Uludere Bir Test Oluştur

06.01.2012 23:45

MURAT AYDOĞDU

 

Öncelikle insanların tahammül sınırlarının zorladığı, pusuda bekleyen vesveselerin havayı kokladığı zor zamanlarda, söz söylemek vicdani bir yükümlülük ister. Müslüman olmanın vasfını merkeze koyan minvalde konuşmak/yazmak ise boyun borcudur.

Ülkenin batısında yaşayan bir kardeşleri olarak, olayları bizzat yaşayan ve bizden daha yakın olan bölge insanına durumun vahametini anlatacak kadar saygısız olamam. Ama bizimde insan olarak duygularımızı, ortak yönlerimizi ve buralardan bakılınca görülen farklı şeyleri, buralarda da yankısı bulunan şeyleri paylaşabilirim.

Hiçbir ideoloji, dava, konjonktür ya da olasılıklara dayalı planlamalar, metodolojiler insan hayatından daha önemli değildir. Öyle ki İnançlarımız dahi, hayat veren minvaldedir. Sadece bedenlere değil ruhlara da hayat veren boyutu ile zihinlerimizin, algımızın ve tavırlarımızın da hayat bulması için;

“Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah'a ve Resulü’ne icabet edin. Ve bilin ki muhakkak Allah, kişi ile kalbi arasına girer ve siz gerçekten O'nda haşrolunacaksınız.” Enfal 24

Toplumsal Zaaflarımızın Test Edilmesi:

“Şeytanın katıp bırakmaları, kalplerinde hastalık olanlara ve kalpleri duyarlılıktan yoksun bulunanlara bir deneme kılması içindir. Şüphesiz zalimler, uzak bir ayrılık içindedirler.

Kendilerine ilim verilenlerin, bu Kuran'ın hiç tartışmasız Rablerinden olan bir gerçek olduğunu bilmeleri için; böylelikle ona iman etsinler ve kalpleri ona tatmin bulmuş olarak bağlansın. Şüphesiz Allah, iman edenleri dosdoğru yola yöneltir.” Hac 53-55

“Komşunuz açken tok yatan bizden değildir.” Hz. Muhammed

Muhafazakâr kardeşlerin baş tacı ettiği ve üzerinde ittifak olan bu rivayet başımız gözümüz üstüne. Peki, Ya komşusu can verirken! Tok yatmak bir yana sessizlik diğer yana. Muhakkak canı yanan kardeşlerin bazen şiddetli ve kontrol dışı tepkileri olacaktır ya da sapla samanı karıştıran itirazları. Bunları doğal ve insani tepkiler olarak almak yerine bunlar üzerinden sessizlik birçok muhafazakâr kardeşe yakışmıyor.

“İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.
Yoksulları yoldan saptırıyor, ülkenin düşkünlerini gizlenmeye zorluyorlar.
Bakın, yoksullar çöldeki yaban eşekleri gibi, yiyecek bulmak için erkenden işe çıkıyorlar.
Yemlerini tarlalardan topluyor, kötülerin bağındaki artıkları eşeliyorlar.
Geceyi giysisiz, çıplak geçiriyorlar, örtünecek şeyleri yok soğukta.
Dağlara yağan sağanaktan ıslanıyor, sığınakları olmadığı için kayalara sarılıyorlar.
Kentlerden insan iniltileri yükseliyor, yaralı canlar feryat ediyor.
Gün kararınca katil kalkar, yoksulu, düşkünü öldürür, hırsız gibi sıvışır geceleyin.
Zinacının gözü alacakaranlıktadır; 'Beni kimse görmez' diye düşünür, yüzünü örtüyle gizler.
Çünkü zifiri karanlık sabahıdır onların, karanlığın dehşetiyle dostturlar.
Kuraklık ve sıcağın eriyen karı alıp götürdüğü gibi Ölüler Diyarı da günahlıları alıp götürür.” Tevrat, Eyüp, 24

İşyerimde namazlarını kılan dört arkadaş sık sık mütalaalarda bulunur tartışırız.

Türk Milliyetçisi ve AKP karşıtı olan bir tanesi parti tercihini özellikle söylemiyor, bizde üstelemiyoruz. İki seneye yakındır Kürt sorunu etrafında da zorlu mütalaalarımız oldu. Başlangıçta tek dil gibi takıntıları olan kardeşimiz zamanla Kürtlerin kültürel hakları konusunda ikna oldu. Bu konuda AKP eğilimli muhafazakâr olan ve Kürt kökenli olup BDP dâhil bütün siyasi partilere mesafeli olan diğer ikisi bana destek oluyorlar. Arada Kürt olanla Türk Milliyetçisi eğilimli olan arasında gerilimler olsa da, ortak paydamız İslami söylem sayesinde biraz yumuşamalar oluyor. Uzun bir zaman sonra Türk Milliyetçisi eğilimli olan Kürtlere bütün hakların verilmesine ikna oldu, ama ısrarla bu Kürt devletine gider diyerek karşı çıkışını bu hatta sürdürüyor. Diğer üç arkadaşla birlikte Kürt Milliyetçilerinin bile bu konuda birlikteliğe yatkın olduklarını söylüyoruz. Kürt arkadaşımızın dikkatle kaçındığı bir noktada, ben bazen Kürt halkı ayrı bir devlet istediğinde bile ne bizim ne de sürecin bunu engelleyemeyeceğini, böyle bir durumda bile kan dökmenin önlenmesi gerektiğini vurguluyorum.

AKP politikalarını eleştirdiğimiz zamanlar oluyor. Türk Milliyetçisinin ve Kürt kardeşimin eleştirileri sıklıkla muhafazakâr kardeşimizde itirazla karşılaşsa da benim eleştirilerimde eklenince bazı hatalarını kabul etmeye dönüşüyor ve o da son cepheye çekiliyor; emsalleri içinde en verimli çalışmayı AKP nin yaptığı hususuna. Ben bir yere endekslenmeden ya da cepheleşmeden İslami söylemin gerekliliğinden bahsettikçe bana saygı duyduğunu ama kendisinin AKP içerisinde durmakta kararlı olduğunu söyler.

Beni tanıdıklarından bazen İslami sitelere göz atarlar. En son, Türk Milliyetçisi olan arkadaş, Kürt kökenli, camiamızdan kardeşlerimizin kinayeli tarzda ama hafiften Kürt Milliyetçiliği üzerinden siz Türk-İslamcıları tarzındaki yazıları üzerinden “Bak Kürtlerin Müslüman olanları bile kendilerini ayrıştırıyorlar” dedi ve gitti. Bir şey diyemedim. Kürt olan kardeşimiz “Siz Türkler, hepiniz aynısınız” AKP den öncede katledildik, şimdide katlediliyoruz ve hatta sen bile bize yeterli desteği vermiyorsun dedi ve uzaklaştı. Ona da bir şey diyemedim. AKP’li olan bana, söylemlerinin iflas ettiğini, köy yakmaların yargısız infazların bitmesine ve bütün hakların verilmesinin konuşulduğu bir süreçte AKP’nin sorumlu olmadığı bir olay üzerine tüm fatura kendilerine kesildiğini söyledi ve gitti. Yine sustum.

Yalnız kalmıştım “Zor zamanların geçmesi gerek” diye düşündüm. İki senedir geldiğimiz nokta başa mı sarmıştı? Ama yine de ümitliyim “Herkesin eteğindeki taşlar döküldü ve zaman geri sarılmaz, muhakkak bazı şeyler azda olsa yer etmiştir” diye düşünüyorum.

Diğer yandan “Türk-İslamcısı” gibi bir tanımlamayı uzun süredir duyar ama üzerimize almaz, herhalde Türk Milliyetçileri, bazı muhafazakâr cemaatler ya da AKP ya da muhafazakârlar kastediliyor derdik. Saflığımızdan olacak, daha önce de seküler ve solcu kesimlerin “İslamcı” tabirlerini de üzerimize alınmamıştık. Zamanla İslamcı kelimesi ile, yaşantısını Kuran’a göre şekillendirmek isteyen herkesin kastedildiğini fark etmemizle, aslında muhafazakârlar üzerinden bütün Müslümanlara vurulduğunu anladık. Şimdi aynı saflığı ikinci kez yaşadığımız kanaatindeyim. Milliyetçiliğin derinden bir virüs gibi etkilediği Kürt Milliyetçiliği kendine Türk-İslamcılığı gibi bir tanımlama üzerinden alan açıyor. Bunu kimileri kasıtlı yaparken, kimileri de çanak tuttuğunun farkına varmıyor.

En son geçen gün arkadaşlarla tekrar karşılaştım. Ateşin düştüğü yerden uzak isek onun acısını hissetmemiz zorlaştığını, Bütün gelişmelerin istenmeyen zeminde ve karşılıklı geçmişteki hataların ürünü ve hala devam eden sıkıntılardan olduğunu söyledim. Yıllardır zulme uğrayan, inkâr edilen bir halkında diğer yandan yıllardır ilkokuldaki andımızdan itibaren şartlandırılan ve korkular, ötekileştirmelerle iğdiş edilmiş zihin zulmü altındaki halkın sağlıklı değerlendirmeler yapması için üstümüze çok şeyler düştüğünden dem vurdum. Dört arkadaşın aradaki buzların biraz eridiği gibi izlenimim oldu. Son kertede sorunları ötelememek için canı yanan ve korkuları kaşınan her kesimin bulunduğu şartları göz önüne almalı ve sorunlarına çare üretmek zorunluluğunu hatırlattım.

Şimdi biraz daha umutluyum. Uzun soluklu ıslah ve kısa soluklu adil olmak sorumluluklarımız arasında denge için biraz daha uğraşmalıyız.

Siyasal İktidarın Test Edilişi:

Gelişmenin iktidar yönünde de yansımaları var. AKP iktidarının, dönemi geçiştirmek ve sular durulunca adımlar atmak gibi bir tavrı gözleniyor. Belki infial dönemlerinde makul gibi görülen bir tavır ama biz zor zamanda adım atmanın da mümkün olduğunu söylemeliyiz. Suskunluk insanlarda tereddüt ve güvensizlik izleri bırakır ve bu uzun çok uzun sürer. Bir musibeti hayra çevirmenin yolları da var. Militer yapılanmayı sahiplenmek yerine olumlu bir adımla bunu geriletebilirsiniz. Özgürlük taleplerini ertelemek yerine, daha etkin bir şekilde karşılayabilirsiniz. Talihsiz gördüğünüz gelişmeleri, geçiştirmek yerine fırsata çevirebilirsiniz. Örneğin Andımızı kaldırmak ve Anayasa’daki değişmezleri tartışmaya açmak ve devamını getirmek gibi. Bunlar toplumumuzun süreçte kazanacağı adımlar. Diğer bir problem olarak Türkiye’deki Seküler Ulusçu İdeolojik Devlet, öncelikle Gayri Müslim azınlıkları, temel eksen olarak Müslümanları, ilave bir baskı ile en çok ta Müslüman Kürt halkını ezmişlerdir. Yıllar süren Bu baskılar Türk olmayan kardeşlerimiz üzerinde bilinçaltlarına kadar işleyen bir ötekileştirme duygusu oluşturmuştur. Bu nedenle özelde Kürt halkı üzerindeki sadece militarist baskının ortadan kaldırılması yeterli değildir. Bütün farklı kavim ve halklara fıtri hakların verilmesi ve bunun için Anayasal güvencenin sağlanması için değişiklikler gündemine alınmalıdır.

AKP politikalarına ne sessiz kalmak, ne de tabi olmak zorundayız. Bu gün var yarın yok politik bir figüran için cepheleşmeyi, kısa vadeli oyalanma görürüm. Ama bu gün vicdanı olan bir insan olarak iktidarda kim olursa olsun, orada olmanın bedelini vermek zorundadır. İster kendi ihmali, ister gücünün ulaşamadığı şer odakları diye tarif ettiği kesim olsun, isterse bunun orta ve kısa vadede karşılıklı milliyetçilikleri kışkırtacağı korkusu olsun, vahşetin sorumluluğu iktidar olmanın bedelidir. İster bu olay bir kaza olsun, istek PKK’nın provokasyonu, isterse de Ergenekon artıklarının provokasyonu olsun bir şey değişmez. İktidar siyasal gücün/devletin temsilcisi ve sözcüsü olarak bu vahşetleri de engellemeli, ifşa etmeli, özür dilemeli, tazmin etmelidir. Bunlar da toplumumuzda yıllardır süren haksızlıkların bir miktar tazmin edileceği adımlar. Yalvarıyor ya da tehdit ediyor değiliz, sadece uyarıyoruz.

Bireylerin Test Edilişi;

Ben kendi adıma; bu kirli savaşta, bombaları cehenneme yuvarlamaya, silahların namlusunu tıkamaya, öfkenin yerine merhameti koymaya, zalimleri defedip adil ve kardeşçesine birliktelik sağlamaya gücümüz yetmediği için,  bu güce sahip olacak yeterli çabayı gösteremediğimiz için can veren, kan veren her mazlumdan özür diliyorum.
Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan ve esirgemezsen, gerçekten hüsrana uğrayanlardan olacağız.
Rabbimiz, bizi zalimler topluluğuyla birlikte kılma.
Rabbimiz, bizi zulmeden bir kavim için bir fitne kılma.
Rabbimiz, katından bize bir rahmet ver ve işimizden bize doğruyu kolaylaştır.
Rabbimiz, kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma.
  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim