1. HABERLER

  2. HABER

  3. Twitter'ı Uyarıyoruz Hala Adım Atmıyor
Twitter'ı Uyarıyoruz Hala Adım Atmıyor

Twitter'ı Uyarıyoruz Hala Adım Atmıyor

Başbakan Erdoğan, Twitter'ın bildirilen hesaplara karşı tavrına bakacaklarını belirterek, "Hakikaten kaldırırlarsa gereği yapılır. Uyarıyoruz hala adım atmıyorsun" dedi.

A+A-

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, NTV ve Star ortak canlı yayınında, gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Erdoğan, Samsun ve Kastamonu mitinglerindeki izlenimlerinin sorulması üzerine, Kastamonu'da miting alanının dolu olduğunu, coşku ve heyecanın da iyi olduğunu söyledi.  

Kastamonuluların 20 yıldır değişmeyen bir yerel yönetim anlayışını değiştireceğine yönelik bir karar verdiğini hissettiğini dile getiren Erdoğan, Kastamonu'da partilerinin belediye başkan adayının ikinci adam olarak Kastamonu belediyesinde görev yaptığını, fen işlerini yönettiğini ifade etti. Belediye başkanının uzun süredir ciddi bir rahatsızlığının bulunduğunu belirten ve "Geçmiş olsun" dileğinde bulunan Erdoğan, bu dönemde de belediyeyi adaylarının yönettiğini anlattı. 

MHP'nin belediye başkan adayının ortaokul mezunu olduğunu, belediyecilik deneyiminin bulunmadığını ifade eden Erdoğan, "Fakat bizim adayımız, hem üniversite mezunu hem de yıllar yılı belediyeciliğin içinde yaşamış ve Kastamonu'ya hizmet vermiş bir insan. Öyle zannediyorum ki Kastamonu da işin bu yanını özellikle bütünleştirecektir. Çünkü Kastamonu'nun ciddi bir değişim, dönüşüme ayrıca ihtiyacı var. Biz merkezi yönetim olarak Kastamonu'ya çok hizmet verdik. Havalimanından tutunuz bütün duble yollar, şimdi Ilgaz Tüneli'ni yapıyoruz. Eğitimde, sağlıkta oraya yaptığımız yatırımlar çok fazla. Bütün bunları bütünleştirmek istiyoruz" diye konuştu. 

Samsun'da 57'nci mitingini yaptığını aktaran Erdoğan, "Samsun, tarihi bir mitingdi, öyle zannediyorum ki cumhuriyet tarihinde böyle bir miting, Samsun'da görülmemiştir. Ben de bugüne kadar Samsun'da yaptığım mitingler, katılımı çok yüksek mitingler olmuştur ama bu caddelerle, bu işe katarsak, yüz bini aşkın bir katılımın, coşkunun, heyecanın olduğu bir miting oldu. Samsun'da zaten büyükşehir belediye başkanımıza güven var, öyle zannediyorum ki ilçelerinde büyük bir çoğunluğunu, belki tamamını alabilecek bir heyecanı, coşkuyu gördüm. Onun için pazar akşamını Samsun'da çok farklı bir müjdeyle bekliyoruz" ifadelerini kullandı. 

"Biz malum yeni angajman kurallarını açıklamıştık"

Suriye'deki Süleyman Şah Türbesi'ne tehdidin hatırlatılması ve bunun gerçekleşmesi halinde Türkiye'nin tavrının ne olacağının sorulması üzerine Erdoğan, öncelikle konunun bir çerçevesinin çizilmesi gerektiğini ifade etti. 

Suriye'nin, Türkiye'nin sınır komşusu olduğunu, yönetimle olan ilişkilerin çok olumlu ve farklı olduğunu dile getiren Erdoğan, Suriye ile stratejik anlaşmalar yaptıklarını, ancak Tunus'taki olaylardan sonra aynı şekilde Suriye'deki olayların başladığını anımsattı. 

Olayların başlamadan önce Suriye'yi uyardıklarını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Dedik, 'bu gelişme Suriye'ye de sıçrayabilir. Biz size ne istiyorsanız her türlü desteği verelim.' Demokrasi Suriye için çok önemli. Bunun beklentisi içinde olan Suriye halkı var. Bundan çekinmeyin, söylüyorsunuz ülkenizde itiraf ediyorsunuz, rahat olun bu adımı atın. Hatta beni arabasına alır gezdirirdi. Son toplantımızı kendisiyle Asi Nehri kenarında yaptık. Orada müşterek bir baraj yapma kararı aldık. Onun temelini atmaya gitmiştik. O gün birlikte Halep'te buluştuk. Yaklaşık 3,5 saat bir görüşmemiz oldu. Bunları hep konuştuk. Tabii biz hakikaten bugünkü bir Esed'i beklemiyorduk. O zamanlar tabii yaklaşımı çok daha farklıydı ve sürekli telefon diplomasisi yürüttük. Ama bir ara baktık ki ölümler, öldürmeler devam ediyor, kendisi bunları pek dinlemiyor. En sonunda Dışişleri Bakanı Ahmet bey kendisiyle altı saat görüşme yaptı. Bu arada da özel temsilcilerimi gönderdim. Benden bazı projeler istedi, planlar istedi. Bu konularda özel temsilcilerimi göndermek suretiyle yardımcı olmaya çalıştım. Çünkü niyetimiz çok samimiydi. Fakat artık bir ramazan akşamıydı, camilerin bombalanması olunca ben kendisini son kez aradım. 'Yarın cuma, ne olur şu talimatınızı verin' dedim. 'Şu insanları bir cuma günü ve ramazan ayında öldürmesinler.'

'Onu benim adamlarım yapmıyor' dedi. Şebbihaları, kendi adamı diye göstermiyordu, halbuki Şebbihalar onun adamıydı, onu özel timleriydi. Ertesi gün yine vurdular ve o gün 16 kişi öldürdüler. Bunları hiçbir zaman dinlemedi. Şu an orada yaklaşık 160 bin can kaybı var. Bunların içinde 8 bin çocuk ve biz tabii bağrımızı açtık."

Açık kapı politikasıyla çalışmalarını devam ettirdiklerini vurgulayan Erdoğan, "Şu anda bizde malum buraya gelen insan sayısı 760 bini buldu. Harcamalarımız 3 milyar doların üzerinde. Biz dedik ki bunu devam ettireceğiz. Tabii yaralılar oluyor, bunlarla ilgileniyoruz. Fakat şu anda hala öldürmeye devam ediyor" dedi. 

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Tabii son dönemde daha önce bir helikopterle bizim hava sahamızı ihlal ettiler. Hava sahamızı ihlal edince biz malum yeni angajman kurallarını açıklamıştık. Bu angajman kurallarından hareketle o zaman uçaklarımız bu helikopteri vurdu. Şu anda yine aynı şekilde bizim hava sahamızı ihlal eden iki tane bunların uçağı Mig-23 bir ila birbuçuk kilometre ihlal ettiği silahlı kuvvetlerimizden bana bildirildi. Bunun da tek sebebi şuydu; Kesed denilen bizim hudut kapısının olduğu bölgeki, orada 50-60 bin nüfusu var. Büyükçe bir yer orası. Orasını tabii Özgür Suriye Ordusu tekrar ele geçirince bunlar onları bombalamak için aslında gelmişti ve bizim hava sahamızı da ihlal ederek böyle bir adımı attılar. Bu defa da bizim uçaklarımız kalkıp bunlardan bir tanesini vurdu ve o da Kesed'e düştü. Tabii bu angajman kurallarını ihlal, bundan sonraki süreçte de eğer böyle devam edecek olursa bizler gereği neyse bunu tabii yapmak durumundayız."

Başbakan Erdoğan, üzüldüğü bir nokta olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Türkiye'deki muhalefet, ne yazık ki bunu bir siyasi istismar vesilesi olarak gördüğümüzü anlatıyor. Çirkin olan bu. Yani biz şu anda seçim sathı mahallindeyiz diye eğer ülkemizde hava sahamızı ihlal edenler olursa bunlara hoş geldiniz mi diyeceğiz? Kaldı ki bunlar zaten 160-165 bin kişiyi öldürmüş. Orada katil Esed'in, cani Esed'in bu tür bir durumu var. Bizim bu arada 74 tane vatandaşımızı bunlar şehit ettiler, öldürdüler ve zaman zaman hala top atışları, havanlar ülkemize düşüyor ve bütün bunlara karşı muhalefet, başta CHP olmak üzere bunları hala kalkıyorlar, övmeye, müdafaa etmeye... Bu bizim ulusal meselemiz. Bu siyaset malzemesi yapılabilir mi? Sen burada kimin yanında yer alacaksın? Senin burada yapman gereken böyle bir ulusal meselede hükümetin yanında yer almaktır, silahlı kuvvetlerin yanında yer almaktır. Ama ben bakıyorum ki ana muhalefetin başındaki zat, yardımcıları, hepsi bunların yanında yer almaya kalkıyorlar. Bu gerçekten bizim bir milli meselemizde dahi muhalefetin ne denli ayrık düştüğünü, ne denli bunu bir istismar vesilesine dönüştürmeye gayret ettiğini göstermesi bakımından çok önemli. Biz tabii onların dinleyecek halimiz yok. Biz silahlı kuvvetlerimize gerekli talimatı vermişiz. Silahlı kuvvetlerimiz de sağolsunlar gereğini yaptılar ve bundan sonra da böyle bir şey olacak olursa aynısı olur."

"Süleyman Şah Türbesi'ne karşı bir yanlışlık olursa gereği yapılır"

Suriye sınırlarında yer alan Türkiye'nin toprak parçası Süleyman Şah Türbesi'ne yönelik IŞİD'in saldırısına karşı Türkiye'nin tavrının ne olacağının sorulması üzerine Erdoğan, "IŞİD'in burada bir sıkıntısı var. Burada daha önce Türkmenler vardı. Türkmenlerin özellikle maalesef malzeme, silah noktasında zayıf düşmesi onların ister istemez geri çekilmesine neden oldu. Geri çekildiklerinde 80 şehit verdiler" diye konuştu. 

Adana'da durdurularak aranan MİT tırlarının Suriye'deki Bayır-Bucak Türkmenlerine yardım götürdüklerini anımsatan Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

"Bunda bile maalesef muhalefet aynı şeyi yaptı, aynı durumu yaptı ki muhalefet hiçbir zaman Türkiye'nin avukatı olmadı, hep karşısında oldu. Tabi biz, bunlar yapıldığı vesaire diye kalkıp da Bayır-Buçak Türkmenlerini yalnız bırakamazdık ve bırakmadık yine de bırakmayacağız. 24'üyle alakalı biz de bazı şeyler duyduk, şu anda herhangi birşey söz konusu değil ama Süleyman Şah Türbesi'ne karşı gerçekten böyle bir yanlışlık olacak olursa tabiki gereği neyse orada o yapılacaktır. Bu topraklar bizim topraklarımızdır, yaklaşık 10 dönüm gibi bir arazidir, bu topraklar uluslararası anlaşmalarla teminat altına alınmış topraklarımızdır. Bu topraklarda yapılacak bir saldırı aynen Türkiye'ye yapılmış bir saldırıdır." 

Niğde'de güvenlik güçlerine yönelik saldırı

Başbakan Erdoğan, Niğde'de güvenlik güçlerine karşı yapılan saldırıya ilişkin bir soru üzerine de konuyla ilgili olarak İçişleri Bakanlığı ve yargının işin üzerinde olduğunu, yakalanan 3 kişiden birinin Kosovalı, birinin anne ve babasının farklı ülkelerden, bir diğerinin de Makedonyalı olduğunu ve bu kişilerin Ankara'ya getirildiğini söyledi.

Yakalanan 3 kişinin Suriye'de bulunduklarının kesinlik kazandığını ifade eden Erdoğan, "Bunlar Suriye'den, orada aldıkları eğitimler vesairelerden sonra Bulgaristan üzerinden Makedonya'ya gitmek gibi bir hedeflerinin olduğu, güya silahı da yanlarında sünnet olduğu için taşıdıklarına dair ifadeyle bu işi çerçevelemeye çalıştılar. Şu anda ilgili birimlerimiz bu işin gerisini, nereye bağlıyor, bağlantıları nedir bunları araştırmanın içerisinde. Belli bazı bilgiler elde edilmiş vaziyette. Gerek istihbarat teşkilatımız, gerek yargı, gerekse İçişleri Bakanlığımız üzerinde" diye konuştu.

Diyanet İşleri Başkanlığının "kalıcı sonuçlar doğurabilecek büyük bir fitne ve imtihandan geçmekteyiz" ifadelerinin yer aldığı açıklamasına ilişkin değerlendirmesi sorulan Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

"Bir defa karşımızda bu seçimler de özellikle ortaya çıkan Pensilivanya denilen bir olay var. Bu Pensilivanya denilen olayın yasak olmasına rağmen eğer bir Cumhurbaşkanı dinleniyorsa, bir Başbakan dinleniyorsa, bir Genelkurmay Başkanı dinleniyorsa ve özellikle de burada bakanlar dinleniyorsa bu bir defa hem yasalara aykırı, hem de Diyanet İşleri Başkanımız da ifade ettiği gibi İslami, bizim itikadi noktada değerlerimize aykırı. Dinimizde, inancımızda kimseyi dinleyemezsiniz, gözetleyemezsiniz, böyle birşey yok ama bunlar din kisvesi altında maalesef bunu yapıyorlar, ondan sonra bunu bir tehdit, şantaja dönüştürüyorlar. Bu bakımdan Diyanet İşleri Başkanlığımız zannediyorum işin bu boyutunu ele almak suretiyle değerledirdi ve halkımızın yüzde 99'u Müslüman, bu duyarlılığı hep birlikte göstermemiz lazım. Bununla ilgili olarak da bizim ne yazık ki bu işin bir kısım yargıya ulaşmış olması, bir kısım güvenlikle de koordineli çalışmak suretiyle bu tür adımları atmış olmaları ülkemiz için gerçekten sıkıntı vericidir. Biz bunu ulusal güvenliğimize tehdit olarak algılıyoruz, onun için de gerekli tedbirleri alıyoruz. Ben şu anda alanlarda doğrusu tepkiyi bu noktada görüyorum. Zaman zaman vatandaşlarımızın sabırsızlığını görüyorum, bir an önce netice bekliyor. Temennim odur ki vatandaşlarımızın bu beklentisi bir an önce olur."

"Şerde zaman zaman hayr vardır"

Paralel yapılanmanın "himmet" adı altında zekat, sadaka topladıklarını, kurbanlık koyun ve adakları topladığını başka isimlerle para topladığını, bunların makbuzsuz yapıldığını anlatan Erdoğan, "Bunların nereye gittiği belli değil. Bunların üzerine Türkiye Cumhuriyeti devletinin uyanık olması lazım ama ben 17 Aralık olaylarını, 25 Aralık olaylarını bu noktada bir taraftan üzücü bulurken, bir taraftan da 'şerde zaman zaman öyle olur ki hayr vardır' ilkesiyle görmüş bulunuyorum. İnşallah şu anda hükümetimiz, devletimiz sıkı takibindedir" dedi. 

Başbakan Erdoğan, Twitter'a erişimin engellenmesine ilişkin olarak "Aklınızdan geçen tamamen engellenmesi miydi? Fransa, Almanya başvurduğu zaman hesapları kapatıyorlar, Türkiye'ye karşı sizce neden böyle bir tavır aldı Twitter?" sorusuna da şöyle yanıt verdi:

"Bizi zaten işin üzen boyutu budur. Şu anda biz, 10 milyon tablet bilgisayar dağıtmanın hazırlığı içerisindeyiz, şu anda yaklaşık 260 bin tablet bilgisayar dağıttık, okullarımıza etkileşimli tahtaları yerleştiriyoruz, bu hükümet böyle bir hükümet, Tayyip Erdoğan böyle bir hükümetin Başbakanı. Bizim derdimiz Twitter'ın kendisi değil, yaklaşımı. Eğer Twitter'da bu tür ahlaksızlar veya ahlaksızlıklar türer de siz buna karşı, ülkemi tahrik eden, ülkemin huzurunu kaçıran olayların karşısında sizi defaetle uyarmamıza rağmen, mahkeme kararlarını size göndermemize rağmen eğer siz bunu kesmezseniz, bunu durdurmazsanız, bize düşen de burada gerekirse bunu kapatabilmektir. Bu sürekli mi olur o ayrı bir konu, bize kalsa sürekli olmaz, niye sürekli olsun. Şimdi bıçağı katilin eline verirseniz insanı öldürür ama doktorun elinde neşter hayat kurtarır, olayın aslı budur. Son zamanlarda sağolsun bazı köşe yazarları televizyonlarda yorumlar yapıyorlar, 'AK Parti prestij kaybediyor, Erdoğan prestij kaybediyor' hiç birşey kaybettiği yok. Ben alanlara bakarım, alanlar nasıl bakıyor, nasıl yorumluyor ona bakarım."

Twitter'a erişimin engellenmesi

Twitter'dan içerik kaldırma talebinin sadece Türkiye'den yapılmadığını, bugüne kadar hükümet ve diğer yetkililer tarafından illegal olduğu gerekçesiyle toplam 365 içerik kaldırma talebi yapıldığını ve bunlardan 305'inin Fransa, 14'ünün Rusya'dan geldiğini anlatan Erdoğan, Türkiye'den Twitter'a giden toplam talep sayısının ise 2 olduğunu söyledi.

Erdoğan, Twitter'ın raporlarına göre taleplerin en sık Amerika'dan geldiğini ifade ederek, şöyle devam etti:

"Burası çok enteresan, Amerika Birleşik Devletleri'nden gelen 948 hesapla ilgili tam 679 talep ve tüm taleplerin neredeyse yüzde 80'inin bu ülkeden geldiğini ortaya koymaktadır. Bu 679 talebin yüzde 75'inin karşılanmış olması da ilginç bir rakamı ortaya koymaktadır. Almanya'da Ekim 2013 tarihinde Twitter, Alman hükümetinin talebi üzerine neonazi hesaplarını engellemiştir. Fransa, 19 Ekim 2012 Cuma günü Fransa'da yazılan ve yayılan Yahudi aleyhtarı ve ırkçı twitleri Fransa Yahudi Öğrenciler Birliğinin konuyu mahkemeye taşıyacağını belirtmesinden sonra harekete geçmiş ve söz konusu içerikleri siteden kaldırmıştır. Hindistan, ülkede Assam eyaletinde Temmuz 2012 tarihinde başlayan Vodo Kabilesi ve Müslümanlar arasındaki şiddet olayları nedeniyle hükümet tarafından ülke genelinde toplu mesajlar yasaklanmıştır. İlginç olan şurası ki Hindistan burası, Hindistan biliyorsunuz bu işlerde çok çok iyi bir ülke, Google, Facebook ve Twitter açıklama yaparak Hint hükümetiyle ortak hareket ettiklerini duyurmuştur. İngiltere, 2011 yılında çıkan ayaklanmalar sırasında İngiltere Başbakanı David Cameron provakatif içeriklerin paylaşılmasını engellemek amacıyla Twitter'a erişim yasağı getirebileceğini ifade etmiş, benim şu andaki açıklamamı o 2011'de yapmış, fakat olayların yatışması üzerine tedbir kararı aldırmamıştır."

"Twitter dediğimiz olay nedir? Bu bir şirket, sektör olarak iletişimde"

"Benim ülkemi karıştıranlara karşı, bütün bu olaylara karşı bu hukuk tanımazlığınız nedir?" diyen Erdoğan, Twitter'ın kendilerine ulaştırılan mahkeme kararlarını görmezden geldiğini belirterek, "Twitter bunu duymuyor. Sonra sen benden nasıl olur da hala iyi niyet beklersin? Biz de bunun gereğini yapacağız" dedi. 

Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sen benim ülkemi karıştırıyorsun, benim ulusal güvenliğimi tehdit eden adımlar atıyorsun. Bu ülkenin Başbakanına birileri kalkacak 'başçalan' diyecek, bakana kalkacak 'hırsız bakan' diyecek, bir başka hakaret var ki ağzıma almıyorum, bütün bunlara karşı kendileri uyarılıyor, uyarıldığı halde kalkıp bunu kaldırmıyor, bu hesaplar maalesef kapatılmıyor. Böyle olunca bizim yapmamız gereken, sorumluluk noktasında olan bir insan olarak bu işi düzelttirmektir. Düzeltmediğiniz takdirde biz kesin tavırlıyız, bu işi kapatırız. O zaman yapılması gereken ne? Burada bu yasaklara uysunlar, biz de sorunu bitirelim ama uymadıkları takdirde bizim 'acaba şurası ne der, burası ne der' bunların hiçbirisi bizi ilgilendirmez.

Twitter dediğimiz olay nedir? Bu bir şirket, sektör olarak iletişimde, sosyal medyanın içerisinde vesaire. Bakıyorsunuz zaten bu işin ardında aslında Youtube var, onların burada herhangi bir temsilcisi filan da yok, Youtube'un avukatlarıyla çalışıyorlar. Youtube'un avukatları şu anda arkadaşlarımıza gidiyorlar, bir tane avukat hanım kardeşimize çok edebe, adaba sığmayan birşey yaptılar. Bizim derdimiz ise biz hukuka, hakka sahip çıkacağız. Kimin hakkı, hukuku? Vatandaşımın. Bunu bizim yapmamız lazım. Ben anlamıyorum bu köşe yazarlarını, bunlar neyi savunuyorlar, kimin avukatlığını yapıyorlar? Ben çeşitli ülkelerden örnekler verdim, oradaki uygulamaya bakın, bizde ki uygulamaya bakın. Bizim ülkemiz muz cumhuriyeti değildir bunu bir defa bilmeleri lazım. Dolayısıyla onlarla ilgili hangi uygulamayı yapıyorlarsa burayla ilgili de aynı uygulamayı yapmak durumundadır. Yapmadıkları takdirde kararımız bu konuda kesin."

Başbakan Erdoğan, Twitter yetkilileriyle yapılan görüşmelerde bir ilerleme olup olmadığı sorusu üzerine de "Şu anda 1-2 yerle ilgili tamam dediler, zannediyorum onunla ilgili adım attılar. Sayı 1-2 tane değil ki şu anda son bildiğim benim, 700'e yakın bu şekilde maalesef uygulama var. Bunlar şimdi peyder pey onlara bildiriliyor. Bu bildirilenler karşısında tavırlarını göreceğiz. Eğer hakikaten kaldırırlarsa, kaldırmaları halinde de gereği yapılır. Mesela burada mahremiyetler var, ırkçılık var, sen bunları nasıl yayımlarsın ya? Uyarıyoruz, hala adım atmıyorsun. Mesele bu" yanıtını verdi.

 "Ben aynı uygulamayı paylaşmıyorum"

“Cumhurbaşkanının, bu konuda, böyle bir şey kabul edilemez biçimde açıklaması oldu. Ardından tweetledi. Cumhurbaşkanı, kabineden bakanlar yaptılar. Özetle Çankaya'nın bakışını nasıl değerlendirirsiniz" şeklindeki soruyu yanıtlayan Erdoğan, şunları söyledi:

"Sayın Cumhurbaşkanının bu tür uygulamayı yapmış olabilir. Ben aynı uygulamayı paylaşmıyorum, paylaşmadığımı yaptığım açıklamayla ortaya koydum. Sayın Cumhurbaşkanı tweet atabilir. Zaten tweetle benim aram yok. Benim pek hoşlandığım şeyler değil. Bu konuda arkadaşlarım gerekli çalışmaları yapıyor. Benim yapacak daha başka çok işim var. Onlarla uğraşıyorum. Hele seçim zamanı ben şimdi alanlarda gece gündüz demeden koşturuyorum. Benim bu tür şeylerle uğraşacak zamanım da yok."

"Avrupa Birliği, önce üzerine düşenleri yapsın"

Başbakan Erdoğan, gazetecinin, “Avrupa Birliği, Birleşik Devletler, açıklamalar yaptılar, bu konuda. Almanya'da hükümetin insan haklarından sorumlu üyesi, 'Avrupa Birliği adayı Türkiye için bu geçerli kırmızı çizgiyi aştı' diye konuştu" sözleri üzerine, şöyle devam etti:

"Bunlar çarpıtılan şeyler. İşin aslı astarı nedir bilemem. İşlerine geldiğinde bunlar AB'ye aykırıdır maykırıdır. Bu tür şeyleri hep söylerler. Yani çok da kusura bakmasınlar. Avrupa Birliği, önce üzerine düşenleri yapsın. Eğer hukuka saygıları varsa önce hukuka, Avrupa Birliği saygılı olmaya mecburdur. Bu iç hukuk meselemizdir. İç hukuk meselemizde de mahkemenin kararı vardır. Bu çerçevede bu adımlar atılmaktadır. Avrupa Birliği o zaman bu saydığım diğer ülkelere uygulanan, Almanya, İngiltere, bunlara uygulananı niye gözardı ediyor. Onlar da ne uygulanıyorsa Türkiye'de aynısı uygulanacak. Onlara uygulanan, Türkiye'ye uygulanmadığı zaman kusura bakmasınlar. Biz özgürlükler meselesini Avrupa Birliği üyesi çoğundan çok çok ilerde hallettik. Bizdeki iletişim özgürlüğü bunların çoğunda yok. Her şey ortada. Adam kalkıyor Başbakana isteği gibi hakaret ediyor, istediği gibi küfrediyor, yazıyor, çiziyor vesaire, ne oluyor? Avrupa ülkelerinin çoğunda bunu yapamazsınız ve biz bunların hepsine sabrediyoruz."

"Obama'nın telefonunu dinleyebilir misiniz" 

"Özgürlük bizim ülkemizde anlaşılmış değil. Yani bir başkasının özgürlük alanını ihlal bi defa özgürlük anlamına gelmez" ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Tam aksine özgürlük hakkını ihlaldir. Burada çok önemli olan özel hayatın ihlali de söz konusu. Özel hayatın ihlali, bu bizim yeni çıkardığımız yasada da çok açık net var. Yapamazsınız. Buradan hareketle, TİB de devreye girdi, adımını buna göre attı. Yani şu anda ben yine çok açık net söyleyeyim, Obama'nın telefonunu dinleyebilir misiniz? Bir merkezin biliyorsunuz dinleme olayı oldu, ayağa kalktılar değil mi? Peki, bize ne oluyor? Bizde niye bu kadar rahat hareket ediyorlar. AB niye bu kadar rahat hareket ediyor. Bunu bi defa bizim ülkemizin yazarları, kendi ülkemizin yorumcuları bunları görmeleri lazım."

"Seçimin arkasında da atacağımız adımlar var"

“30 Mart'ta, AK Parti'nin elde edeceği başarı, 17 Aralık ve 25 Aralık iddialarının bir kenara itilmesi, arınması anlamına gelebilir mi” şeklindeki soruya da Erdoğan, şu yanıtı verdi:

"Şimdi bir defa 17 Aralık, 25 Aralık bütün bunlar aslında, 30 Mart seçimleriyle çok daha farklı şekilde masaya yatırılacak. Bunu gözardı edemeyiz. Çünkü 17 Aralık direkt olarak bu millete yapılmış eylemdir. Böyle bir teşebbüs var. Millete yaptılar, benim şahsıma değil, hükümete değil, bu millete, Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı, bunu gözardı edemeyiz. Aynı şekilde 25 Aralık o da öyle. Biz sorumluluk makamındayız. Bunları nasıl gözardı ederiz. Dikkat ederseniz, ben diyorum ki bu bir istiklal mücadelesidir, bir istikbal mücadelesidir, bu kadar önemli. Biz şu anda seçim gailesi içerisindeyiz, tabii arkadaşlarımız çalışmalarını yürütüyor ama olay yargıda. Yargı da işini takip ediyor, yürütüyor ama bunun ötesinde hemen seçimin arkasında da atacağımız adımlar var."

"Milli irade hırsızlığı yapanlar, özellikle 30 Mart'ta milletin cevabını alacaklar" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Millet burada bir cevap verecek. Yani burada CHP’ye, MHP'ye, BDP’ye, Pensilvanya'ya, hepsine, cevap var. Milletimiz ne diyor? Eğer milletimiz bize farklı bir cevap verirse, başımız gözümüz üstüne ama diğerlerine verdiği zaman diğerleri ne yapacak, onu merak ediyorum. Hep söylüyorum, işte Sayın Kılıçdaroğlu, 5 yıl oldu genel başkan olalı, üç seçime girdi. Üçünde de kendisi, Bursa'da bir televizyonda, 'yüzde 40'ın altında oy alırsam, ben ve arkadaşlarım bırakacağız' dedi. Yüzde 26 aldı. Bıraktı mı? Bu zat dürüst değil, doğru konuşmuyor. Bırakmadı, bırakamaz ve şimdi dördüncü seçim bunda da göreceksiniz yine kaybedecek. Sayın Bahçeli o da onun benzeri. 16-17 yıldır partinin başında. Hiçbir kazandığı, biricinci olduğu seçim yok. Bizim ilk parlamentoya girdiğimizde o parlamentoya da girememişti. 16 aylık partiyken biz birinci parti olduk. O gün bugündür, 7 seçim yaptık, 7'sinde de hep öndeyiz. Şimdi sekizinciyi yapıyoruz, inşallah burada da kamu araştırmalarımıza baktığımız zaman yine birinciyiz. Yine birinci parti olacağız. Bu bişeyi gösteriyor. Milletin, yaptıklarımıza karşı takdirini gösteriyor. Eğer siz bir şeyler yaparsınız millet size ödüllendirir. Ama siz milletin hizmetkarı olmayıp ona tepeden bakarsanız, ona karşı hakikaten zulmederseniz, bu millet kalkıp da size orada veya sırtında taşımaya mecbur değil."

Muhalefet partilerinin yerine getiremeyecekleri vaadlerde bulunduğunu ifade eden Erdoğan, "Öyle palavradan yok mazotu şuraya indireceğim, yok. Biz de seçime gidiyoruz, şuraya seçim esnasında bir seçim ekonomisi bilmem ne asla, yapmayız. Niye? Çünkü bir seçim ekonomisi yapacak olursak o zaman fakir fukara, garip guraba vatandaşım çeker. Biz tam aksine fakir fukara, garip gurabanın yaşam koşullarını daha iyi noktaya nasıl taşırız, hep bunu düşünüyoruz. Burada da çok iyi neticeler aldık daha da iyi neticeler alacağız. Ama tabi bu bir süreç' diye konuştu.

"İstanbul tarih yazdı"

Erdoğan, geçen pazar günü İstanbul'da yaptıkları mitingde 2 milyonu aşkın kişinin bir araya geldiğine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mitingde, İstanbul tarih yazdı. Düşünün 2 milyonu aşkın insan, bu yeni yapılan alanda geldi, buluştu. Bu bi şeyi gösteriyor; bu durup dururken olmadı, bu bir sevdadır, bu bir aşktır. Burası İstanbul. İstanbul Türkiye’nin özetidir. Türkiye’nin özeti olan bu şehir bir mesaj veriyor. İnanıyorum ki bu seçimde de yine böyle olacak."

"Millet iradesine sahip çıktığını çok açık net gösteriyor"

Partilerin, İstanbul, Ankara ve İzmir yarışıyla ilgili değerlendirmesi sorulan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Şu anda üçünde de adaylarımız, partimiz, sağolsun, başa oynuyorlar. Başarılı olacaklarına inanıyorum ve şu anda gelen, açıklamayacağım, kamuoyu araştırmaları vesaire, bunlar çok çok olumlu. Millet iradesine sahip çıktığını çok açık net gösteriyor. Çok açık. Yani dolaştığım yerlerde mesela İzmir, orada yaptığım mitingde, İzmir'i gördüm, muhteşem. Ankara hakeza öyle. Bakın, dün akşam geç saatlerde, mitinglerimi yaptım, Trabzon'da, Ordu'da ikisi de muhteşemdi. Oradan dönüşte geldim Keçiören ilçesinde bir miting yaptım, yaklaşık 20-25 bin kişi, resmi rakam. Oradan Yenimahalle’ye geçtim, miting yaptım. Orada da yine 20-25 bin kişi. Bunlar o saatlerde oluyor, düşünün yani saat 7, 8, 9, bunların hepsi bişeyi gösteriyor. Üzüm salkımı gibi balkonlardan, camlardan herkes işi takip ediyor. Bu seçimin başka bir özelliği var. Yani bir yerel seçim değil, bu bir genel seçim havasına girdi. Niye? İşte bu ahlaki olmayan siyaset anlayışıyla oldu. Eğer ahlaki bir süreç olsaydı bu seçime girerken inanıyorum ki çok daha belki dozu düşük olarak böyle bir seçimi gerçekleştirebilirdik. Ama bu dozu farklı yere götürdüler ve şimdi millet bunu genel seçime döndürdü. Bu mantık, bu anlayış milletimizle de bizim şahsımızda bütünleşti. Şimdi herkes tabi inanıyorum ki ulusal ve uluslararası yorumcular pazar akşamı sonuçlarını, çıkacak neticeleri gördüğünde değerlendirmelerini de buna göre yapacaklar. Türkiye'de ne oldu? Yani yerelde Ahmet, Mehmet, Hasan, Hüseyin kazandı demeyecekler."

Kadir Karakuş, Selma Kasap, Kurbani Geyik / AA

HABERE YORUM KAT