Ulucanlar İşkence Müzesi Oldu

29.12.2010 11:09
Ulucanlar İşkence Müzesi Oldu
Türkiye, 12 Eylül'ün idam ve işkenceleriyle yüzleşiyor. Darbe döneminin ünlü cezaevi Ulucanlar, aslına uygun hale getirilip müzeye dönüştürüldü.

Çığlık seslerinin duyulacağı müzeye mahkûm heykelleri konuldu. Duvarlara Necip Fazıl'dan Nazım Hikmet'e, Bülent Ecevit'ten Muhsin Yazıcıoğlu'na kadar ünlü tutukluların fotoğrafları asıldı. O günleri yaşamak isteyen ziyaretçiler için tecrit odaları bile var.

Ankara Ulucanlar Cezaevi, kurulduğu 1925 yılından kapatıldığı 2006'ya kadar Türk demokrasi tarihine şahitlik etti. 81 yılda İskilipli Atıf Hoca, Deniz Gezmiş, Necdet Adalı, Hüseyin İnan ve Mustafa Pehlivanoğlu'nun da aralarında bulunduğu 19 kişinin idamıyla hafızalara kazındı. Birçok gazeteci, yazar, politikacı ve aydının hikâyelerine, idamına ve isyanına tanıklık eden Ulucanlar, Altındağ Belediyesi tarafından müzeye dönüştürüldü. Aslına uygun olarak dizayn edilen cezaevinde çığlık sesleri şimdi hoparlörlerden yükseliyor. Balmumundan 22 mahkûm heykelinin yerleştirildiği koğuşlarda, o günleri yaşamak isteyenler için de tecrit odaları yer alıyor. İsteyen, cüzi bir ücret ödeyerek 1 saat kadar bu odalarda kalabiliyor.

Bülent Ecevit'ten Osman Bölükbaşı'na, Nazım Hikmet'ten Necip Fazıl'a, Deniz Gezmiş'ten Muhsin Yazıcıoğlu'na pek çok ismin yolunun geçtiği 'Ulucanlar Cezaevi Müzesi Kültür ve Sanat Merkezi', ziyaretçilerini tarihî bir yolculuğa çıkarıyor. Avludaki mahkûmların dilek ağacına, ünlü tutukluların fotoğrafları asıldı. Müzede, Muhsin Yazıcıoğlu'nun seccadesi ve süveteri, Hüseyin İnan'ın idamdan sonra üzerinden çıkarılan fanilası, Deniz Gezmiş'in sigarası, ders notları gibi kişisel eşyaları da sergileniyor.

Cezaevinin kontrol noktasından müzeye giren ziyaretçiler, Adnan Menderes Bulvarı'ndan geçerek mahkûmların manzarasından dolayı 'Hilton koğuşu' adını verdikleri, 9 ve 10. koğuşlara geliyor. Ranzalar ve biyografilerin yer aldığı Bülent Ecevit ve Osman Bölükbaşı'nın kaldığı bu koğuştan çıkan ziyaretçiler daha sonra ağır suçluların cezalandırıldıkları tecrit odalarının bulunduğu alana ulaşıyor.

Özel seslendirme ve ışıklandırmayla işkencelerin canlandırıldığı, balmumu heykellerin gerçeğini aratmadığı odaları görme fırsatını bulanlar, çay ocağından ağasına kadar tüm unsurlarının yer aldığı 4. koğuşa geliyor. Ardından 5. koğuşta, tanınmış isimlerin ranzalara asılan biyografilerini görebiliyor. 6. koğuşta ise yine biyografiler ile Yılmaz Güney'in kravatı, Bülent Ecevit'in şapkası, idam edilen Fikri Arıkan'ın elbisesi, Mustafa Pehlivanoğlu'nun kardeşine yazdığı, AK Parti Grup konuşmasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın okuduğu orijinal mektup, Deniz Gezmiş'in kendi el yazısıyla Roma hukuku ders notları, sigarası ve üzerinden çıkan paraları, Yusuf Aslan'ın kaşkolu yer alıyor. Ziyaretçiler, tutukluların idam edildiği 'darağacı'nı da görerek müzeden ayrılıyor. Cumhuriyet döneminin ilk cezaevi olan Ulucanlar'ı müzeye dönüştüren Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki, Adalet Bakanlığı ile uzun süren görüşmeler sonucunda işe başladıklarını açıkladı. Bir yıllık bir süreç içinde cezaevinin bir kültür ve sanat merkezi haline dönüştüğünü anlatan Tiryaki, amaçlarının hem Ulucanlar'da cezaevi hayatını yansıtmak hem de çeşitli kültürel ve sanatsal organizasyonlara ev sahipliği yapmak olduğuna değindi. Ulucanlar Cezaevi Müzesi'nin açılışı için gün saydıklarını belirten proje koordinatörü Deniz Yavuz ise uzun ve titizlikle yürütülen çalışmada mahkûm ve idamlıkların aileleriyle tek tek görüşüldüğünü kaydetti.

Bir dönem Ulucanlar'da kalan isimler de, cezaevinin müzeye dönüştürülmesini olumlu buldu. BDP Milletvekili Sırrı Sakık, "Ulucanlar tarihe tanıklık etmiştir. Orada insanlığa karşı büyük suçlar işlendi. Türkiye olarak geçmişimizle yüzleşmek zorundayız." dedi. BBP Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Şenliler ise şöyle konuştu: "Orada 3,5 sene yattım. Her taşında haksız yere idama gidenlerimizin feryatları vardır. Gelecek nesillere ibret vesikası olarak kalacak. "

Eski İHD Başkanı ve İstanbul Milletvekili Akın Birdal, "Burada Bülent Ecevit de kaldı. Ecevit, oradan çıkınca görevli yüzbaşı bindiği araca bakarak 'Sen de mi Mercedes'e biniyorsun?' demişti. Ecevit, ondan sonra hiç Mercedes'e binmedi. Anı çok orada." ifadelerini kullandı.

Mevlüt Karabulut, Ahmet Dinç / Zaman

  • Yorumlar 1
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim