Ahmet Taşgetiren

Ahmet Taşgetiren

Yazarın Tüm Yazıları >

Ukdeler

A+A-

"Ukde" düğüm demek. Sosyal bir sorunun analizinde "problemli alanlar, çözülmesi zor sorunlar" için kullanılır.

"Çözüm" için yoğunlaşılan "Kürt sorusu"unda da henüz önemli bazı "ukdeler" var.

1-Ayrışma ukdesi.

Bu, sorunun en can alıcı kısmı. Baykal'ın seslendirdiği "Çözüm ayrışmayı değil, bütünleşmeyi çoğaltmalı" yaklaşımı, genel anlamda Ankara'nın kadim ukdesini ifade ediyor. "Üniter devlet" kaygısı... Ankara'da kimse, DTP - PKK hareketinin, eskilerin ifadesiyle "fi tarihinde - herhangi bir zamanda" ayrışma tutkusundan vazgeçtiğine inanmıyor. Acaba şu andaki, "ayrılma düşünmüyoruz" söylemleri, şu anda konjonktürün buna imkan vermediği değerlendirmesinden mi kaynaklanıyor, yoksa pür-samimiyetten mi? Ankara bu konuda emin değil. Belki Abdülmelik Fırat'ın "Biz, bin senedir beraber yaşamışız. Her ne kadar bizi bir arada tutan dini inançlarımız zayıflasa bile, hâlâ örf ve adetlerimiz, yeme içmemiz yüzde 80 birbirine eşittir. En az benim gördüğüm kadarıyla 5 milyon Kürt ve Türk birbiriyle evlenmiştir. Yani Kürt kızı Türk'le, Türk kızı Kürt'le evlenmiştir. Şimdi niye ayrılacağız?" sözü çok daha samimi bulunuyor. Çünkü Fırat'ta bir "Ortak payda" kaygısı var.

Şu anda "çözüm" çerçevesinde atılacak adımlar, uzun vadede neyi getirir? Topluluk hakkı, Kürtçe eğitim, yerel yönetimlerin etkinleşmesi, bölgesel özerklik vs... Bu başlıklara bağlı olan o soru, "Ayrışma ukdesi"nin ürettiği bir sorudur ve ortadan kalkmış değildir.

2- "Silahlar sussun" ukdesi.

Bu, DTP'nin - PKK'nın söylemi. safça bakıp bu söylemi çoğaltanlar da var. Ama Ankara açısından bakıldığında bu, meşru devlet güçleriyle PKK silahlı gücünü aynı seviyede görmek anlamına geliyor ve asla kabul görmüyor. Doğrusu şu ki, DTP açısından bakıldığında da, PKK'ya bir tür meşruiyet tanınıyor. Ankara ile DTP cenahı arasındaki "Gerilla - Terör örgütü" ayrımı da buradan doğuyor.

3- PKK'nın onuru (!) meselesi.

"Çözüm" olsun da bu arada PKK'yı ne yapalım? Af ile ilgili ukdeler bu sorudan kaynaklanıyor.

Normal bakışta PKK silahlı bir terör örgütü. Devlete isyan halinde. Bugüne kadar birçok cinayete karışmış. Dünyanın her yerinde böyle bir yapı ile mücadele edilir ve tasfiyesi öngörülür. Bu örgütle mücadelede 25 yıl geçmiş. Örgütün silahlı propaganda ile yürüttüğü mücadelenin, siyasi ayağı teşekkül etmiş. Şimdi uluslar arası konjonktür değişmiş, bu silahlı mücadelenin zemini kalmamış. PKK şöyle veya böyle bitecek. İstenen ne? PKK'nın "onur"u korunarak bitirilmesi.Mesela, "pişmanlık yasası" kesmedi.  Neyden pişman olmuşlardı ki?! Pişmanlık söz konusu değildi! Çarpışılmış ve satranç diliyle söylersek, "pat" yani yenişemezlik durumuna gelinmişti. Tamam bir meşruiyet - dışılık vardı ama, çözüm adına o görmezden gelinmeli, daha "onurlu" bir çıkış imkanı sunulmalıydı. Genel af. Siyasi alana çıkış imkanı. Hatta militanlar için iş! Bir rehabilitasyon zemini... Öcalan'ın durumunun iyileştirilmesi. Hatta genel af kapsamı içine alınması. Bütün bunlar, son zamanların iç - dış telkinleri arasında yer alıyor.

4-  Şehitlerin kanı meselesi.

Bir büyük "ukde" de, bu alanda mevcut. Bu hadise, çok çetrefil bir hadise... Doğu - Güneydoğu'da sancı varsa, bu orada abluka altına alınmış değil. 25 yıllık ameliyat ortamı, ülkenin tüm derinliklerine sancıyı taşımış durumda. İşte Çukurca'da 6 genç toprağa düştü.  Dün Lice'de 9 şehit verilmişti. 15 gün içinde 15 şehit. 15 şehit 15 ateş topu demek. Sayın ki Çukurca'dan, Lice'den uçtu ve İstanbul'un, Rize'nin, Kütahya'nın bilmem hangi köyüne, kasabasına, mahallesine düştü. Analar tutuştu. Onları ne yapacaksınız? "Bağrınıza taş basın" demek, yangını söndürmüyor. "PKK'ya onurlu çıkış" kapısı arayışı, yürekleri sadece ve belki azıcık, çocuklarını vatan uğruna şehit verdikleri duygusuyla soğuyabilen anneleri öfkeden çıldırtabilir. Nasıl durultacaksınız onların yüreklerini? PKK'yı pışpışlayıp dağdan indirmek, bu "asi çocuklar"ı hayata kazandırmak iyi... Orada bir ana yüreği nefes alacak. O da iyi. Ama, öte yanda delikanlı evladını bir daha göremeyecek olan annelerin duyguları için de bir rehabilitasyon gerekli. O "ukde"yi kim çözecek? "Mahalli seçimler Kürdistan'ın haritasını çizdi!" diyenlerden öyle bir şey beklenmeli mi?

5- Temsil ukdesi.

Bu meselede en çetin ukdelerden birisi de Kürt sorununda, masanın bir tarafına baş aktör olarak DTP - PKK'nın oturmuş olmasıdır. Oysa bu hareket, yine Abdülmelik Fırat'ın ifadesiyle, Kürtler'in yüzde 20'sini temsil ediyor. Bu temsil gücü ile, başat aktör olmak... Kürt toplumunun diğer renklerinin geri plana

düşürülmesi... Bu bugünün Türkiyesinin de ukdesidir, yarınların da ukdesi olacaktır. Kürtlerin de derin ukdesi olacaktır.

Temsil işinde bir diğer konu ise, masaya Türkler ve Kürtler tarzında iki temsil ünitesi gibi oturmaktır. Bu da, belki de ilk başta sunduğumuz "ayrışma ukdesi" dikkate alındığında, hiçbir zaman çözülemeyecek bir ukde niteliğindedir.

Bu iş, neresinden baksanız sırat köprüsü üzerinde yürümeye benziyor.

Ya da bıçak sırtı bir iş.

Ya da iki tarafı keskin bıçak.

Bu işte, hep alacaklı üsluplar içinde konuşan, sadece bir tarafın acılarını görenler, yeni acı tohumları ekmekten başka bir şey yapmış olmazlar.

Elhasıl çok dikkat gerekiyor, çoook!

Ukdeler çok çetin bağlanmış.

BUGÜN

YAZIYA YORUM KAT