"Tüzel Kişilikler Kavşağında Komplo ve Tahkik"

27.02.2014 17:54
"Tüzel Kişilikler Kavşağında Komplo ve Tahkik"
Hamza Türkmen, kaleme aldığı yazısında AK Parti-Gülen Cemaati gerginliği üzerinde duruyor.

Hamza Türkmen, 17 Aralık Operasyonu'yla ayyuka çıkan AK Parti-Gülen Cemaati gerginliğini ele aldığı yazısında islamilik, islamcılık, laiklik, tüzel kişilik gibi kavramları işliyor. AK Parti ve Gülen Cemaati'nin ne olduğu üzerine incelemelerde de bulunan Türkmen yazının devamında komploculuk hastalığını işleyeceğini belirtiyor.

***

Tüzel Kişilikler Kavşağında Komplo ve Tahkik - Hamza Türkmen

Gezi olaylarından ve 17 Aralık operasyonundan bu yana Türkiye’de yargı, yürütme ve denetim dışında kalan polis birimleri arasında devam eden ciddi bir gerginlik ve karşıtlık yaşandı. Biz Müslümanlar bu çatışmaya ümmet coğrafyasının geleceği, insanlığın ve İslami kazanımlarımızın maslahatı açısından baktık.

Bu süreçte yolsuzluk iddiaları da, içinde yüzlerce yakınımızın olduğu binlerce insanın şaibeli şekilde dinlenmesi ve Başbakan Erdoğan’ın itibarsızlaştırılması konusu da ilgisiz kalamayacağımız meseleler olarak öne çıktı. Bu konuları önemsiz göremeyeceğimiz gibi Türkiye’de ve tüm coğrafyamızda insani ve İslami kazanımlarımızın önünü açan süreçlere de ilgisiz kalamayız.

Gezi olayları, hatta 17 Aralık Operasyonu ile Mısır’daki Sisi darbesine zemin oluşturanTemerrüd Hareketi’nin muhalif yapısı arasında sürekli irtibatlar kuruldu. Ümmet coğrafyası arasında fıtri, siyasi ve ekonomik irtibatları artıran ve içinde yaşadığımız ülkede inanç ve düşünce özgürlüğü konusunda ciddi çabaları olan Başbakan Erdoğan niçin diktatör olarak takdim edilmeye çalışılıyordu. Ayrıca niçin “verili siyaset” içinde “muhafazakar demokrat”kimlikli olan AK Parti İslamcı ve Erdoğan terörist olarak gösterilmek için medyada veya dijital dinleme operasyonlarıyla gayret sarfediliyordu.

Verili siyaset ve ekonomi içinde, laik ve Batıcı değerlerle oluşan anayasal bir kurum olan AK Parti, insanlıktan, Müslümanlardan ve ümmet coğrafyasından yana açılım kaydetmesine; yerel ve küresel istikbarın vesayetinden ayrışma eğilimine rağmen “tüzel kişiliği” itibariyle İslami değildir. Yani AK Parti tüzel kişilik olarak laiktir.

İlk önce Erdoğan’a daha sonra da AK Parti’ye tavır alan ve güçlü bir muhalefet geliştiren Fethullah Gülen cemaati ise, yaygın gözlemlerimize göre aidiyeti ed-Din konusunda taşıdığı zaaflar ve farklı siyasi tutumların içinde de olsa İslami’dir. Yani Gülen Cemaati’nin tüzel kişiliği laik değildir.

Biz Müslümanlar dostluğumuzu ancak İslami aidiyetler nedeniyle geliştirir ve değerlendiririz. Bu çerçevede bireysel olarak mü’mim ve mü’mineler birbirlerinin velisidir (9/71). Ayrıca inkar edenlerin velisi “tağut”, iman edenlerin velisi de “Allah”tır (2/257). Ama ister “hükümet” ister “cemaat” formunda olsun, ortak bir toplumsal iradeyi yansıtan tüzel kişileri “İslami mi değil mi?” diye ayrıştırırız. İslami olan tüzel kişilerden beklediğimiz vahyi ölçülere göre düşünme ve tavır alma sorumluluğunu, tabii ki İslami olmayan tüzel kişilerden bekleyemeyiz. Ama öteki tüzel kişileri de ikiye ayırırız (30/2-4; 60/8-9). Müslümanlar için tehlike oluşturmayan yapılar bizlerde sevinç oluşturur; veya Müslümanlara düşmanlık yapmayanlara adil yaklaşırız, düşmanlık yapanları ise asla veli tutmayız.

Türkiye’deki son tartışmalarda mevcut Hükümet’i ve gündemde olan Cemaat’i değerlendirirken, verili siyasetin içinde de olunsa yorum ve değerlendirmelerimizi bu ölçüleri unutmadan biçimlendirmeliyiz. Ayrıca verili laik sistem içinde ve kurumlarında memur, işçi, esnaf, öğrenci, iş adamı veya siyasetçi olarak rol alan her Müslüman gücü oranında ifsad, tugyan ve müdahane şartlarını aşmaya çalışmalı, kimliğini gizlememeli, herkes için adaleti ön plana çıkartmalıdır. Çünkü“Firavunun ailesinde imanını gizleyen adam” (40/28) örneğinde hatırlatıldığı gibi gizlilik veya takiyye şartlar gereği istisnai bir durumdur. Ayrıca “Gönlü iman dolu olduğu halde zor altında kalan hariç, inandıktan sonra gönlünü küfre açan”ları Rabbimiz büyük bir azapla uyarmaktadır (16/106). Çünkü tüm Rasullerin ortak vasfı vahye tanıklık anlamında şahidlik ve şehidliktir. Rabbimiz bizlerden de vasat bir ümmet olarak şehidler (şüheda) olmamızı (2/143) istemektedir.

Gülen Cemaati taban olarak AK Parti bileşenlerinden birisiydi. Ama reel siyaset ve ekonomi bağlamında Cemaat üyeleri ile AK Parti Yönetimi arasında, partiye açılan 2007 kapatma davasından bu yana gittikçe büyüyen ihtilaflar vukuu buldu. Ve bugün Gülen Cemaati ile AK Parti karşı karşıya gelmiş durumda. Tabii ki içinde bulunduğumuz toplumun en önemli gündem maddelerine ilgi duymamız, Kur’an’ın gösterdiği “vahyin ilgi alanları” kapsamında bir sorumluluktur. Çünkü AK Parti bütünlüğünün bozulması veya bozulmaya çalışılmasının  kamusal alanda kazandığımız başörtülü kimliğimizden  İmam Hatip Okulları kazanımımıza, çevrenin fikri ve ekonomik olarak önünün açılmasından, ümmet coğrafyasında yaşanan sorunların sözcüsü olunmasına kadar alakalı olduğu ortadadır.

Yazının devamını okumak için tıklayınız...

  • Yorumlar 1
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim