1. HABERLER

  2. HABER

  3. TÜSİAD, Koalisyonu Çıkarlarına Hizmet İçin Dizayn Etmek İstiyor
TÜSİAD, Koalisyonu Çıkarlarına Hizmet İçin Dizayn Etmek İstiyor

TÜSİAD, Koalisyonu Çıkarlarına Hizmet İçin Dizayn Etmek İstiyor

Gazetelere boy boy ilanlar vererek hükümet indiren, hükümet kuran vesayetçi TÜSİAD, seçimler sonrasında ortaya çıkan tablo karşısında koalisyonu dizayn etme hevesine kapıldı.

A+A-

Seçimler öncesinde muhalefet partilerinin ekonomiyle ilgili popülist vaatleri konusunda girmezken, seçim sonrası ortaya istediği tablo çıkınca siyasi partilerle temasta bulunan TÜSİAD, “Eski Türkiye” özlemi ile kurulacak koalisyonu dizayn etme rolüne soyunmak istiyor. 

ORTAM OLUŞURSA DEVREYE GİRER

Seçimlerin ardından TÜSİAD heyetinin Ankara’da siyasi parti liderlerini ziaret etmesinin kodlarını açıklayan Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı  (SETA) Ekonomi Direktörü Sadık Ünay, merkezi siyasi otoritede bir zayıflama hissettikleri anda TÜSİAD gibi kuruluşların kendilerine alan açıldığını düşündüklerini ve şu anda da böyle bir  dönem olduğunu ifade ederek, AK Parti'yi dengeleyeceği gerekçesiyle Türkiye'nin koalisyon ortamına gelmesinden TÜSİAD'ın epey memnun olduğunu söyledi.

İSTİKRARDAN FERAGAT ETMEYİ GÖZE ALIYORLAR

TÜSİAD'ın sıradan bir sivil toplum kuruluşu olmadığını, biraz daha siyasi sistemi dizayn etmeye yönelik bir yapısı bulunduğunu ifade eden Ünay, seçim öncesi ekonomiyle ilgili bütçeyi ve mali disiplini zedeleyecek vaatlerde popülizm yapılırken TÜSİAD'ın bu konulara girmemeyi tercih ettiğine dikkati çekti. Ünay, sözlerini şöyle sürdürdü: "Orada yapılan popülizmi biliyorlardı. Aslında aralarında kapalı konuşmalarda 'Makroekonomiyi AK Parti daha iyi yönetiyor' diyorlar. Kendileri açısından görece bir ekonomik kayba yol açacak olsa bile zaman zaman AK Parti gibi biraz muhafazakar hareketlere karşı ideolojik bir duruş alıyorlar. Eskiden Refah Partisi'ne karşı da vardı bu. Yani belli bir ölçüde makroekonomik istikrardan feragat etmeyi göze alıyorlar böyle durumlarda."

Ünay, TÜSİAD gibi kuruluşların siyasetin çetrefil hale geldiği, uzlaşmanın zorunlu olduğu durumlarda dengeleyici olarak devreye girdiğini ifade ederek, "Şu an bizim 'eski Türkiye' dediğimiz ortamın bir nebze oluştuğunu hissettikleri için çok mutlular. Koalisyon görüşmelerinde işler biraz daha somutlaşırsa bence daha fazla devreye girecekler. Onların arayıp da bulamayacağı bir ortam" yorumunu yaptı.

SİYASETE YÖN VERMEYE ÇALIŞIYORLAR

Aslında istikrarı toparlayıcı bir hükümetin kurulmasının TÜSİAD'ın çok da birinci önceliği olmadığını savunan Ünay, şunları kaydetti: "Çok daha istikrarlı dönemlerde hükümetten çok ayrı durmayı tercih ettiler. AK Parti hükümetinin yıllar boyu Afrika'ya, Latin Amerika'ya, Asya'ya yaptığı açılımlara kurumsal destek vermediler. Batı yörüngesinden bir şekilde çıkılmaması, özellikle Orta Doğu'da mesela bağımsız dış politika hamlelerinin önlenmesi, İsrail ile ilişkilerin geliştirilmesi gibi belli stratejik öncelikleri var. O önceliklerin sağlanması için de şimdi hükümet formüllerine müdahil olma şansı hissettiler ve açık veya kapalı olarak bundan sonra bunu kullanacaklardır."

Aile şirketlerinin güdümündeki TÜSİAD’ın  daha önce gazetelere boy boy ilan verip hükümet indiren hükümet kuran bir yapı olduğunu hatırlatan Ünay, “TÜSİAD ekonominin çok büyük kısmını kontrol eden ve bu gücü bir anlamda siyasi alana yansıtmaya da istekli olan dar bir grup" dedi.

DEMOKRASİYE UZAKLAR

Türkiye'nin siyasi tarihine bakıldığında TÜSİAD'ın aslında çok da fazla demokrasiyle iç içe görülmediğini, genelde antidemokratik ortamlarda öne çıktığını anlatan Ünay, 28 Şubat'ta olduğu gibi bu süreçlerde yanına farklı sivil toplum kuruluşlarını da aldığını söyledi. 

KAOS ORTAMINDAN BESLENİYORLAR

TÜSİAD'ın ekonomide şu ana göre çok daha sağlam bir yapı varken bile sert eleştiriler yaptığına değinen Ünay, şöyle konuştu: 

"Daha önceki başkan Muharrem Yılmaz, 'Ben yabancı yatırımcı olsam şu ortamda Türkiye'ye gelmem' demişti mesela. Normal şartlarda ülkeye yatırımın artmasını ümit eden bir yatırımcının böyle bir şey söylemesini beklemezsiniz. Zaman zaman muhalefet rolüne soyunuyorlar. Gezi sürecinde de farklı süreçlerde de 'Biz demokratikleşmeyi savunuyoruz' diyorlar ama genelde siyasi otoritenin zayıfladığını hissettikleri anlarda direkt devreye giriyorlar ve aslında belki muhalefet boşluğunu dolduruyorlar. Ekonomide belli alanlarda tekel güçleri var. Bunu kullanarak biraz bilek güreş içinde iktidarı belli bir yere çekmeye çalışıyorlar."

Yeni Akit

HABERE YORUM KAT