1. YAZARLAR

  2. KENAN ALPAY

  3. TÜSİAD’ın Anayasası: Tuzak mı, İmkan mı?
KENAN ALPAY

KENAN ALPAY

Yazarın Tüm Yazıları >

TÜSİAD’ın Anayasası: Tuzak mı, İmkan mı?

A+A-

Anayasa konusu Türkiye’nin ağır sancılar yaşadığı alanlardan biri oldu hep. 12 Eylül darbecileri tarafından hazırlanan Anayasa’nın 30 yıl sonra tadilata tabi tutulması dahi ciddi dirençlerle hatta tehditlerle bastırılmak istendi. Anayasa, iktidar sahipleri tarafından temel hak ve özgürlükleri, hukuku teminat altına alacak ciddi bir toplum sözleşmesi olarak değil, tersine halkın siyasi, dini, etnik kimliğine karşı doğrultulmuş tankın namlusu gibi kullanıldı.

Anayasa, abartılı laik içeriğine rağmen devleti ve iktidar sahiplerini topluma karşı dokunulmaz kılan “değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez” kutsal bir metin olarak dayatıldı. Çatısı insan hak ve özgürlüklerinden değil de devletten ve devletin ideolojisinden yola çıkan bir mantıkla çatıldı. Bunun için toplumsal rıza basit bir formalite olarak hep kitabına uyduruldu.

12 Eylül referandumu ile Anayasa’nın bazı maddeleri değiştirilmek üzere halk oylamasına sunuldu. AK Parti tarafından hazırlanan yüksek yargıdaki kast sisteminin değiştirilmesi başta olmak üzere bir dizi değişim teklifi statüko temsilcileri tarafından püskürtülmek istendi. Anayasa’nın kısmen de olsa değiştirilmemesi için ‘hayır cephesi’ açan CHP, MHP, YARSAV, ADD gibi safkan Kemalist kamplar yalnız değillerdi. BDP ve sosyalist solun önemli bir kısmı da ‘boykot’la dolaylı da olsa ‘hayır cephesi’nde yer aldılar.

TÜSİAD’ın 12 Eylül referandumunda ‘tarafsız’ kalma siyaseti ise Hükümet ile aralarındaki sorunu daha da tırmandırmıştı. TÜSİAD, sözde ‘tarafsız’ siyasetiyle kendisiyle de açıkça çelişiyordu. Uzun bir dönemdir ‘darbe anayasası değişmeli’ şeklinde özetlenebilecek raporlara imza atan TÜSİAD, 12 Eylül referandumundaki pasif tutumuyla bir anlamda hayır ve boykot cephesinde konumlanıyordu.

Bu hafta ortasında bir grup aydına hazırlatılan yeni anayasa teklifi ile TÜSİAD seçimlere az bir zaman kala ciddi bir pozisyon aldı. Bu ciddi pozisyon muhakkak ki Haziran ayında yapılacak seçimlerin sonuçlarına göre ortaya çıkacak anayasa tartışmalarına dair bir ön alıştır. 12 Eylül Referandumu’nda AK Parti’nin geriletilememesi ve Haziran seçimlerinde muhalefet partilerinin ciddi bir varlık gösteremeyeceklerinin belli olması TÜSİAD’ı yeni bir anayasa taslağı ile kamuoyunun karşısına çıkardı.

TÜSİAD’ın fırsatçılığı, önalma kurnazlığı, geniş özgürlük vaad eder görünüp daraltılmış sembolik bir kaç lütuf ile özellikle geniş İslami çevreleri aldatılabilir gördüğünü deklare eden teklifleri ilk elde göze çarpıyor. Yeni anayasa için ‘kurucu meclis’ teklifi ve ‘başkanlık sisteminin mahsurları’na dair atıflar seçimler sonrası AK Parti’nin anayasa tekliflerini sermaye çevreleri adına bloke etmeye yönelik açık mesajlar taşıyor.

Sermaye sınıfı siyasete ve topluma sınır çiziyor, istikamet belirlemeye girişiyor bu teklifiyle. Gidişata engel olamayan sermaye klubü kontrollü ve kısmi bir alan açarak toplumsal talepleri manipüle etme telaşına düşmüş durumda.

TÜSİAD tarafından hazırlanan bu tür raporların konjonktürel olduğuna kuşku yok. Özal döneminde hazırlanan raporlarda öne çıkan ‘özgürlükçü, sivil, demokrat hava’ özellikle 28 Şubat gibi süreçlerde tam tersi istikamette kendini gösterdi. TÜSİAD’a karşı duyulan güvensizlik ve tepkilerin yaygın olması bu yüzden. İlkesiz hesapçılığı kadar darbecilerle paralelleşen fırsatçılığının da bu tepkilerde rol oynadığı muhakkak.

TÜSİAD, başörtüsü, İslami eğitim, siyaset ve toplumun dinle ilişkisi, İHL ve İlahiyatlar vd. gibi konularda son derece dogmatik hatta fanatik tutumlar serdeden ‘raporlar’ hazırlatarak pekiştirdiği konum ve imajıyla toplumsal hafızaya kazınmış durumda. Ülkenin doğal kaynaklarını ve çalışanların emeğini sermayelerine sermaye katmak üzere sömürdükleri vakıası üzerine eklenen bu duruşun makul ve makbul addedilemeyeceği malum.

Bununla birlikte yeni anayasa tasarısı TÜSİAD’ın bütün kaypak hesaplarına rağmen kangrene dönmüş bir sorunun tartışılmasına fırsat açtığı için önemlidir ve önemsenmelidir. ‘Değiştirilmesi teklif dahi edilemezler’in iptal edilmesi noktasından başlaması bile bütün toplum için bir kazanımdır. Her ne kadar iktidar ve muhalefet bu teklife hemen karşı çıktıysa da anayasanın resmi ideoloji dayatmasından başlayıp sistemin yeniden yapılandırılmasına ilişkin epeyce teklifler ihtiva etmesi önemli bir imkana dönüştürülebilir.

Tuzak mahiyetinde sayılabilecekler kadar fırsat sayılabilecekleri de gözönünde tutarak TÜSİAD’ın anayasa teklifini yarın irdelemeye çalışalım.

YAZIYA YORUM KAT