Ukraynalılar neyi arıyorlar?

23.02.2014 16:23

Abdullah Muradoğlu

Rusya Federasyonu Ukrayna'yı ön bahçesi olarak görüyor. Ukrayna'nın 'Avrupa Birliği'ne girme çabaları Moskova nezdinde stratejik bir tehdit olarak algılanıyor. Ukrayna'nın Kırım'ı da içine alan güney ve doğu bölgelerindeki etnik Ruslar da Moskova'nın başkent Kiev üzerindeki baskısını kolaylaştırıyor. Rusların 'Sivastopol' gibi Karadeniz'deki deniz güçleri için son derece stratejik bir limandan ellerini çekmeye ise hiç niyetleri yok. Gerekirse askeri seçeneği deneyeceklerdir. Kırım'da çoğunluk olan etnik Ruslar bir bölünme durumunda Ukrayna'dan ayrılabileceklerini deklare ettiler bile.

'Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra bir türlü istikrara kavuşamadı Ukrayna. Aslında temel mesele 'Devletin renginin ne olacağı' noktasında düğümleniyor. Kiev Rusya'nın güdümünde mi olacak, yoksa AB ile mi yoluna devam edecek? Ukrayna'daki ayrışmaların arkasında yatan temel sebep budur. Sovyetler Birliği'nin Batı'daki uydu devletlerinden Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya, Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya, Slovakya şimdi hem AB, hem 'NATO' üyesi. Rusya'nın 'Yakın Çevre' siyaseti ise NATO'nun Ukrayna, Moldavya ve Gürcistan'ı içerecek şekilde genişlemesine karşıdır. Moskova bu ülkeler üzerinde askeri müdahale dahil zorlayıcı politikalara başvurma hakkını kendisinde görüyor. Rusya doğalgazı da politik bir baskı aracı olarak kullanıyor. 17 Aralık'ta Kiev'in doğalgaz fiyatlarında indirimi de içeren ekonomik bir yardım anlaşması yapması Moskova'nın 'havuç ve sopa' politikasının bir sonucuydu.

AB'ye ve NATO'ya girmek Ukrayna için hem ekonomik yardım, hem liberal demokrasi, hem de askeri bakımdan Rusya karşısında korunma anlamına geliyor. Moskova'nın itirazı sebebiyle bu hedeflere ulaşılamadı. AB de Rusya ile açık bir çatışmayı göze alamıyor. Bu yüzden Ukrayna iki arada bir derede kendi yolunu bulmaya çalışıyor. Ukrayna'da devlete rengini verme meselesi ölümüne bir mücadeleyi gerektiriyor. Ukrayna'nın Batı yanlısı liderlerinden birisi (eski Cumhurbaşkanı Victor Yuşçenko) zehirli bir suikaste uğradı, ölümden döndü, bir diğeri (eski Başbakan Yuliya Timoşenko) ise yolsuzluk suçlamasıyla hapse atıldı. Her iki isim Ukrayna devletinin Batı rengine bürünmesini isteyen 'Turuncu Devrim'in liderlerindendi. 1990'lardan itibaren devlete rengini verme mücadelesi çok sert geçmektedir. Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç'in AB ile ortaklık anlaşmasını imzalamayı reddetmesi üzerine başlayan protestolar başkent Kiev'in yanı sıra ülkenin pek çok kentinde Batı yanlıları ile Rusya yanlıları arasında çatışmalara sebebiyet verdi.

Ukrayna'nın AB'ye girmesi liberaller ve milliyetçiler için ne kadar hayati bir meseleyse, Rusya için de Ukrayna'nın AB üyesi olmaması o kadar hayati bir meseledir. Rusya'nın Ukrayna'da geri çekilmesi Moskova'nın hem Batı'daki 'Yakın çevre' siyasetini, hem Doğu Akdeniz ve Ortadoğu'ya açılmasında stratejik bir mevki olan Suriye siyasetini zaafiyete uğratacaktır. AB ve ABD son gelişmeler nedeniyle Ukrayna hükümetine karşı yaptırımlara başvuracaklarını ilan etti. Aynı AB ve aynı ABD, 'Arap Baharı' sonrasında seçilmiş bir Cumhurbaşkanının askeri darbeyle devrildiği, binlerce insanın öldürüldüğü, binlerce insanın tutuklandığı, protesto gösterilerinin yasaklandığı Mısır için benzer bir tepkiyi gösteremedi. Batı, Mısırlıların hür iradeleriyle devletlerinin rengini tayin etme haklarını görmezlikten geldi. Tarih, Batı'nın bu iki yüzlülüğünü bir kez daha kaydetmiştir.

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim