri Çin’e “yeni topraklar” olan bizim “kayıp topraklarımız”...

Bu kayıp coğrafyanın pay-i tahtı, yitik ülkenin başkenti, Urumçi.... 55 yıl öncesine kadarki adı Dihua olan, Çinliler’in Wulumuçi dediği Urumçi...

Şehrin gerçek sahipleri olan Uygurlar’ın zorla göçe zorlandığı, Çin’in içlerinden yabancıların yerleştirildiği, tehcir ve asimilasyon politikalarıyla, öz başkentleri olmasına rağmen Uygurlar’ın şehir nüfûsu içinde sadece yüzde 12’lik bir azınlık durumuna düşürüldüğü, mazlum başkent.... Gözyaşının, ayrılığın, hüzün ve sevdanın şehri... Songlar’dan bu yana ünlü “yingçing” (bulut mavisi)’leri ve Mingler’den bu yana da ünlü Çin beyazlarını üreten seramik fırınlarıyla meşhur, ama bilinmeyen, tanınmayan kültür... En ilginç özelliği de,  en yakın denize 2000 km uzakta olmasıyla, dünya üzerinde, deniz kıyısına en uzak mesafede bulunan şehir durumunda olan, Urumçi...

Ve kadınlar, genç kızlar...

Yitik ülkenin, yitik şehirlerin kayıp kızları....

İsa Yusuf Alptekin’in torunları, Rabia Kader’in kızları bunlar...

Çeyiz nedir bilmeyen, gelinlik nedir bilmeyen, düğün nedir bilmeyen, beşik nedir bilmeyen, ümmetin kayıp kızları bunlar...

Çin’in 1987’de çıkardığı kanunla, ektikleri tarlaları ve tarıma elverişli toprakları hiçbir karşılık ödenmeden zorla ellerinden alınıp orduya tahsis edilen, sonra kendi tarlalarında, kendi topraklarında karın tokluğuna ırgat olarak çalıştırılan, ektikleri tarlaların kölesi yapılan, 2001’de Çin’in bölgeye yönelik çıkarttığı ve “Sincan Sınıfı” adını verdiği özel bir programla ilkokula giden çocukların ailelerinin elinden zorla alınıp devlete teslim edildiği, bu asimilasyon programının devlet tarafından uygulamaya konduğu sadece ilk yıl Çin’in iç bölgelerinde açılan 58 adet okulda çocukların asimile edildiği, anadillerinin ve dînlerinin unutturulduğu, 2003’ten itibaren bütün resmî okullarda Uygurca’nın yasaklandığı, o tarihe kadar eğitimini Uygurca olarak tamamlamış olan herkesin diplomalarının elinden alındığı ve mühendisinden doktoruna, profesöründen öğretmenine, yazarından gazetecisine bütün akademik insanların bir gün içinde vasıfsız işçi, ırgat, hamal, çöpçü konumuna düştüğü insanların kızkardeşleri bunlar...

Ümmetin kayıp kızları bunlar....

1 Haziran 2006’dan itibaren yeni bir politika uygulamaya koyan ve “düğün yapmamış, evlenmemiş 16 – 25 yaş arası Uygur kızlarını Doğu Türkistan’dan alıp Çin’in iç taraflarına götürme” kararı alan, bu kararın alındığı sadece ilk yıl 240 bin Uygur kızının ailesinden kopartıldığı, bu yeni asimilasyon politikasıyla paralel olarak 2007 yılında 1 milyon Uygur kızını ailesinden koparıp Çin içlerinde asimile etmeyi kararlaştıran Çin devletinin kurbanı olan, Çin içlerine, bilinmeyen yerlere götürülen, bilinmeyen yerlerde, ailelerinden binlerce kilometre uzakta oyuncak fabrikalarında ve tarlalarda işçi olarak çalıştırılan, aileleriyle bütün irtibatlarının ve haberleşme imkanlarının ortadan kaldırıldığı, henüz evlenmemiş, gelinlik giymemiş bu yüzbinlerce genç kızdan hiçbirinin memleketine ve ailesine geri dönemediği, dönmeye çalışanların paralarına el konulduğu, zindana atıldığı, kurşuna dizildiği, memleketteki ailesine ve akrabalarına zûlüm yapıldığı o kızlar işte, bu kızlar....

Ümmetin kayıp kızları bunlar...

Gönlüne sevdalar, diline şarkılar, gözlerine düşler yasaklanmış...

Çeyiz biriktirmek nasip olmamış....

Beyaz gelinlik giymemiş...

Hiçbir zaman beşik sallamak nasip olmamış...

Bir kez olsun saçları koklanmamış...

Bir kere bile bebek ağlamasıyla uykusu bölünmemiş....

Sevmemiş, düşlememiş, emzirmemiş...

İslam ümmetinin kayıp kızları bunlar....

YAZIYA YORUM KAT

5 Yorum