1. YAZARLAR

  2. İbrahim Öztürk

  3. TÜSİAD'ın yeni misyonu
İbrahim Öztürk

İbrahim Öztürk

Yazarın Tüm Yazıları >

TÜSİAD'ın yeni misyonu

A+A-

TÜSİAD'ın akil adamları Ümit Boyner'i başkan adayı olarak işaret etti. Medyada Boyner çiftinin liberal çizgideki 'radikal çıkışları' hemen öne çıkartıldı.

Ancak bu çıkışın daha çok Özal hükümetine karşı yapıldığı da pişiriliyor. Türkiye'de özgürlükçü demokrasi isteyen liberal bir çizginin esasen neye ve nereye karşı olacağı çok açık olduğu halde, kartel medyası şimdiden 'beyin şekillendirme' faaliyetine girişti.

Eğer Bayan Boyner, Cem Boyner'in TÜSİAD başkanlığı ve Yeni Demokrasi Hareketi (YDH) tecrübesine benzer bir 'liberallik' yaparsa kısaca 'dağ fare doğurmuş' olur. Açık söyleyeyim, Bay Boyner ve YDH, Özal gibi bir adamı anlayamamış, tam tersine sözde liberal değerler adına Özal'a ağır ve haksız eleştirilerde bulunmuştu. Ardından ilk seçimde boylarının ölçüsünü aldılar. Ancak Özal'ın liberal görüşlerinin hayata geçmesi için elini taşın altına koymayanlar böylece 1990'ların kaybolmasına da yataklık ettiler.

Bayan Boyner kadrosunu kurarken ve söylemini kristalleştirirken bütün bu tecrübeyi kullanmalı. Bu meyanda önceliğini iyi bir yönetim kurulu oluşturmaya vereceğini ifade etmesi çok yerinde. Öncelikleri doğru koymak lazım. Her şeyden önce TÜSİAD cephe değiştirerek, ilk defa seçkinlerin mühendislik hesaplarının bir parçası olmaktan çıkmalı. İkinci olarak, halkın anlayacağı bir dil ve söylem için, halkın içinden gelen işadamı, akademisyen vs. ile de temasa geçmeli. Yalı boylarında yaşayan danışman ve akademisyen illüzyonundan kurtulup, ülkeyi dönüştüren 'yeni entelektüel birikimi' de sürece sokmalı.

Üçüncü olarak Türkiye'nin önceliği sivil ve demokratik bir anayasanın tesisidir. Bu meyanda Soğuk Savaş döneminin cuntacı Kemalist iradesi (Atatürkçü demiyorum!) ve bu iradeyi meşru hale getiren ideoloji devletin bütün kurum ve kuruluşlarından kazınıp atılmalıdır.

Dördüncü olarak, Türkiye'nin bugün ciddi bir tekelci kapitalizm sorunu vardır. Militarizmin kucağında büyürken, değerleriyle dalga geçtiği halka ise kalitesiz malları fahiş fiyattan 'kakalayan' ahlaksız ve yerli olmayan bir tekelci burjuvazi bu.

Açıkçası şimdiki başkan bu konuda katkıda bulunmadı. Ancak giderayak nadirattan tek düzgün konuşmasını son yüksek istişare toplantısında yaptı. 'Demokrasi olmadan ekonomik kalkınmada yolun artık sonuna geldik.' dedi. Çok doğru. Yarınki kapsamlı ekonomik analizimizde okuyacağınız gibi, eğer Türkiye 2004-2005 yılından beri oturup kalkıp darbe, cunta, suikast, şantaj işlerine odaklanmayıp, 2002-2004 arasındaki reform trafiğini ikinci nesil reform alanlarına kaydırabilseydi, biz bugün küresel krize karşı birçok zaafımızı tahkim etmiş olarak girecektik. Yapılabilen reformlarla bankacılık sistemi nasıl ayakta kaldıysa, ikinci nesil mikro reformlara odaklanıp sonuç alsa idik, biz de Polonya ve Kore gibi reel ekonomiyi, yani üretim, istihdam, iç tüketim ayağını hafif sıyrıklarla atlatabilirdik.

Şimdi kurtlar sofrasının ortasında yiğit bir adam, milletimizin dualarını arkasına almış canhıraş çırpınıyor. Sendikasıyla, eczacılar birliğiyle, sendikalarıyla halkı sokağa dökelim diye tekelci kapitalizmin bütün kurumları son kozlarını oynuyor. TÜSİAD iradesi arenadaki azgın boğa karşısındaki matadoru seyreder gibi eğleniyor.

Başta TÜSİAD olmak üzere 'AK Parti gitsin de çok kriz görmüş bizler, elbet bir krize daha dayanırız' diye yargının cuntaya manivela oluşuna kadar bütün kirlenmelere çanak tutanlarla TÜSİAD artık ayrışmalı. TÜSİAD da CHP gibi 'AK Parti'nin işine yarar' diye geçmişte kendi hazırladıkları raporlarından adeta utanıyor ve inkâr ediyorlar.

Amacım üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil. Ne TÜSİAD ne de büyük sermaye takıntım var. Türkiye'nin çok sayıda büyük sermaye grubuna ihtiyacı var. Sadece bir asırdır bir milleti hunharca iğfal eden 'ithal ve gayri meşru' bir irade ile aralarına mesafe koyacak, milli değerlerimize üvey çocuk muamelesi yapmayacaklar.

Millet burada olduğuna göre, nasıl olsa bugün değilse bir gün mutlaka bunu anlayacaklar.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT