Uluslararası toplum, Gazze'ye kefen dikiyor

29.12.2009 00:53

Recep Korkut

İsrail'in Gazze Şeridi'ni üç hafta içinde enkaza çevirip 1.417 insanı öldürdüğü geçen yılki 'Dökme Kurşun' operasyonunun yıldönümünün gelip çattığı bugünlerde Gazze'deki durumun vahameti gün geçtikçe büyüyor.

Binlerce insanın katledildiği, evlerinden sökülüp atıldığı ve yüz binlercesinin berbat koşullardaki kamplarda yaşamak zorunda bırakıldığı bu acımasız savaşın yaralarının sarılması bir yana, Gazze'ye uygulanan tecrit insanların yaşamlarını sürdürmesini dahi imkânsızlaştırıyor.

Uluslararası hukuku çiğneyerek 'toplu cezalandırma' uygulamasını devreye sokan İsrail'in Gazze'ye uyguladığı ambargonun en hayatî safhası, gıda yardımlarını sınırlandırmasıdır. 1,5 milyon insanın yaşadığı Gazze'ye ulaşan yardım kamyonlarından İsrail'in sembolik sayıdakinin geçişine izin vermesi, akla kaçınılmaz biçimde Lemkin'in şu ifadelerini getiriyor: "Soykırım, bir grubun yok olması niyetiyle grubun elzem yaşam kaynaklarının yok edilmesi amacını taşıyan çeşitli hareketlerden oluşan örgütlü bir plandır."

Öte yandan geçtiğimiz günlerde Mısır, Gazze'ye gelen yardımların sokulduğu tünellerin bulunduğu bölgelere çelik duvarlar örerek bu haksız ve ikiyüzlü ablukaya dâhil oldu. Mısır dış destek alarak örülen duvarları Hamas tehdidine bağlasa da duvarların görevi, Gazzeliler açısından hayat damarı sayılan tünelleri engellemek olacak.

İsrail, uluslararası topluma sessizce hükmediyor

İsrail ordusunun sivillere yönelik kitlesel saldırıları 'herkesin gözü önünde' gerçekleşmesine rağmen İsrail, uluslararası topluma sessizce hükmetmeye devam ediyor. Goldstone Raporu'nun akıbeti gibi. Beyaz bayrak sallayan sivillerin öldürülmesi, insanların kalkan olarak kullanılması ve okullara düzenlenen beyaz fosfor saldırılarına dair atıflardan hareketle hazırlanan ve İsrail'i savaş suçu işlemekle itham eden Goldstone Raporu'nun ardından hukukun üstünlüğünü savunduğunu iddia eden devletlerin bu suçların soruşturulmasını ve sorumlulardan hesap sorulmasını isteyeceğini beklemek de bugüne kadar düşünceden öteye geçemedi.

Neredeyse tamamı siyasî tutuklu olan ve yaşamların kamplara hapsedildiği açık bir cezaevi görüntüsündeki Gazze, uluslararası toplumun kör noktası haline geldi. İsrail'in tabutlara gönderdiği cansız bedenlere uluslararası toplum kefen dikiyor. Şu da net biçimde söylenebilir ki; Gazze'de olanlar, vicdanları titreten bir insanlık dramı olmaktan çıktı. Öyle ki uluslararası toplumun tavırları, Gazze'de olan bitenin normalleştirilmesi ve artık insanların bununla yaşamaya alışması yönünde. "İsrail'den, daha fazla yardım konvoyuna izin vermesini umut ediyorum." diyen BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon da mesajı almış gözüküyor. Bu tüyler ürpertici bir meydan okuyuşun İsrail'i cesaretlendirdiği aşikâr. Öte yandan sivil toplum ve medya içinse Gazze defteri, salt bir atıf kafesine hapsedildi. Bölgeden gelen alarm sesleri de bu boşlukta kaybolmaya devam ediyor.

Bugün Gazze'de devlet ve ordu zulmünün yanında İsrail ordusunun şovenizminin can çekiştirdiği Gazzelilerin bırakın kendi hayatlarını kontrol etmelerine izin verilmesini, haksız bir biçimde topyekûn terörist muamelesi görmeleri karşısında uluslararası toplumun takındığı bu tavırlar, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 61. yılında insanlık onuru adına bir utançtır ve olan bitenin bu şekilde görmezden gelinmesi asla kabul edilemez.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim