Uğur Dündar, hatırlıyor musun?

29.03.2009 08:03

Ali İhsan Karahasanoğlu

Ergenekon iddianamesinde, suçlama şeklinde bile değil, öylesine bir yazışmanın aktarımı sırasında, kendi ailesinden bahsediliyor diye, ne de kızdı Uğur Dündar..

Oysa kızacak ne vardı ki?

Yıllardır onun yaptığının bir tekrarı değil miydi o!

Hayatı boyunca uyuşturucuya karşı çıkmış siyasetçilere bile, ne idüğü belirsiz adamların ağzından “uyuşturucu kaçakçılığı” suçlamasını yapan sen değil miydin, sayın Dündar?

Evet hatırla bakalım, tek bir kişinin beyanı ile, bir siyasi lider hakkında, uyuşturucu kaçakçılığı suçlaması yapmadın mı sen?

O siyasi liderin, uyuşturucu kaçakçılığı ile uzaktan yakından ilgisi olmadığını, olamayacağını adın kadar bildiğin halde..

Değil mi sayın Dündar?

Şimdi niye kızıyorsun ki?

Dün ettiğini, bugün buluyorsun..

Üstelik senin maruz kaldığın olay, senin yaptığının yanında hiçbir şey..

Sen direkt bir siyasi lidere büyük bir suç isnadında bulunuyordun..

Oysa senin küplere bindiğin iddianamedeki ifade, bir şahsın, diğerine yönelik bilgi aktarımından ibaret.

Ne senin hakkında milyonlarca insanın önünde suçlamada bulunulmuş, ne de televizyon programına konu edilmişsin.. 2000 sayfalık iddianamede, 7-8 satırlık bir bölümden ibaret, seni kızdıran ifadeler..

Ya sen?

Sen kaç saatlik program yapmıştın, hatırlar mısın?

Hatırlayabilir misin?

Eminim hatırlıyorsundur..

Hatırladığın için de, bundan sonra neler yaşayacağını kafanda kurgulamış olmalısın.. Kurgulamış olmalısın ki, sinir katsayın daha da artıyor!

“Birisi bizim namusumuzla oynarsa, bunun hesabını yargıda sorarız. Ama yargı bizim namusumuzla oynarsa ne yapacağız?” diyorsun!

Öyle ya..

Bugüne kadar mütedeyyin insanlar aleyhine yaptığınız yayınlar da, hep böyle idi zaten..

Bir dava dosyasında, kıldan tüyden bir iddiayı, ciddi bir delilmiş gibi saatlerce süren programlarınıza konu ediyordunuz.. Hiçbir dayanağı olmayan bir şahidin beyanını, kesin bir mahkumiyet kararı çıkmış gibi mütedeyyin insanlar aleyhine kullanıyordunuz.

Size açılan davalara da, “Biz yayında kullandığımız ifadeleri, iddianameden aldık. Biz dava açılan isnatları, dava dosyasından aldık” diyerek kendinizi savunuyordunuz.

“Biz medyayız. Biz, dava dosyasındaki bilgileri aktardık. Kamuoyu ile paylaştık. Bizim bir suç kastımız yoktur. Dava dosyasındaki bilgilerin kamuoyuna aktarılması, basının görevidir” diyerek, tazminat ve cezalardan kurtuluyordunuz..

Değil mi sayın Dündar?

Senelerce yaptığınız buydu değil mi? Ününüze ün kattığınız programların hepsinin altyapısı, bu mantıkla örülmüştü değil mi?

Bir örnek daha vereyim..

Bir defasında, bugünün 20 lirası değerindeki bir emlak vergisi borcu sebebi ile, bir siyasetçiyi yerin dibine batırıyordunuz. Hem de saatler süren programda.. Sonra da herşey normalmiş gibi, “Biz iftira etmedik. Haberimiz doğrudur” diye üste çıkmaya çalışıyordunuz.

Evet doğru idi, o siyasi lider, 20 liralık bir emlak vergisi borcunu unutmuş, ödememişti..

Ama bunun, bir saat haber yapılacak ne değeri vardı?

Unutulmuş, küçücük bir emlak vergisi borcunun, bir saatlik haber yapılacak ne önemi vardı?

“Var” diyorsanız, söyleyin, “şimdi, kendi patronunuzun 1 milyar TL’lik (1 katrilyon) vergi kaçağını, aynı orantıda vermeye kalkarsanız, kaç ay aralıksız yayın yapmanız gerekir?”

Söyleyin sayın Dündar?

Söyleyin, “20 lira için bir saatlik program yapılırsa, 1 milyar için kaç ay yayın yapmak gerekir?”

Tüm bu anlatımlarımızdan, “Herkesin ailesi ile ilgili olarak, mantıklı-mantıksız her şey, iddianamelere yazılsın. Bunda hiç bir sakınca yok” görüşünde olduğumuz sanılmasın.

Tabii ki dikkatli olunsun.. Tabii ki itinalı hareket edilsin.

Ama bu konuda itirazda bulunacak kişinin de, yıllarca bu yanlışın istismarcısı olarak bilinen bir kişi olmaması gerektiği açıktır.

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim