Uludere ve ‘Sezarien, Curetage‘ Tartışmaları..

03.06.2012 02:17
Uludere ve ‘Sezarien, Curetage‘ Tartışmaları..
Başbakan, sezaryen ve kürtaj gibi konuları tartışma zeminine gündemi değiştirmek niyeti olmaksızın da getirmiş olabilir.. Ama, onun bu çıkışları, hattâ dünya kamuoyunda bile ilginç tartışmaları tekrar gündeme getirdi..

Selahaddin E. Çakırgil; Uludere Katliamı, Sezaryan ve Kürtaj üzerine yazdı:

 

Uludere-New York Hattında ‘Sezarien, Curetage‘ Tartışmaları..

Bugünlerde, bir tartışmadır gidiyor; sezarien, kürtaj kelimeleri havada uçuşuyor..

Bazı hassas konular hakkında yığınla tartışmalar, iddialar, suçlamalar..

Kelimelerin çoğu da latin dillerinden olduğu için, bu kelimelerin, lafzî, ıstılahî / terminolojik, tarihî, veya ideolojik mânâ, muhteva ve şumûlüne herkesin birbirine tamamen zıd mânâlar yüklemeleri ve  farklı değerlendirmeler yapması kolaylaşıyor ve böyle olunca seviye de korunamıyor..

*

Konu, Başbakan Erdoğan'ın sezarien ameliyatla yapılan doğumların tıbbî zaruret olmaksızın tercih edilmesine ve de kürtaja karşı yaptığı açıklamalarıyla alevlendi..

Bazı çevreler bu konunun o günlerde gündeme getirilmesinin, Uludere'de, 2011 yılının sondan ikinci günün gecesinde meydana gelen ve 34 kişinin terörist sanılarak bombardıman edilmesi sonucu ölmeleriyle sonuçlanan büyük facia üzerine yapılan tartışmalardan kaçmak için olduğunu dile getirmekteler..

Öyle olup olmadığını herkes kendi bakış açısına göre kabul, redd veya te‘vil eder..

Çünkü, konu duygu planından uzaklaşmak üzereyken..

Bir Amerikan gazetesi (WSJ), o bombardımanla ilgili bilgileri Türkiye‘ye Amerikan makamlarının verdiğini iddia ediyordu..

Hemen arkasından C.Başkanı Gül ve Başbakan Erdoğan bu iddiayı tamamen reddetmeyip,  4 saati aşkın bir izleme süreci içinde, 31 dakikalık da bir bölümün de Amerikan izlemesi olduğunu, ama kararın T.C. makamlarınca verildiğini net olarak belirttiler..  Erdoğan ayrıca, hadisenin üzerinden 5 ay geçmek üzereyken,  bu açıklamanın,  yaklaşan Amerikan Başkanlık seçimleri öncesinde, Obama‘yı zayıflatmaya yönelik bir Amerikan iç siyaset taktiği olduğunu da söyledi.

Bu da olabilir, elbette..

Çünkü, 4 aya yakın zamandır tartışılan ve biraz yatışan o tartışma konusu, şimdi tekrar gündeme getirilmekle, Erdoğan‘ı vurmak isteyenlerin Amerika‘da da olabileceği düşünülebilir elbette.. Hatırlanmalı ki, Amerika’da etkili yahudi lobisinin Obama’yı, Erdoğan’ın her No! / Hayır!‘  deyişine, Yes, Sir (sör)! /Evet efendim!‘ diye teslim olmakla suçlamakta ve bu durum, İsrail rejimi medyasında da sık sık tekrarlanmakta..

Ve,  günümüz dünyasında siyasî manevralar bir ülkelerin içiyle sınırlı değil..

Bu bakımdan, Erdoğan'ı içerde yıpratmak isteyenlerin de illâ T.C. sınırları içinden atış yapmasını beklemek komik olur..

Erdoğan, o hadisenin veya karmaşık hesablaşmaların içiçe bulunduğu o facianın hemen sonrasında,

evet, iki arada-bir derede kalmış ve bir taraftan güvenlik güçlerini suçlamaktan kaçınmış, hem de o parçalanan insanların ailelerinin acısına alışılmışın dışında yüksek tazminatla az-biraz merhem sürmeye çalışmış ve hem de, konunun adlî soruşturmasını başlatmıştı..

‘Soruşturma niye bitmiyor?‘ diyenlere en iyi cevabı, Amerikan gazetesinin yayını anlatmış olmalı..

Yarınlarda, İsrail rejimi de benzer başka bir iddiayla devreye girerse hiç şaşılmamalıdır..

Çünkü, o facia öncesindeki bilgileri veren İHA (insansız hava araçları)‘nın ilk yapıcıları onlar ve  elektronik yazılımları da onların elinde.. Size verilen bilgiler ânında ve sizden de önce, onların eline geçiyor ve belki üzerinde bir takım oynamalar yapılıyor ve siz o verilere göre tavır geliştiriyorsunuz!..

Yazının devamı… 

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim