‘Ulemâ ve Kapıkulları’ ve Mu’min Feraseti..

10.04.2013 20:35
‘Ulemâ ve Kapıkulları’ ve Mu’min Feraseti..
Selahaddin E. Çakırgil, Ramazan el-Buti’nin ölümünü ve despot rejimler altında yaşayan İslam aliminin nasıl olması gerektiğini analiz ediyor.

Selahaddin E. Çakırgil

‘Ulemâ ve Kapıkulları’ ve Mu’min Feraseti..

Suriye ulemâsından, Aqaid ve Kelâm üzerine yazdığı eserleriyle meşhur, Şam İlahiyat Fakültesi Dekanı Ramazan el’ Butî’nin 21 Mart günü bir câmide meydana gelen bir patlamada ölümü üzerine, işin mahiyeti hakkında elde inandırıcı bilgiler olmadığı için susmak da bir gereklilik idi. Aslen Cizre’li, Botan Çayı civarındaki bir köyden olduğu için Bûtî diye anılan Şeyh’le geçmişte, kısa birkaç görüşmemiz olsa bile, onun Suriye Buhranı konusunda, ‘bir zulüm düzenine silahlı mücadele yoluyla karşı çıkanların cehennemlik olacakları’nı söyleyerek, başında Beşşar Esed’in bulunduğu kanlı bir diktatörlük rejimine destek vermesinin yanlış olduğuna inanışım da bu suskunlukta etkiliydi, elbette..

Bûtî’nin, bir câmide vaaz verirken meydana gelen büyük bir patlamada öldüğü, 40’dan fazla insanın da can verdiği bildirilmişti. 7 Nisan günü internetlere düşen ve o patlama ânını yansıtan bir video filmi ise, ortaya bir takım sual işaretlerini getiriyor.

Herşeyden önce, bu son video filmi, küçük bir patlama olduğu gibi bir hava veriyor. Çünkü, Şeyh Bûtî, patlama ânından önce konuşurken görülmekte.. Bir parlamayı takib eden patlama ve meydana gelen toz bulutundan sonra, Şeyh’in oldukça sâkin olmasından, büyük bir tahribat olmadığı çıkarılabilir. Çünkü, sözkonusu video görüntüsü, Şeyh’in patlamadan sonra yine de 2-3 saniye kadar kendinde olduğunu ve sarığını düzelttiğini de göstermekte..

O sırada, Şeyh’in yanına genç bir kişinin yaklaştığı görülüyor ama, silahları görülmediği gibi, ne yaptığı da, çekim arkadan yapıldığı için anlaşılmıyor. Ve hemen arkasından da, birkaç kişi daha hiç de telaşlı olmayan bir havada görüntüye giriyor, ancak bu noktada Şeyh’in gövdesi yan tarafa devriliyor. O kişilerin herhangi bir saldırısının olup olmadığı ve Şeyh’e merak saikiyle mi bakıp çekildikleri de belirsiz.. Ayrıca, onlarda bir kaçışma havası da görülmüyor.

Yoksa, patlama uzakta olup, Şeyh’e uzaktan gelen bir parça mı isabet etmiştir? Ve o genç insanlar sıradan kimseler midir? Ayrıca, o bombalı saldırıda önce 48 kişinin daha öldüğü bildirildiğine göre, o kişiler nerede ve nasıl ölmüşlerdir? Yoksa, onlar bir başka yerde mi öldürülmüştür? Bunlar bilinmiyor..

Video yayınlandıktan sonra Suriye Muhalefeti’nin lideri Muaz el’Hatib’in ’Belli ki planlı ve soğukkanlı bir cinayet. Onu öldürenlerin Allah cezasını versin..’ şeklinde bir açıklama yapması da bir ayrı konu.

Bûtî’yi, rejime karşı çıkanları, ’cehennemlik ilan ettiği için’ , muhaliflerin öldürmüş olması ihtimali ile, Hatib’in bu lanetlemesi uyuşmuyor. Hele, o mekanda, 48 kişi daha ölmüşse, muhaliflerin, bir kişiyi öldürmek için, o kadar insanı da hedef almış olmasının izahı zor..

Bûtî’yi Baasçı Esed rejiminin öldürtmüş olması ihtimali de uzak..

Çünkü, bir rejim, kendisine işin taa başından beri bu kadar açık destek veren, ulemâ’nın en önde gelenlerinden bir kimseyi niçin öldürtsün?

O zaman daha başka ihtimalleri de düşünmek gerekir..

1- O câmi, muhaliflerin bulunduğu bir yerdi, rejim oraya kasden saldırdı.. Ve amma, Şeyh Bûtî’nin orada olduğu bilinmiyordu. (Üstelik o câmiin , çok büyük bir mescid olmadığı da anlaşılıyor.)

2- O civarda bir patlama sonunda, bir parça da Şeyh’e, özellikle de başına çarpmıştır.

3- Şeyh Bûtî, Baas rejiminin baskısından korktuğu için onlardan yana gibi görünmüş ve onun ikili davranmasından zarar gören taraflardan birilerince de hedef seçilmiştir.

Bu ihtimaller içinden, Bûtî’nin, ‘Cehennemlik’ olarak nitelediği kesimlerin itiraz ve suallerine karşı, dikkatleri çekmiyecek küçük bir mescidde te’vil ve izahlar yaparken, Suriye İstihbaratı (Muhaberat) tarafından durumun farkedilip, ikili davranmasının bedelinin ödettirilmiş olması ihtimali, daha bir güçlü görülmektedir. Böylece hem o, hem de orada bulunan 50 kadar talebenin daha bertaraf edilmesi planlanmış olabilir. Böyle bir cinayet, Baas ideolojisine bağlı kimseler için hiç de zor değildir. (Ki, bu satırların sahibi, 32 yıl öncelerde, o zamanki - Suriye Başmüftüsü Şeyh Ahmed Keftarû’yla tartışmasını ve onun, Hâfız Esed’i savunmasını sırf mecburiyetten dolayı yaptığını, müslümanların daha fazla zarar görmemesi için, Hâfız Esed’i ve Baas rejimini frenlemeye çalıştığını söylemesini hatırlıyor; her ne kadar inandırıcı bulmadıysa da..)

Bu vesileyle, Şeyh Bûtînin öldürülmesi konusunun daha derinlemesine araştırılmasının, sadece resmî engellemeler yüzünden değil, Suriye’nin içinde bulunduğu derin kargaşadan dolayı da mümkün olmadığı bir daha gözönünde tutulmalıdır.

Yazının Devamı…

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim